15 Ağustos 2026 Cumartesi

47- Muhammed Suresi ‹‹ 4. Ayet Tefsiri

               Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾4﴿

Kâfirlerle savaşa girdiğinizde hemen öldürücü darbeyi vurun, nihayet onları çökertince esirleri sağlam bağlayın. Sonra ya karşılıksız bırakırsınız yahut bedel alarak. Ki böylece savaş ağır yüklerini indirsin (sona ersin). İşte böyle; Allah dileseydi onları bizzat cezalandırırdı, fakat sizleri birbirinizle denemek istiyor. Allah, yolunda öldürülenlerin amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Enfâl sûresinde (8/67) düşmana öldürücü darbeyi vurup savaş güçlerini çökertmedikçe ganimet ve esir alma gibi şeylerle meşgul olunmaması emredilmişti. Bu âyet aynı hükmü teyit ettikten sonra esirlere nasıl muamele edileceğini açıklıyor.

“Esirleri sağlam bağlamak”tan maksat kaçmamaları için gerekli tedbiri almaktır. Bundan sonra onlara ne yapılacağı konusunda yetkililere iki seçenek gösterilmektedir: Ya bedelsiz, bir lutuf olarak salıvermek ya da bir müslüman esir ile değişmek, salmaya karşılık maddî menfaat sağlamak, bu mânada bir bedel karşılığında serbest bırakmak. Âyette esirlere yapılacak başka bir muameleden söz edilmiyor. Bu sebeple büyük hukukçulardan Atâ ve Hasan-ı Basrî, “Esirin öldürülmesi câiz değildir, devlet başkanına böyle bir yetki verilmemiştir” demişlerdir; biz de bu görüşe katılıyoruz. Müctehidlerin çoğunluğu ise esirlerin öldürülmesinin de câiz olduğu kanaatine, âyetin başını (yani kâfirleri öldürün ifadesini) ve bazı uygulamaları delil gösteriyorlar. Bize göre bu deliller de zayıftır. Âyetin başı savaş hali ile ilgilidir, burada ise savaş bitmiş ve düşman esir alınarak etkisiz hale getirilmiştir, ona ne yapılacağı da açıkça anlatılmıştır. Örnek gösterilen uygulamalarda bazı esirlerin öldürülmeleri özel sebeplere ve suçlara dayanmaktadır.

Bu noktada tartışılması gereken bir konu da esirlerin köleleştirilmeleridir (istirkak). Hz. Peygamber’in böyle bir uygulaması yoktur. O, esirleri kurtulacakları güne kadar himaye edilmek ve hizmetinden yararlanılmak üzere bazı ailelere vermiş, fakat köleleştirme yapmamıştır (Seyyid Sâbık, Fıkhu’s-sünne, II, 688). Ondan sonra gelen halifeler misilleme yoluyla bu uygulamaya nâdir olarak yer vermişlerdir. Daha sonra esirlerin köleleştirilmeleri uygulaması –bize göre Kur’an’ın amacından sapılarak– yaygınlaşınca fıkıhçılar bunun meşruiyetini, zayıf temellere dayandırmışlardır. Bu delilleri tenkit etmeden açıklayan İbn Âşûr, “bedelsiz” mânasında olmak üzere “karşılıksız” diye tercüme ettiğimiz mennen kelimesinin mânasına köleleştirmenin de girdiğini, çünkü öldürmemenin bir lutuf olduğunu ifade etmektedir (XXVI, 81). Bu delillendirmenin zayıf yönü, esiri öldürmenin câiz olduğunu veri olarak almasıdır. Halbuki bunun tartışmalı olduğunu yukarıda ifade etmiş bulunuyoruz. Ayrıca bir kimseyi köleleştirmeyi “lutuf saymak” için kelimeyi ve kavramı iyice zorlamak gerekir. Bizim anladığımıza göre Kur’an’ın hedefi, insanları köleleştirmek, kölelik için meşru kaynak icat etmek değil, bir sosyal krize yol açmadan zaman içinde köleliğe son vermektir (bu konuda farklı görüşler için bk. Kurtubî, XVI, 219 vd.).

Savaşla ilgili tâlimatın bağlandığı gerekçe, İslâm’ın savaş ve barış hakkındaki temel düşüncesini anlamak bakımından oldukça önemlidir: “Ta ki savaş ağırlıklarını indirsin (sona ersin).” Kur’an, haksız yere cana kıymayı sona erdirmek için öldürenin canına kıyılmasını (kısas) istiyor; aynı şekilde yeryüzünde savaşın sona ermesi; barış, hak ve din özgürlüğünün hâkim olabilmesi için de zalim düşmanla savaşılmasını ve onların savaş güçlerinin çökertilmesini emrediyor.


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 47-48

***Rebiülevvel ayını kutlamak hakkındaki hadisin aslı yoktur

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim


Bazı insanlar, Rebiülevvel ayının girişi sırasında kendi aralarında şu hadisi yaymaktadırlar: "Kim, bu fazîletli ayın girişi münasebetiyle insanları tebrik ederse, cehennem ona haram olur."
Bu hadisin sıhhat derecesi nedir?

Cevap:

Hamd, yalnızca Allah'adır.

Zikredilen bu hadisin bir aslının olduğunu bilmiyoruz. Fakat uydurma olduğuna dâir belirtileri çok açıktır. Dolayısıyla bu hadisi Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e nispet etmek, (O'nun sözüdür demek) câiz değildir.Çünkü bu, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yalan isnad etmek ve O'na iftira etmektir. O'na yalan isnad etmek ise, büyük günahlardandır.

Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Kim yalan olduğunu bildiği halde benden bir hadis anlatırsa, iki yalancıdan biri kendisidir."[1]

İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- hadisin şerhinde şöyle demiştir:

"Bu hadis, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yalan nispet etmenin ve ona yalan nispet etmeye tevessül etmenin ne kadar tehlikeli olduğuna ve rivâyet ettiği hadisin yalan olduğu zannına ağır bastığı halde, onu rivâyet edenin iki yalancıdan birisi olduğuna delâlet eder. Olmayan bir şeyi haber veren bu kimse, nasıl yalancı olmasın ki?"[2]

Kulun bu ayın girişini sadece tebrik etmesiyle kendisine cehennemin haram kılınacağına dâir hadiste zikredilen şey, hadisin uydurma ve bâtıl olduğuna delâlet eden çılgınca söylenmiş, mübalağalı sözlerdir.

Nitekim İbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

"Uydurma hadislerin üzerinde zulmet, tutarsızlık, uydurma ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yalan nispet etmek olduğunu haykıran çılgınca söylenen sözlerin belirtisi vardır."[3]

Allah Teâlâ en iyi bilendir. 


"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

[1] Müslim, Mukaddime, c: 1, s: 7

[2] Sahih-i Müslim Şerhi, c: 1, s: 65


https://islamqa.info/tr/215135

"Rebiülevvel ayının girdiğini haber veren cennetlik olur, cehennemden kurtulur" gibi rivayetler doğru mudur?

"Rebiülevvel ayının girdiğini haber veren cennetlik olur, cehennemden kurtulur" gibi rivayetler doğru mudur?

   
Soru Detayı

- Benzer manalarda hadis diye sosyal medyada yayınlanıyor. Bunlar doğru mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hadis kaynaklarında böyle bir rivayet bulamadık. Delilsiz, kaynaksız bu tür rivayetlere itibar etmeyiniz ve paylaşmayınız.

https://sorularlaislamiyet.com/rebiulevvel-ayinin-girdigini-haber-veren-cennetlik-olur-cehennemden-kurtulur-gibi-rivayetler-dogru

Rebiülevvel ayını haber verene, Peygamberimiz dua mı eder?

   
Soru Detayı

- Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
"Kim Rebiülevvel ayının girdiğini birbirine haber verirse onu cennetine alması için kıyamete kadar Allah'a dua edeceğim."
- Bu anlamda bir hadis var mı?

Cevap

Hadis kaynaklarında böyle bir rivayet bulamadık.

Delilsiz kaynaksız bu tür rivayetlere itibar etmeyiniz.

14 Ağustos 2026 Cuma

47- Muhammed Suresi ‹‹ 1-3. Ayet Tefsiri

               Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾1﴿

İnkâr yolunu seçip Allah yoluna da engel koyanların yapıp ettiklerini O boşa çıkarmıştır.

﴾2﴿

İman edip din ve dünyaya yararlı işler yapanların, rablerinden gelmiş bir gerçek olarak Muhammed’e indirilene inananların ise günahlarını affetmiş ve durumlarını düzeltmiştir.

﴾3﴿

Bunun da sebebi şudur ki, inkâr edenler boş şeylerin peşine düşmüşlerdir, iman edenlerse rablerinden gelen gerçeğe uymuşlardır. Allah insanlara kendilerinden örnekleri işte böyle vermektedir.


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Gelecek birkaç âyette daha müminler ile kâfirler, çeşitli yönlerden karşılaştırılmaktadır; buradaki mukayese ise düşünce modelleri ve işlerde başarı bakımından yapılmaktadır. İnsanlar düşünürken fıtrî düşünme yetenekleri yanında ön yargılar, inançlar ve kabullerden de yararlanırlar. Allah’ı, peygamberi ve âhireti inkâr edenlerin, düşüncede ve pratikte her şeyi yerli yerine koymaları mümkün değildir. Ömürlerini uğrunda harcadıkları şeyler fânidir, değerleri izâfîdir, hedefleri güdüktür; yaratılış amacı ve ebedî hayat göz önüne alındığında, geçici başarıları aslında başarısızlıktır.


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 45

13 Ağustos 2026 Perşembe

47- Muhammed Suresi- Hakkında- Nüzul- Konusu

 Hakkında

Medine döneminde inmiştir. 38 âyettir. Sûre, adını Peygamber Efendimizin,ikinci âyette geçen adından almıştır. Sûre, ayrıca yirminci âyette geçen “elKıtâl” kelimesinden dolayı “Kıtâl sûresi”, diye de anılmaktadır. Sûrede temel konu cihad olmak üzere başlıca, savaş, esirler, ganimetler ve münafıkların durumu konu edilmektedir.

Nüzul

Sûre Medine’de, Bedir Savaşı’ndan sonra ve muhtemelen Uhud Savaşı esnasında, Hadîd sûresinin peşinden nâzil olmuştur. Mekke’de indiğini söyleyenler, İbn Abbas’ın, 13. âyeti kastederek “Mekke’de, Hz. Peygamber oradan keder içinde ayrılırken gelmiştir” sözünü genelleştirerek yanılmışlardır (Kurtubî, XVI, 216; İbn Âşûr, XXVI, 71). Bu ayrılıştan maksat hicret ise, yalnızca 13. âyet Mekke’de inmiş demektir, Vedâ haccındaki ayrılış kastediliyorsa, o da Medine’de inenlere dahildir.

Konusu

Temel konusu, savaş belâsından kurtulmak ve barışı devamlı kılabilmek için, barış düşmanlarının savaş gücünü yok edinceye kadar onlarla savaşmaya teşviktir. Bu temel konu çerçevesinde şu hususlara da temas edilmiştir:

1. İman edenler ile etmeyenlerin yapıp ettiklerinin, dünya ve âhiret hayatında işe yaraması ve Allah katındaki değer bakımından karşılaş­tırılması.

2. Allah’ın yardımı, ödüllendirmesi ve doğru düşünmeye muvaffak kılması bakımından iman edenler ile etmeyenlerin farkları.

3. Münafıkların tipik davranışları.

4. Dünya ve âhiret nimetlerinin karşılaştırılması.

5. Dünya hayatının imtihan hikmeti ile bağlantısı.

12 Ağustos 2026 Çarşamba

46- AHKĀF SÛRESİ BİZE NE ANLATTI?

Kur’ân-ı Kerîm’in kırk altıncı sûresi.

Ahkāf, lugatta “uzun, meyilli ve yüksekçe kum yığını” mânasına gelen hıkfın çoğulu olup, “eğri büğrü kum tepeleri” demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de Âd kavminin, Hz. Hûd tarafından imana davet edildikleri sırada yaşadıkları yerin adı olarak geçer. Kaynaklarda bu yerle ilgili farklı bilgiler verilmektedir. Buranın Yemen’in Sihr mıntıkasında denize bakan yüksek kumluk bölge, Arabistan’ın güneyinde Uman ile Mehre arasında bir vadi veya Uman ile Hadramut arasında kalan geniş kum çölü olduğu ileri sürülmüştür. Araplar, umumiyetle yarımadanın güneyindeki kendilerince fazla bilinmeyen kum çölüne bu adı verirlerdi.

Ahkāf sûresi, adını yirmi birinci âyette geçen ahkāf kelimesinden almıştır; “hâ-mîm” ile başlayan ve mushafta ardarda dizilmiş bulunan yedi sûrenin sonuncusudur. Mekke devrinde Câsiye sûresinden sonra nâzil olmuştur. On, on beş ve otuz beşinci âyetlerinin Medenî olduğu da rivayet edilmiştir. Otuz beş âyettir; sûre evvelindeki “hâ-mîm”i tek başına bir âyet saymayanlara göre ise otuz dört âyettir. Fâsılaları م ve ن harfleridir.

Konusu bakımından kendisinden önceki Câsiye sûresinin devamı mahiyetinde olan Ahkāf sûresindeki âyetleri muhteva yönünden beş grupta mütalaa etmek mümkündür. 1-6. âyetlerde, Kur’ân-ı Kerîm’in Allah tarafından indirilmiş bir kitap olduğuna işaret edildikten sonra Allah’ın göğü, yeri ve diğer varlıkları belli bir süre içinde ve bir gayeye bağlı olarak yarattığı, bu gerçek apaçık ortadayken Allah’tan başka tanrılar edinmenin mânasızlığı, haklarında akla veya nakle dayalı hiçbir delil bulunmayan, sürekli yakarılsa da kıyamete kadar hiçbir karşılık veremeyecek olan putlara tapmanın saçmalığı çarpıcı bir şekilde ortaya konur; bunun ne kötü bir sapıklık olduğuna dikkat çekilir. 7-14. âyetlerde, vahyin gerçekliği ve buna bağlı olarak Hz. Muhammed’in hak peygamber olduğu, Kur’an’ın şüphe götürmez üstünlüğü, iman davasının haklılığı, müşriklerin bile bile gerçeği kabule yanaşmadıkları anlatılır. 15-20. âyetlerde, imanın iyilik ve ahlâkla, inkârın da kötülük ve ahlâksızlıkla olan ilişkisi konu edilir. Gerçek müminin aile ve sosyal çevresiyle olan iyi münasebetleri üzerinde durulur. Allah’a ve âhiret gününe inanan insanın Allah’ın emrine uyarak O’nun rızasını iyi davranışlarda araması ve iyiliğin her şeyden önce en yakınlara, özellikle ana ve babaya yapılması gerektiğine işaret edilir. Kendisini büyütmek ve yetiştirmek için birçok sıkıntılara katlanan ana babasına karşı saygılı davranmayan, onların öğütlerini dinlemeyenlerin âhirette azap görecekleri ihtar edilir. 21-29. âyetlerde, Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber’e ve müminlere karşı takındıkları olumsuz tavırdan vazgeçip öğüt almaları için kendilerine Âd kavminin uğradığı âkıbet hatırlatılır. Hz. Hûd’un Âd kavmini, putları bırakıp yalnız Allah’a kulluk etmeleri, aksi halde büyük bir felâkete uğrayacaklarını haber vererek uyardığı, buna rağmen onların küfür ve inkârda ısrar ettikleri, Allah’ın da onları, inkâr ve taşkınlıklarının cezası olarak, her şeyi yıkıp yok eden korkunç bir kum fırtınası ile helâk ettiği anlatılır ve aynı âkıbete uğrayan diğer toplumların halinden ibret alınması öğütlenir. Son âyetlerde ise cinlerin de insanlar gibi Hz. Peygamber’in tebliğine uymakla mükellef oldukları ve bu konuda uyarıldıkları belirtilerek Allah’ın davetine uymayanların apaçık bir sapıklık içinde bulunduklarına ve âhirette cezalandırılacaklarına işaret edilir.

Ahkāf sûresinde, Hz. Peygamber’e kavminden gördüğü eza ve cefaya, diğer büyük peygamberler (ülü’l-azm) gibi katlanması tavsiye edilir. Sûre, küfrün sonunun yakın olduğunu, inananların mutlaka başarıya ulaşacaklarını haber veren âyetlerle sona erer. Bundan sonraki Muhammed sûresinde cihad ve savaşa izin veren âyetlerin bulunması, Mekkeli müşriklerin uğrayacağı hezimetin eski ümmetlerin helâkinde görüldüğü gibi tabii âfetler sebebiyle değil, ileride güçlenecek olan müslümanların eliyle gerçekleşeceğine işaret sayılır. Bu nokta aynı zamanda bu iki sûre arasındaki münasebeti de gösterir.

Müellif: EMİN IŞIK

BİBLİYOGRAFYA

Taberî, Câmiʿu’l-beyân (Bulak), XXVI, 2-25.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ḥḳf” md.

Yâkūt el-Hamevî, Muʿcemü’l-büldân, Beyrut 1376/1957, I, 115-116.

Kurtubî, el-Câmiʿ, XVI, 178-222.

Lisânü’l-ʿArab, “ḥḳf” md.

Süyûtî, el-İtḳān (nşr. Muhammed Ebü’l-Fazl), Kahire 1387/1967, I, 74.

Âlûsî, Rûḥu’l-meʿânî, VIII, 74-98.

Kāmûsü’l-a‘lâm, I, 783.

Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul 1982, VI, 4333-4365.

Muhammed İsmâil İbrâhim, Muʿcemü’l-elfâẓ ve’l-aʿlâmi’l-Ḳurʾâniyye, Kahire, ts. (Dârü’l-fikri’l-Arabî), s. 131.

“Ahkâf”, İA, I, 157.

