21 Mart 2021 Pazar

36- Eş-Şekûr ism-i şerifi:

 

Şekûr: Az amele, çok ücret veren; az ibadete, sonsuz ihsanlarda bulunan manasına gelmektedir. Bu isim, Rabbimizin cömertliğini ifade eden bir isimdir.

Şâkir de Şekûr gibi Allah-u Teâlâ’nın bir ismidir. Bu iki isim arasındaki mana farkı şudur: Şâkir denildiğinde, bire on, belki bire yüz karşılık veren manası anlaşılır. Şekûr dendiğinde ise az amele sınırsız mükâfat veren manası anlaşılır.

Hem Şâkir ismi hem de Şekûr ismi insanlar için de kullanılır. Bu ism-i şerifler insana atfedilse, mesela, “Ahmed şâkirdir.” denilse; bundan, Ahmet’in şükreden bir kul olduğu anlaşılır. Eğer “Ahmed şekûrdur.” denilse; bundan da Ahmet’in çok fazla şükreden bir kul olduğu anlaşılır.

Kula atfedildiğinde, “şükreden ve çok fazla şükreden” manasına gelen bu isimlerden Şekûr Allah’a nispet edildiğinde “az da olsa kulun iyi amellerine fazlasıyla karşılık veren” anlamına gelir. (Tegabun, 64/17.) Gazali rahmetullahı aleyh’in ifadesiyle Rabbimiz Şekûr olduğundan şükredilen şeyi kat kat artırır ve bu dünyada sayılı günlerde yaptığımız amellere karşılık ahiret âleminde sonsuz nimetler lütfeder. O sebeple cennet ehli cennete yerleştiğinde Allah’ı iki ismiyle överler: Günahlarını örttüğü için “Gafûr” ve az iyiliklerine çok karşılık vererek onları cennete yerleştirdiği için “Şekûr.” (Fatır, 35/34.)

Kendisine gösterilen azıcık ilgiye çok çok karşılık veren “şekûr” olurken; üzerine yağdırılan nimet ve iyilikleri hep yetersiz bulup yok sayana da “kefûr” denir.

Burada kısaca hamdle şükür arasındaki farka da değinelim: 

Yüce Allah'a hamd etmek, O'nu üstün sıfatlarından dolayı övmektir. Hamd, şükürden daha geneldir.

Şükür, ancak nimet karşılığında yapılır. Buna göre, her şükür bir hamd sayılır.

Yani hamd, Allahu Teala’yı gerek verdiği nimetlerinden dolayı, gerek diğer bütün kemal sıfatlarından dolayı övmektir.

Şükür ise, yalnız verdiği nimetler dolayısıyla övmek, minnettarlığını ifade etmek demektir.

Yani şükürde öne çıkan nimet iken, hamdde öne çıkan nimetlerin sahibi olanın zatıdır. Allah’a nimetinden dolayı şükredilir, zatından dolayı hamdedilir. 

Kur’an’dan anlıyoruz ki kendisini “Şekûr” diye isimlendiren Yüce Allah kulların ibadet ve iyiliklerine ‘görevlerini yapıyorlar’ diye bakmaz; bunları yeni bir lütuf vesilesi sayar ve şanına yakışır şekilde kat kat karşılık verir. (Fatır, 35/30.)

Evet, Cenab-ı Hak Şekûr’dur. Az bir amele, ebedi Cennet’i ihsan eder. Bu, onun cömertliği ve fazlıdır. Yoksa kulun hak ettiği bir karşılık değildir. Ufacık bir itaate, yüksek dereceler ikram eder. Nasuhi bir tövbeyle kulun bütün günahlarını affeder. Hatta affetmekle de kalmayıp günahlarını sevaba çevirir. 

Kur’an-ı Kerim’de dört yerde gelen “Şekûr” ismi bunların üçünde Gafûr ismiyle birliktedir. (Fatır, 35/30, 34; Şura, 42/23.) Şekûr isminin tecellisindeki lütufkârlık ile Gafûr’daki bağışlayıcılığın bir arada gelişi ile anlıyoruz ki hatalarımız bizim Allah katında itibarımızı tamamen kaybettirmez bunun müjdesini alıyoruz; bu da bize yeni bir başlangıç için cesaret verir.

Şekûr isminin kuldaki en büyük tecellisi şükreden bir kul olabilmektir. Nimetlerin nimet olduğunu görebilmek ve onlara şükürle karşılık verebilmek başlı başına bir nimettir. İnsan ruhu, aradığı tatmin duygusuna ancak bu şekilde kavuşabilir.


Şükrün en son mertebesi de, kulun hakkıyla şükretmekten aciz olunduğunu idrak etmesidir. Bu mertebeye ulaşan kulu hiçbir yoksunluk, sıkıntı yıkamaz. 


Şekûr ism-i şerifi bize, ister bize yapılmış, isterse de bizim yapacağımız olsun hiçbir iyiliği küçük görmemek gerektiğini öğretir. Hadis-i şeriflerde basit veya az görülebilecek iyilikler cennete girme vesilesi olarak anlatılır. Allah-u Teala, kulunun ihlâsla sadaka olarak verdiği bir hurma tanesi karşılığı, kuluna cenneti hediye eder. Böylece anlarız ki; Şekûr olan Allah iyiliklerin azlığına-çokluğuna değil, niteliğine bakıyor. 

Maddi olsun manevi olsun aslolan nimete odaklanmaktır. Öyle olduğu için şükran yolunu tutanlar sürekli Rablerinden gelen ihsanları anarlar. (Duha, 93/11.) Dillerinden şikâyet duyulmaz. Bir nimetin şükrünün de o nimeti paylaşmakla olacağını bilirler. Bunu yaptıklarında da bir lütufta bulunur gibi değil, bir vazife gibi ifa ederler (İnsan 76/8-9). Kendisine ikram edilen kişiye gelince o da nimetlerin asıl sahibini tanıdığından, hediyeyi getiren kula değil, nimeti gönderen Rabbine bakar. Öyle olunca da vasıtaya duyulan minnet, nimeti asıl göndereni unutturmaz.

Nasıl Allah insanların az bir ameline çok büyük karşılıklar veriyorsa Şekûr’un tecelli ettiği kullar da gördükleri küçük iyilikleri bile büyük minnet duyguları ile karşılarlar ve onların  az iyiliğine, gücü nispetinde çok karşılık verirler. 

Şekûr ism-i şerifinden insanın hissesi şudur: İnsan, ibadetlerine karşı kendine verilecek olan mükâfatların Allah’ın Şekûr isminin bir tecellisi olduğunu bilmeli ve bu sayede övünme ve kibirden kurtularak tevazu sahibi olmalıdır.

Cenab-ı Hak cümlemize Şekûr ism-i şerifi ile muamele etsin ve bizleri bu ismin tecellisine mazhar eylesin. Âmin…

En Güzel İsimler 99 Esma Sonsuz Mana-Vaize Fatma Bayram
Esmaü'l Hüsna şerhi Ali Osman Tatlısu

Hiç yorum yok: