6 Mayıs 2026 Çarşamba

72-CİN SÛRESİ BİZE NE ANLATTI?

Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş ikinci sûresi.

Mekke devrinde nâzil olmuştur, yirmi sekiz âyettir. Fâsılası ا harfidir. Adını, bir cin topluluğunun Hz. Peygamber’den Kur’an dinlediğini bildiren birinci âyetten alır. Sûrenin nüzûl sebebini açıklayan rivayetlerin de temas ettiği bu dinleme olayı Ahkāf sûresinde de (46/29-31) söz konusu edilmektedir. İbn Hişâm’ın rivayetine göre (es-Sîre, I, 421-422) cinlerin Hz. Peygamber’in Kur’an okuyuşunu dinlemeleri, hicretten üç yıl önce Tâif dönüşü sırasında vuku bulmuştur. Bu sûreye, birinci âyetinin ilk kelimelerinden dolayı “Kul ûhiye” sûresi de denilir. Kur’an’da “kul” (de ki) emriyle başlayan beş sûrenin en uzunudur (diğerleri Kâfirûn, İhlâs, Felak ve Nâs sûreleridir).

Cin sûresinde, Kur’an dinleyen ve onun üstün belâgatı ile yüce gerçeklerinden etkilenip imana gelen cinlerin ilâhî vahye duydukları hayranlık dile getirilirken vahyin etkili gücü ve çarpıcı özelliği ortaya konmakta, Kur’an âyetlerinin ihtiva ettiği iman gerçekleri cinleri bile etkileyip yola getirdiği halde Mekke müşriklerinin bu gerçeklere karşı direnmelerindeki tutarsızlık gözler önüne serilmektedir. Üstelik onların inancına göre cinler sıradan yaratıklar olmayıp çok defa Tanrı yerine koyarak taptıkları ve Tanrı’ya ait yetkilerle donatılmış sanıp sığındıkları üstün varlıklardır (bk. el-En‘âm 6/100; es-Sâffât 37/158; Sebe’ 34/14).

Sûrenin nüzûl sebebine gelince, Abdullah b. Abbas’tan nakledilen bir rivayete göre, şeytanların semadan haber almaktan menedildiği bir dönemde Hz. Peygamber ashabından birkaç kişiyle birlikte sûk-ı Ukâz’a doğru gidiyordu. Semadan kovularak geri dönen şeytanlara kavimleri neden hiçbir haber getiremediklerini sorunca onlar da engellendiklerini ve üzerlerine alevlerle saldırıldığını söylediler. Bunun üzerine kavimleri onlardan bunun sebebini her tarafta araştırmalarını istedi. İçlerinden Tihâme’ye doğru ilerleyenler, sûk-ı Ukâz’a gitmek üzere Nahle’de bulunan Hz. Peygamber’in olduğu yere varmışlardı. Bunlar, o sırada ashabına sabah namazını kıldırmakta olan Resûl-i Ekrem’in okuduğu Kur’an âyetlerini işitince haber almalarını engelleyen şeyin ne olduğunu anlayarak geri döndüler ve kendilerini hayran bırakan Kur’an’a inandıklarını, artık rablerine hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarını açıkladılar (Buhârî, “Eẕân”, 105, “Tefsîr”, 72). Bu rivayet bazı hadis kaynaklarında, Buhârî’de yer almayan, “Resûlullah cinlere ne Kur’an okumuş ne de onları görmüştür” cümlesiyle başladığından (Müslim, “Ṣalât”, 149; Tirmizî, “Tefsîr”, 70), söz konusu olayda Hz. Peygamber’in kendisinden Kur’an dinleyen cinleri görmediği anlaşılmaktadır. Gerek Cin sûresinin ilk iki âyetinde, gerekse konu ile ilgili diğer âyetlerde (el-Ahkāf 46/29-31) bu hususta bir açıklık bulunmamaktadır. Bununla birlikte bu tür rivayetlerden, Hz. Peygamber’in cinleri hiçbir zaman görmediği gibi bir sonuç çıkarmak da gerekli değildir. Mi‘racda rabbini gördüğü bazı âlimlerce kabul edilen ve en büyük meleklerden biri olan Cebrâil ile sürekli görüşen Hz. Peygamber’in cinleri ve şeytanları görmüş olması da tabiidir. Ayrıca konuyla ilgili çeşitli rivayetlerden ve bilhassa Abdullah b. Mes‘ûd’dan gelen hadislerden, Hz. Peygamber’in cinlere de vahyi tebliğ etmek için değişik zamanlarda altı defa kendilerine Kur’an okuduğu anlaşılmaktadır (Kurtubî, XIX, 3-5; Âlûsî, XXIX, 83; Tecrid Tercemesi, II, 766-767; X, 46-48).

Sûrenin muhtevası Allah’ın birliği, yüceliği, gizli âşikâr her şeyi hakkıyla bildiği, cinler hakkında abartılmış bilgi ve inançların yanlışlığı ve asılsızlığı, Kur’an vahyinin cinler üzerindeki etkisi ve âhiret hayatının kesin olduğu gibi hususlardır. Bu gerçekler, sûre içindeki çok kesin ifadelerle gözler önüne serilmiştir. Buna göre cinlerin de mümini, kâfiri, iyisi ve kötüsü vardır. Allah’a inanmayan cinler de tıpkı insanların kâfirleri gibi cehennemin yakıtı olacaklardır. İnanan insanların onlardan çekinmesine gerek yoktur. Çünkü onlar, Allah’a sığınanlara ve O’nun koruduklarına hiçbir zarar veremezler, kendilerine sığınanlara da bir fayda sağlayamazlar. Zaten Kur’an geldikten sonra cinler eskisi gibi etkili olamamaktadır. Cinlerin gaybı bildikleri ve her şeyden haberdar oldukları sanılmamalıdır. Allah, murat ettiği peygamberler hariç, kendi gayb bilgisine kimseyi muttali kılmamıştır. Âhiretteki azap ve mükâfat dahil olmak üzere Allah’ın vahiy yoluyla bildirdiği her şey gerçekleşecektir.

Sûrenin ilk yarısında cinlerin diliyle ifade edilmiş olan dinî gerçekler, ikinci yarısında ya doğrudan ilâhî ifadeler şeklinde veya Hz. Peygamber’e söyletilmek suretiyle tekrar dile getirilir. İlk bakışta aynı şeyleri tekrar eder nitelikte görünen bu ikinci grup âyetin sûrede yer alışı, vahiy bilgisinin -cinlerin elde ettikleri de dahil- her türlü bilgi ve habere üstünlüğünü vurgulama ve sıradan bir bilgi olmadığını belirtme hikmetine bağlı olmalıdır. Nitekim İlkçağ’lardan beri cinlerden bilgi toplama peşinde koşanlar ve bu uğurda ömür tüketenler, bütün insanlığın değil bir tek insanın hidayetine yetecek kadar bilgi birikimi elde edememişlerdir. Ortaya koydukları bazı bilgi kırıntıları ise son derece çelişkili ve tutarsız şeylerden ibarettir.

Cin sûresini okumanın faziletlerine dair Sa‘lebî ve Vâhidî gibi bazı müfessirlerce Übey b. Kâ‘b’dan rivayet edilen ve daha sonraki bazı tefsirlerde yer alan, “Kim Cin sûresini okursa kendisine Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanan ve inanmayan bütün cinlerin sayısınca köle âzat etmişçesine sevap verilir” (Zemahşerî, IV, 633) anlamındaki hadisin mevzû olduğu kabul edilmiştir (Zerkeşî, I, 432).

Cinlerin insan türünü etkilediği ve onların sağlığına zarar verdiği inancıyla, cin şerrine mâruz kaldığı kabul edilen bazı hastaların üzerine Cin sûresinin kırk bir defa okunması, sûre içinde beş defa tekrarlanan “ahadâ” kelimelerinde hastaya üflenmesi bazı yörelerde benimsenen bir usuldür. Ancak İslâm literatüründe bununla ilgili olarak güvenilir herhangi bir kayıt mevcut değildir.

Müellif: EMİN IŞIK

BİBLİYOGRAFYA

Buhârî, “Eẕân”, 105, “Menâḳıbü’l-enṣâr”, 32, “Tefsîr”, 72.

Müslim, “Ṣalât”, 149.

Tirmizî, “Tefsîr”, 70.

İbn Hişâm, es-Sîre, I, 421-422.

Zemahşerî, el-Keşşâf, IV, 622-633.

İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-mesîr, VII, 387-389.

Fahreddin er-Râzî, Mefâtîḥu’l-ġayb, XXX, 148-170.

Kurtubî, el-Câmiʿ, XIX, 1-31.

Zerkeşî, el-Burhân, I, 432.

Âlûsî, Rûḥu’l-meʿânî, XXIX, 81-100.

Tecrid Tercemesi, II, 756-767; X, 46-50; XI, 60-64.

Elmalılı, Hak Dini, VII, 5381-5417.

Kâzım Öztürk, Kur’ân’ın 20. Asra Göre Anlamı, İzmir 1976, II, 169-199.