G. Rentz, “al-Aḥḳāf”, EI2 (İng.), I, 257.

a.mlf., “el-Aḥḳāf”, UDMİ, II, 44.

11 Ağustos 2026 Salı

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 35. Ayet Tefsiri

               Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾35﴿

Azim ve kararlılık sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret. Onlar için de acele etme. Başlarına geleceği vaktiyle söylenen şeyleri gördüklerinde sanki gündüzün kısa bir süresini yaşamış gibi olacaklar. Tebliğ konusu işte budur; hiç günaha sapanlardan başkası helâk edilir mi?


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Hz. Peygamber ve ashabının, müşriklerin inkâr ve zulümleri karşı­sında bunalarak bir an önce iman etmelerini, inanmayanların da cezalarını çekmelerini istedikleri olmuştur; Allah Teâlâ zamanın izâfîliğini veciz bir şekilde ifade buyurarak müminleri teselli etmekte, bir ömür boyu gecikiyor zannedilen mükâfat ve cezanın, –ezel-ebed çizgisinde bu ömür bir güne bile denk düşmediği için– hiç de gecikmediğini açıklamaktadır.

“Azim ve kararlılık sahibi (ülü’l-azm) peygamberler” kaydı, bazı tefsirciler tarafından, “Peygamberler azim sahibi olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrılır” şeklinde bir anlayışa dayanak kılınmıştır. Bu tefsirciler, peygamberlerin hayat hikâyelerine, mücadelelerine ve Kur’an’da zikredilme yer ve şekillerine bakarak ülü’l-azm peygamberlere ait “Nûh, İbrâhim, Mûsâ, Îsâ, Muhammed” gibi listeler de vermişlerdir. Yorumlarına bizim de katıldığımız diğer tefsirciler ise buradaki ifadeden böyle bir anlam çıkarmamış, “Bütün peygamberler azim ve kararlılık sahibidir, Hz. Muhammed de onlar gibi azimli ve sabırlı olmaya çağırılmış, bir mânada Allah tarafından ona da bu nitelikler bahşedilmiştir” demişlerdir (Kurtubî, XVI, 212-213; Râzî, XXVIII, 35).


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 42

10 Ağustos 2026 Pazartesi

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 32-34. Ayet Tefsiri

              Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾32﴿

Allah yolunun davetçisine kulak vermeyenler yeryüzünde O’nu âciz bırakamayacak, O’na karşı bir yar ve yardımcı da bulamayacaklardır; bunlar apaçık bir sapkınlık içindedirler.

﴾33﴿

Onlar düşünmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratma konusunda acze düşmeyen Allah’ın, ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Şüphe yok ki O her şeye kādirdir.

﴾34﴿

İnkâr edenler ateşe getirilince, “Bu gerçek değil miymiş?” denilecek, “Rabbimiz hakkı için öyle” diyecekler, Allah da “İnkâr etmiş olmanız sebebiyle azabı çekin!” buyuracaktır.


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Sûre Allah ve âhiret inancına davet, insanları bu inanca götüren delilleri açıklama konularını baştan itibaren işlemişti. Sonunda yine âhirete iman konusuna geçilmekte, kıyas yoluyla bunun mümkün, hatta ilk yaratmadan daha kolay olduğu belirtilmektedir.


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 41

9 Ağustos 2026 Pazar

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 29-31. Ayet Tefsiri

               Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾29﴿

Bir zamanlar cin topluluğundan bir grubu, Kur’an’ı dinlemek üzere sana doğru yönlendirmiştik. Yanına geldiklerinde “Susup dinleyin!” dediler, okuma sona erince de uyarıcılar olarak kendi topluluklarına döndüler.

﴾30﴿

“Ey halkımız! dediler, “Biz Mûsâ’dan sonra indirilmiş, kendinden öncekileri onaylayan, gerçeğe ve doğru yola kılavuzluk eden bir kitap dinledik.

﴾31﴿

Ey halkımız! Allah’ın davetçisine uyun ve ona iman edin ki, Allah günahlarınızı bağışlasın ve sizi acılı azaptan korusun.”


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Cinlerin Hz. Peygamber’i dinlemeleri ve ona iman ederek kendi topluluklarını da uyarmak üzere harekete geçmeleri, inkârda direnen müşriklerin ibret ve örnek almaları amacına yöneliktir (cinlerin mahiyet ve sıfatları konusunda bk. Bakara 2/275; En‘âm 6/100; Cin 72/1-3).

Peygamber efendimizin Kur’an’ı dinlemek üzere cinleri davet edip etmediği, bu sırada cinleri görüp görmediği konusunda farklı rivayetler vardır (Kurtubî, XVI, 204 vd.). İbn Kesîr (VII, 272-275), her iki iddianın da sağlam rivayetleri bulunduğunu göz önüne alarak şöyle bir yorum yapmıştır: Hz. Peygamber ile cinlerin bir araya gelmeleri birden fazla olmuş, birincisinde onlar dinlemiş, o görmemiş, diğerlerinde ise Peygamber efendimiz davet etmiş, onları görmüş ve konuşmuş, en azından bir görüşmede İbn Mes‘ûd da bulunmuş, fakat uzakta durduğu için konuşulanları işitmemiştir (ayrıca bk. Buhârî, “Ezân”, 105, “Menâkıbü’l-ensâr”, 32; Müslim, “Salât”, 149-153). 29. âyet, Allah’ın yönlendirmesi ile dinleme arzusunun cinlerden geldiğini ifade etmektedir. Yine bu âyetler grubu, cinlerin de inançları ve dinleri bulunduğuna, inanç ve amellerine göre karşılık göreceklerine delalet etmektedir.

Tevrat ile Kur’an arasında Zebûr ve İncil de gelmiş olduğu halde cinlerin bunlardan söz etmemeleri, Tevrat’ın iman, ibadet ve muâmelât hükümlerini tam olarak ihtiva etmesi bakımından diğerlerinden farklı ve onların da atıf kaynağı olmasına dayanmaktadır. Bazı tefsirciler cinlerin bu ifadelerinden hareket ederek onların da çeşitli dinlere mensup bulundukları, burada sözü geçen cinlerin yahudi oldukları sonucunu çıkarmışlardır (Kurtubî, 209).


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 39-40

8 Ağustos 2026 Cumartesi

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 28. Ayet Tefsiri

              Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

28﴿

Allah’tan başka, O’na yaklaştırsın diye edindikleri tanrılar kendilerine yardım etselerdi ya! Aksine onları bırakıp kayboldular. Bunlar kendi düzmecelerinden ve sürdüregeldikleri asılsız iddialardan ibarettir.


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Allah’tan başka, O’na yaklaştırsın diye edindikleri tanrılar kendilerine yardım etselerdi ya! Aksine onları bırakıp kayboldular. Bunlar kendi düzmecelerinden ve sürdüregeldikleri asılsız iddialardan ibarettir.

7 Ağustos 2026 Cuma

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 27. Ayet Tefsiri

              Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾27﴿

Çevrenizdeki nice şehirleri helâk ettik, belki dönerler diye uyarıcı işaretler de vermiştik.


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Çevrenizdeki nice şehirleri helâk ettik, belki dönerler diye uyarıcı işaretler de vermiştik.


6 Ağustos 2026 Perşembe

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 26. Ayet Tefsiri

              Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾26﴿

Onlara, size vermediğimiz imkânlar verdik; kendilerini kulak, göz ve kalplerle donattık. Onlara kulakları da gözleri de kalpleri de hiçbir fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şeyler kendilerini kuşatıverdi!

                        Sadakallahul Azim

Tefsir

İnsanlara verilen duyu organları ve akıl yoluyla elde edilen bilgilerin duyu üstü konular bakımından yorumlanması, değerlendirilmesi ve bunlardan sonuçlar çıkarılması hususunda inancın belirleyici bir etkisi vardır. İnanmayanlar, kendilerinde ve çevrelerinde gördükleri iman işaretlerini, insanı Allah’ın varlık ve birliğine götüren bilgileri, inananlara göre farklı yorumladıkları için inkârlarında ısrar etmekte, bu bakımdan onların duyu organları ve âyette “kalpler” (ef’ide) şeklinde ifade edilen aklî ve zihnî melekeleri, ebedî kurtuluşları açısından bir işe yaramamaktadır.

Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 38

5 Ağustos 2026 Çarşamba

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 21-25. Ayet Tefsiri

               Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾21﴿

Âd’in kardeşini (Hûd) hatırlat. Hani o, kum tepelerinin arasında kavmini -kendinden önce ve sonra da bu kabilden uyarılar olmuştur- şöyle uyarmıştı: “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Ben size gelecek büyük bir günün azabından gerçekten korkuyorum!”

﴾22﴿

“Sen bizi ilâhlarımızdan uzaklaştırmak için mi geldin? Doğru söylüyorsan tehdidini hemen gerçekleştir!” dediler.

﴾23﴿

O da, “Bu bilgi ancak Allah katındadır; size bildirmek üzere gönderildiğim mesajı ulaştırıyorum, ama sizi cehalette direnen bir topluluk olarak görüyorum” cevabını verdi.

﴾24-25﴿

Felâketi vadilerine yönelmiş, ufku kaplayan bir bulut olarak görünce, “İşte bize yağmur getirecek bir bulut” dediler. Hayır, o hemen gelmesini istediğiniz ceza; içinde acılı azap bulunan, rabbinin emri ile her şeyi silip süpüren bir rüzgâr! Sonunda sadece evlerinin kalıntılarının görüldüğü bir hale geldiler. Günaha batıp kalmış bir topluluğu işte böyle cezalandırırız.


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

İnancın en önemli üç unsuru tevhid, nübüvvet ve âhirettir. Bütün hak dinlerde bu üç unsur üzerinde önemle durulmuş, insanların bir tek Allah’a iman ve kulluk etmeleri, gönderdiği peygamberin yolundan gitmeleri ve öldükten sonra dirileceklerine, hesap vereceklerine inanarak yaşamaları istenmiştir. Bu sûrenin de temel konuları arasında bunlar vardır. Hz. Peygamber’in muhatabı olan Arap müşrikleri bu üç inanç unsuru karşısında direndikçe hem onları ikna etmek hem de peygamberi ve müminleri rahatlatmak için aynı şekilde davranan geçmiş ümmetlerden örnekler verilmiş, onların peygamberleriyle tartışmaları, ileri sürdükleri deliller, peygamberlerin mukabil davranışları ve ortaya koydukları kanıtlar anlatılmıştır. Burada açık örnek Âd kavmi ile “onların kardeşi” şeklinde ifade edilen Hûd aleyhisselâm, kapalı örnek ise 27. âyette zikredilen, o bölgede yaşamış diğer kavimler, ümmetler ve peygamberlerdir. Hz. Nûh’tan sonra kendilerine peygamber gönderilen ilk Arap topluluğu Âd olduğu için burada açık örnek olarak onlar seçilmiştir.

“Âd’ın kardeşi”nden maksat o kavimden gelen, soy olarak o kavme mensup bulunan kimsedir ki, burada Hûd peygamber kastedilmektedir (Hûd ve Âd hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/65-72).


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 38

4 Ağustos 2026 Salı

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 20. Ayet Tefsiri

               Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾20﴿

İnkâr edenler ateşin başına getirilince, “Size ait iyi ve güzel şeyleri dünya hayatınızda tükettiniz ve onlardan yararlandınız, şimdi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamanıza ve yoldan çıkmanıza karşılık olarak aşağılayıcı cezayı çekeceksiniz!” denilecektir.

                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Dünyada kendilerine servet, yetki ve iktidar verilenler bunların hakkını verir, kendilerinin olduğu kadar başkalarının da iyilik ve mutluluğu için gayret gösterirlerse şüphesiz büyük mükâfatlara nâil olacaklardır. Aksini yapar, bu nimetleri, insanların peşinde koştuğu güzellikleri bencilce kullanır, hakka ve hukuka riayet etmez, ebedî hayata da gerekli payı ayırmazlarsa âhirete elleri boş olarak giderler. Bütün güzellikler ve imkânlar dünyada ve dünya için harcanmış, kullanılmış ve tüketilmiştir. Burada dünya yoksulları zengin olurken, onlar yoksul hale gelmişlerdir; dünyada ezilenler, zulme uğrayanlar güçlü hale gelirken, zalimler güçsüz ve zelil bir duruma düşmüşlerdir. Meleklerin onlara ifade ettikleri işte bu gerçektir.