Mehmet Sofuoğlu, Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi, İstanbul 1987-89, II, 774-776; VIII, 3608-3611.

https://islamansiklopedisi.org.tr/cin-suresi

5 Mayıs 2026 Salı

**HIDRELLEZİ KUTLAMAK

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim


Hıdırellez kutlamaları, temelde dini bir emir olmayıp kültürel bir bahar bayramıdır ve İslamiyet öncesi geleneklere dayandığı için bazı ritüelleri (ateşten atlama, çaput bağlama vb.) bidat ve hurafe olarak kabul edilir. 

Baharın gelişini meşru dairesinde kutlamak sakıncalı olmasa da, İslam inancına zıt batıl inançlara kapılmak caiz değildir.

Dini Açıdan Hıdırellez Hakkında Bilinmesi Gerekenler:

Kökeni ve Niteliği: İslamiyet'ten önce de kutlanan, baharın gelişini simgeleyen bir halk kültürüdür. Dini bir bayram (Ramazan/Kurban) değildir. 

Bidat ve Hurafe Riskleri: Ateşten atlamak, ağaçlara çaput bağlamak, gül ağacının altına dilek gömmek, oyuncak ev/araba yapmak gibi uygulamalar İslam inancına göre hurafe ve batıl inanç kapsamında görülür.

Tevhidi Zedeleyen Boyut: "Hızır beni görsün, dileğimi gerçekleştirsin" gibi ifadeler, sadece Allah'tan istenebilecek duaların başka bir varlıktan (Hızır'dan) beklenmesi anlamına geldiği için şirk kapsamına girebilir.

Fetva Görüşü: Hıdırellez'i kültürel bir eğlence olarak baharı kutlamak meşru kabul edilebilir, ancak inançsal bir boyut (hacet/dilek merasimi) taşırsa sakıncalıdır.

Özetle, Hıdırellez'i geleneksel bir şenlik olarak kutlamak caiz görülse de, dileklerin Hızır'dan beklenmesi ve batıl inançların uygulanması dini açıdan sakıncalı (bidat) sayılmaktadır.

İslâm'ın Tevhid bilincinden uzak, sahte mitolojik dürtülerin ve şamanist kalıntıların uzantılarını yansıtan günümüz Hıdrellez anlayışıyla, Hıristiyan Saint Yortusunun paralelliği de göstermektedir ki İslâm dışı her şeye yakınlık duyma ama İslâm'ın gerçek kimliğine karşı çıkma düşüncesinin neticelerini gözler önüne sermektedir.


"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

72-Cin Suresi ‹‹ 26-28. Ayet Tefsiri

              Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾26﴿

Gaybı O bilir, gizlisini kimseye açmaz;

﴾27-28﴿

Ancak elçi olarak seçtiği başka. Allah, bu elçilerin her türlü durumlarını ilmiyle kuşattığı ve her şeyin sayısını belirlediği halde, rablerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini ortaya çıkarmak için onların önlerinden ve arkalarından gözcüler gönderir.

                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Gaybı yalnızca Allah’ın bildiği, bu konuda O’nun hoşnut olup seçtiği elçinin dışında –cinler dahil– hiç kimseye bilgi vermediği ifade buyurulmuştur. Allah’ın hoşnut olup seçtiği elçiden maksat peygamberler, onlara bildirdiği gayb bilgileri ise ilâhî vahiyler ve haberlerdir ki bunlar da onların peygamber olduğunu gösterir. Meselâ Hz. Peygamber’e kıyamet gününde ve âhirette meydana gelecek olaylar vb. birçok gayb haberini içeren Kur’an vahyedilmiştir. Şevkânî’nin eserinde, Kur’an ve vahiy dışında da Hz. Peygamber’e fiten ve benzeri bazı gayb bilgilerinin verildiği zikredilmiş ve âyetin bunlara da işareti söz konusu edilmiştir (bk. Taberî, XXIX, 76-77; Şevkânî, 358-359).

İlâhî vahyin korunması, ona şeytan sözünün karışmaması ve peygamberlerin Allah’ın mesajlarını tebliğ edip etmediklerinin tam olarak ortaya çıkması için Allah Teâlâ, elçisinin önünde ve arkasında koruyucu / gözetleyici melekler görevlendirmiş (bk. İbn Âşûr, XXIX, 250), çevrelerini bunlarla donatmış ve tahkim etmiştir. Allah bunu, vahyi koruyamadığından değil, hikmeti gereği yapmaktadır; zira Allah’ın her şeye gücü yeter; O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır (gayb hakkında bilgi için bk. Bakara 2/2). Allah’ın peygamberlerini kıyamet ve âhiret halleri gibi bazı gayb konularından haberdar etmesinin bir amacı da mûcize mahiyetindeki bu bilgilerle onların nübüvvetini kanıtlamaktır. Bu âyetler, astroloji yoluyla olağan üstü bilgilere ulaştıklarını söyleyenleri de yalanlamaktadır. Zemahşerî gibi Mu‘tezile âlimleri bu âyetlere dayanarak kerametin imkânsızlığını, keramet olduğu söylenenlerin asılsız olduğunu savunmuşlardır (bk. V, 172-173). Ancak Râzî, burada özellikle âhiretle ilgili gaybî bilgilerden söz edildiğini belirterek Mu‘tezile’nin âyetten bu anlamı çıkarmasını dayanaksız bulmuştur (XXX, 168-170).