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 35-36

3 Ağustos 2026 Pazartesi

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 19. Ayet Tefsiri

               Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾19﴿

Her birinin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah herkesin yaptığının karşılığını haksızlığa uğratılmaksızın tastamam vermek için böyle yapmıştır.


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

İyiler de kötüler de tek dereceli değildir; iyiliğin ve kötülüğün hem nicelik hem de niteliğine göre sahipleri derecelendirilmiş, ceza ve ödülleri de bu derecelere göre verilmiştir ve verilecektir. Böylece hiçbir kimsenin zerre kadar hakkı zayi edilmemiş, her şey karşılığını bulmuştur.


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 35

2 Ağustos 2026 Pazar

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 17-18. Ayet Tefsiri

               Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾17﴿

Anne babasına, “Yeter be! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken beni yeniden dirilip çıkmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye anne babası, Allah’tan yardım dileyerek, “Yazıklar olsun sana! İnadı bırak da imana gel. Kuşkusuz Allah’ın vaadi gerçektir” demekteler. O ise, “Bu eskilerin masallarından başka bir şey değil” cevabını vermektedir.

﴾18﴿

İşte kendilerinden önce gelip geçen insan ve cin toplulukları ile birlikte bunlar hakkında Allah’ın azap sözü gerçekleşmiştir. Onlar gerçekten kaybedenlerden olmuşlardır.


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Ana babaların çocuk eğitimi, çocuğun kimlik ve kişilik kazanması konusunda önemli rolleri ve etkileri vardır. İstisnaları bulunmakla beraber ebeveynler, çocuklarının da kendileri gibi inanmalarını ister, bunun için çaba gösterirler. 17. âyet bu genel çerçeve içinde inanan ebeveyn ile inkâr eden bir evlât arasındaki tartışmayı tasvir ediyor. Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdurrahman, önce inanmaz iken sonra inanmış ve iyi bir insan olmuştur, Zeccâc gibi bazı tefsirciler âyetin bu olay üzerine geldiğini ileri sürmüşlerse de –burada örnek verilen evlat ve benzerlerinin cehennemlik oldukları âyette ifade edildiği için– bu yorum haklı olarak genellikle kabul görmemiştir. Muâviye’nin Medine valiliğine getirdiği Mervân b. Hakem, onun emri gereğince halkı Yezîd’in veliahtlığı için biat etmeye zorluyordu. Abdurrahman, “Bu Herakliyüs usulüdür, siz bunu mu getiriyorsunuz?” diyerek biata itiraz etti. Mervân, açıklamakta olduğumuz âyeti kastederek, “İşte bu âyet senin için gönderildi” dedi ve Abdurrahman’ın tutuklanmasını emretti. Abdurrahman kardeşi Hz. Âişe’nin evine sığınarak kurtuldu. Hz. Âişe, Mervân’ın hakaret ve iddiasını reddederek, “Bizim hakkımızda gelen âyet bu değil, benim beratımla ilgili olan âyettir” dedi (İbn Kesîr, VII, 266-267; Buhârî, “Tefsîr”, 46/1).

İleride, 29-33. âyetlerde cinlerin de Kur’an’ı dinledikleri, bir kısmının ona inandığı açıklanacaktır. 18. âyette hem bir gerçeği bildirmek hem de cinlerle ilgili bilgi edinmeye teşvik için “inkâr eden insanlarla beraber cinlerin de cezalarını çekecekleri” zikredilmektedir.


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 34-35

1 Ağustos 2026 Cumartesi

46- Ahkâf Suresi ‹‹ 15-16. Ayet tefsiri

               Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾15﴿

İnsana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu zahmete katlanarak taşıdı ve zorluk çekerek doğurdu. Karnında taşıması ve sütten kesmesinin süresi otuz aydır. Nihayet çocuk olgunluğuna ulaşıp kırk yaşına girince şöyle yakarır: “Rabbim! Bana ve anne babama lutfettiğin nimete şükretmeye, razı olacağın işleri yapmaya beni muvaffak kıl. Benden gelecek nesli hayırlı eyle. Dönüp kapına başvurdum ve ben şüphesiz sana boyun eğenlerdenim!”

﴾16﴿

İşte cennetlikler arasında olan bu kimselerin yaptıkları güzel işleri kabul ederiz, kötülüklerini de görmezden geliriz. Bu kendilerine yapılagelen gerçek vaaddir.


                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Peygamberlere inananlar ve onların yolundan gidenler ile inkâr, isyan ve onlara eziyet edenlerin durumu, ana babalar ile çocukları arasındaki ilişkiyi hatırlatıyor. Bu sebeple 15-20. âyetlerde o konuya geçilmiş; ana babaların nice eziyetler çekerek dünyaya getirip büyüttükleri, kendilerine ümit bağladıkları çocuklarının da birbirine benzemediği, kimileri itaat edip iyi davranırken bazılarının da hayırsız çıktığı hatırlatılmış, hem Peygamber efendimiz hem de müminler teselli edilmiştir.

Bakara sûresinin 233. âyetinde, tam emzirme süresinin iki yıl olduğu ifade edilmişti. Burada ise rahimde taşıma müddeti ile emzirme süresi toplamının otuz ay olduğu zikredilmektedir. Otuz aydan iki yıl çıkarılınca geriye altı ay kalır; bundan da asgarî hamilelik süresinin altı ay olacağı sonucuna ulaşılır. Hz. Osman halife iken, evlendikten altı ay sonra çocuk doğuran bir kadına zina cezası istenmiş, halife de bunu uygulamaya meyletmişti. Ancak Hz. Ali yukarıdaki hesap ve yoruma dayanarak, altı ay içinde çocuk doğurmanın mümkün olduğunu, kadına zina isnadının delilinin bulunmadığını savundu ve kadın berat etti (Kurtubî, XVI, 188).


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 34

****** F İ H R İ S T ******


Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile ilgili yazılar
SİYER

Ayet Tefsirleri
Hadislerle ilgili yazılar
Sahih-i Buhari Hadisleri (Fethu'l-Bari)
El-Ezkar- İ.Nevevi
Sünnete uygun İbadetler
Peygamberler ile ilgili yazılar
Sahabeyle ilgili yazılar
Peygamberimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Hanımları ile ilgili yazılar
Dualar
İlmihal bilgileri


  • Küçük Notlar
  • Namaz ile ilgili yazılar
  • Abdest ile ilgili yazılar

Yıldız Falı ile ilgili yazılar
Niçin blog açtım ile ilgili yazılar
Şeytan (aleyhillane) ile ilgili yazılar

  • Videolar

  • Tevbe ile ilgili yazılar
Nafile ibadetlerle ilgili yazılar

Kandil geceleri
***KANDİL GECELERİ

Üç Aylar
463.ÜÇ AYLAR İLE İLGİLİ HADİSLERİN GÜVENİRLİLİĞİ

Recep ayı ibadetleri
173.NAFİLE NAMAZLARLA MEŞGUL OLMAK
***TEVBENİZİ YAPTINIZ MI?
***Recep ayı, olanlar ve olmayanlar - Faruk Beşer
***REGAİB KANDİLİ
***MİRAC HADİSESİ
***EHL-İ SÜNNETE GÖRE İSRA VE Mİ'RAÇ
652.Miraç olayına nasıl bakmalıyız?-Faruk Beşer
653.Miraç rüyada mı gerçekleşti?-Faruk Beşer
659.İsrâ ve Miraç ile ilgili son notlar, olanlar ve olmayanlar-Faruk Beşer
Şaban ayı ibadetleri
173.NAFİLE NAMAZLARLA MEŞGUL OLMAK***ŞABAN AYINDA NASIL İBADET EDEBİLİRİZ?ve tesbih namazı
***BERAT KANDİLİNDE NASIL İBADET EDELİM?
***BERAT KANDİLİ ve DİĞER KANDİLLER
***Riyâzü's Sâlihîn'in "ŞÂBAN ORUCU" Bâbı
Ramazan ayı ibadetleri
***TERAVİH NAMAZI ve KILINIŞI
***RAMAZAN GELDİ!!
***ÖZLEMİŞTİM SENİ..HOŞGELDİN!!
***ORUÇLARA AİT NİYETLER
***RABBİMLE ARAMDAKİ SIR
***İFTAR DUASI
***O ÖYLE BİR AYDIR Kİ!!
488.RAMAZAN AYINDA 10 SÜNNET
***ORUCUN FARZLARI
***ORUCU BOZAN VE BOZMAYAN ŞEYLER
***KAZA EDİLMESİ GEREKEN VE GEREKMEYEN ORUÇLAR
***ORUÇLU İÇİN MÜSTEHAB OLAN ŞEYLER
***ORUÇ TUTMAMAYI MUBAH KILAN ÖZÜRLER
***ORUÇLUYA NELER MEKRUHTUR NELER DEĞİLDİR?
***KEFFARETİ GEREKTİRMEYEN ORUÇLAR
***ORUÇ KEFARETİ
***ZEKAT VERMENİN HİKMETLERİ
***ZEKAT KİMLERE VERİLİR, KİMLERE VERİLMEZ?
***ZEKATIN VERİLECEĞİ YERLER
***BİR DAKİKALIĞINA BİLE İTİKAFA GİREMEZ MİSİNİZ?
***GELİN ÖLMÜŞ YAKINLARIMIZA BİR HEDİYE VERELİM...
***KADİR GECESİ NASIL İBADET EDELİM?
***KADİR GECESİNİ KAÇIRMAYALIM!!
***BU GECE TESPİH NAMAZI KILALIM İNŞALLAH!!
***BAYRAM NAMAZI KILINIŞI
***RAMAZAN RİSALESİ-1-RAMAZAN AYI NEDİR? / NE DEĞİLDİR?
***RAMAZAN RİSALESİ-2-ORUÇ FIKHI
***RAMAZAN RİSALESİ-3-HANIMLARA RAMAZAN REHBERİ
***RAMAZAN RİSALESİ-4-RABB'İMİZDEN GELEN BAYRAMIMIZ
***Öteki Hayatı Kazanmanın Büyük Bir Fırsatı Ramazan-M.Emin Yıldırım
***Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den İFTAR DUALARI
***Ramazan Ayını Karşılarken-Dr. M. Şerafettin KALAY
***Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-1-
***Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-2-
***"Oruc'da niyetin vakti" - Dr. Şerafeddin Kalay
***Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-3-
***Oruçla İlgili Kısa Bilgiler-Dr. M. Şerafettin KALAY
***"Orucun Hükümleri" - İlm-i Hayat Dr. Şerafeddin Kalay Selim Uğur
Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-4-
***"Orucun Fazileti" - İlm-i Hayat - Dr. Şerafeddin Kalay Selim Uğur
Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-5-
***Oruçla İlgili Âyetler ve Hükümler | Şerafeddin Kalay (6. Ders)
***Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-6-
***Oruç ve İftar | Şerafeddin Kalay (9. Ders)
***Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-7-
***Öteki Hayatı Kazanmanın Büyük Bir Fırsatı Ramazan-M.Emin Yıldırım
Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZANDA CÖMERTLİK" Bâbı-8-
***Riyâzü's Sâlihîn'in "HİLAL GÖRÜLDÜĞÜNDE YAPILACAK DUA" Bâbı-9-
***Riyâzü's Sâlihîn'in "SAHURUN FAZİLETİ" Bâbı-10-
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ORUÇ AÇMAKTA ACELE ETMEK " Bâbı-11-
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ORUÇ AÇMAKTA ACELE ETMEK " Bâbı-12-
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ORUÇ AÇMAKTA ACELE ETMEK " Bâbı-13-
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ORUÇLUNUN DİLİNİ KORUMASI " Bâbı-14-
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ORUCA DAİR BAZI MESELELER " Bâbı-15-
Şevval ayı ibadetleri
***ŞEVVAL AYI ORUCU
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ŞEVVAL ORUCU " Bâbı
Zilkade ayı ibadetleri
***YARIN ZİLKA'DE AYINA GİRİYORUZ
Zilhicce ayı ibadetleri
***ZİLHİCCE AYI İBADETLERİ
***TERVİYE VE AREFE GÜNÜ
***TEŞRİK TEKBİRLERİNİ UNUTMAYALIM...
***Unutulmaya yüz tutmuş kıymetli bir mevsim: Zilhicce Geceleri
***SÜNNETE UYGUN İBADET -32- Zilhicce Orucu
***Zilhicce ayının ilk 10 günü ile Rabb’imize yaklaşalım.
Muharrem ayı ibadetleri
182. MUHARREM AYI'NIN ÖZELLİĞİ
Safer ayı ibadetleri
400.SAFER AYI BELA AYI MIDIR?
***MEVLİD KANDİLİ
***İçine Bid’at Karıştırmadan Mevlid Kandili Nasıl Kutlanır?-EBUBEKİR SİFİL566.SAFER AYI ve BELALARIMIZ-Faruk Beşer
  • E.H.Yazır Hak Dini Kur'an Dili,İlmihal,Kütüb-i Sitte,Riyazüs Salihin,Ö.N.Bilmen,A.Geylani,İ.Gazali,İ.Rabbani,İ.Nevevi,N.Yıldız,
    E.Sifil,A.Ünlü,H.KurtÖ.İnançer,S.Arvas,M.Özşimşekler,Ö.Döngeloğlu,F.Dilaver,A.Eren,N.Hatipoğlu,C.Gezer,T.Alp,A.Uzunlar,O.Ençakar,M.Talu,S.Suruç,S.Alpsoy,E:Erdoğan,A.Şener,S.Demirci,S.Camcı,M.Dikmen,Ş.Eygi,O.Ünlü,İ.Şenocak,M.Demirbaş,R.Ayvallı, D.Aydüz,Y.Kızılırmak,
    V.Tülek,A.Tomor,Dinimiz İslam,Sorularla İslamiyet,İslam tarihi.Abdülhalîm el-Cündî,Ebû Hanîfe Batalü'l-Hürriyye ve't-Tesâmüh fi'1-İslâm, Kahire 1966Bardakoğlu, Ali, “Ebû Hanife”, DİA, İstanbul 1994, X, 143-145.Beyâzîzâde Ahmed Efendi, el-Usûlü’l Münîfe li’i İmâm Ebî Hanîfe, Ebû Hanîfe’nin İtikadî Görüşleri,nşr. İlyas Çelebi, İstanbul, 1996
    Beyâzîzâde Ahmed Efendi, İşârâtü'l-Merâm min İbârâti'l-İmâm,
    nşr. Yûsuf Ab-dürrezzâk, Kahire 1949Bezzâzî, Muhammed b. Şıhâb, Menâkıbü’l-İmâmi'l-A’zam Ebî Hanîfe, Beyrut 1981, s.136-139
    Brockelman, C., GAL, (Ar), Târihu’l-Edebi’l-Arabî, Kahire 1983, III, 235-245Ebû Yûsuf, Yakub b. İbrahim, İhtilâfü Ebî Hanîfe ve İbn Ebî Leylâ, nşr. Ebü’l-Vefâ el-Efgânî, Kahire 1938
    Ebû Zehra, Muhammed, Ebû Hanîfe Hayâtühû ve Asruhû-Ârâ'ühû ve Fıkhuh, Kahire 1947El-Bağdâdî, Ebu Muhammed b. Gânim, Mecmaü'd-Damânât fî Mezhebi'l-İmami'l-A'zam Ebi Hanife
    en-Nu’mân, Beyrut 1987el-Hârizmî, Muvaffak b. Ahmed el-Mekkî, Menâkıbü Ebî Hanîfe, Beyrut 1981, s. 51-59
    Hatib el-Bağdâdi, Tarihu Bağdâd, Beyrut ts. XII, 324-330
    İbn Hallikân, Ahmed b. Muhammed, Vefeyâtü’l-A’yân ve Enbâü Ebnâi’z-Zamân,nşr İhsan Abbas, Beyrut 1968, II,163-164
    İbn Sa’d, Muhammed, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, nşr. İhsan Abbas, Beyrut 1968, s. VI, 368-369İbnü’l-Esir, Ali b. Muhammed, el-Kâmil fi’t-Târih, Beyrut 1979, X, 325-326İbnü'n-Nedîm, Muhammed b. İshak et-Fihrist, nşr. Rıza Teceddüt, Tahran ts., s. 255-256J.Schacht, “Abu Hanife al-Numân”, The Encyclopadia of İslam, Leiden 1954, I, 123-124
    Sezgin, Fuat, GAS (Ar.) Târihu’t-Turâsi’l-Arabî, Riyad 1403, I/3 s. 31-50
    Uzunpostalcı, Mustafa “Ebû Hanife”, DİA, İstanbul 1994, X, 131-138.
    Uzunpostalcı, Mustafa, Ebû Hanife’nin Hayatı ve İslâm Fıkhındaki Yeri Konya 1986 ( doktora tezi, SÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü).
    Vehbî Süleyman Gâvecî, Ebû Hanife en-Numan İmâmü'l-Eimmeti'l-Fukaha, Dımaşk ts.Vehbî Süleyman Gâvecî, Ebû Hanife en-Numan, s. 45-64. Şibay, Halim Sabit, “Ebû Hanife”,İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1940, IV, 20-28
    Yavuz, Yusuf Şevki, “Ebû Hanife”, DİA, İstanbul 1994, X, 138-143.
    Zehebî, Muhammed b. Ahmed, Menâkıbü Ebî Hanîfe ve Sahibeyhi Ebî Yusuf ve Muhammed b. Hasan, Kahire 1366
    Zehebi, Muhammed b. Ahmed, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, Beyrut 1985, VI 394-400