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 481

4 Mayıs 2026 Pazartesi

72-Cin Suresi ‹‹ 25. Ayet Tefsiri

              Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                     Bismillahirrahmanirrahim

﴾25﴿

De ki: “Tehdit edildiğiniz azap yakın mıdır yoksa rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, bilemem.”

                        Sadakallahul Azim

Tefsir

Müminlere vaad edilen zaferin veya inkârcılara verilecek cezanın ve kıyamet olayının ne zaman gerçekleşeceği konusu gayb bilgilerinden olduğu için Allah bildirmedikçe peygamberin de onu bilmesi mümkün değildir. Sûrenin başından beri işlenen konularda ağırlıklı olarak cinlerin gaybı bilmedikleri ya açıkça veya işaret yoluyla ifade edilmiştir.


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 480

3 Mayıs 2026 Pazar

72-Cin Suresi ‹‹ 24. Ayet Tefsiri

                 Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                 Bismillahirrahmanirrahim

﴾24﴿

Sonunda tehdit edildikleri azabı gördükleri zaman kimin yardımcılarının daha güçsüz ve sayıca daha az olduğunu anlayacaklar.”

                        Sadakallahul Azim 

Tefsir

Hz. Peygamber’e ve müslümanlara yardım edip onları dünyada zafere, âhirette de kurtuluşa erdireceğini, inkârcıları ise cezalandıracağını bildiren âyetler geldikçe müşrikler onlarla alay edip bu işin ne zaman ve bu zayıf müminlerle nasıl olacağını soruyorlardı. İşte âyet onların bu sorularına cevap vermektedir (İbn Âşûr, XXIX, 245).


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 480

2 Mayıs 2026 Cumartesi

72-Cin Suresi ‹‹ 20-23. Ayet Tefsiri

                 Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                 Bismillahirrahmanirrahim

﴾20﴿

De ki: “Ben kendisine hiç kimseyi ortak koşmaksızın yalnız rabbime yakarıp kulluk ederim.”

﴾21﴿

De ki: “Doğrusu ben size ne zarar verme ne de istikametinizi düzeltme gücüne sahibim.”

﴾22-23﴿

Şunu da söyle: “Şüphe yok ki, Allah’ın dinini tebliğ edip gönderdiklerini yerine ulaştırmadıkça beni de Allah’a karşı kimse koruyamaz; O’ndan başka sığınılacak kimse de bulamam.” Artık Allah’a ve resulüne isyan edenler bilsinler ki, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi onları beklemektedir.

                        Sadakallahul Azim 

Tefsir

Mekkeli müşrikler, Hz. Peygamber’e, tebliğ ettiği tevhid dini yüzünden insanların düşmanlığını kazandığını, eğer bu davadan vazgeçerse kendisini düşmanlarına karşı koruyacaklarını söylüyorlardı (bk. Şevkânî, V, 357). Bu âyetler onlara cevap olarak inmiş ve böylece Hz. Peygamber’in Allah’tan başkasına kulluk etmesinin söz konusu olamayacağı, onun kendisine verilen ilâhî emir ve mesajları tebliğ etme görevini yerine getirmekten başka gayesinin bulunmadığı ifade edilmiştir.


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 480

1 Mayıs 2026 Cuma

72-Cin Suresi ‹‹ 19. Ayet Tefsiri

                 Eûzu billahi mineş şeytânirracîm 

                 Bismillahirrahmanirrahim

﴾19﴿

Allah’ın kulu O’na ibadet etmek üzere kalktığında üstüne çıkarcasına etrafına üşüşüyorlar.

                        Sadakallahul Azim 

Tefsir

“Allah’ın kulu”ndan maksat Hz. Peygamber’dir. Allah Teâlâ resulünü onurlandırmak için onu yüce zâtına izâfe ederek anmıştır. Âyette Hz. Peygamber Nahle denilen yerde ashabına namaz kıldırırken cinlerin ondan Kur’an dinlemek için neredeyse birbirlerini çiğneyecek şekilde etrafını kuşattıkları ifade edilmektedir. “Üstüne çıkarcasına” diye tercüme ettiğimiz libed kelimesinin farklı kıraatlerine göre âyete şöyle de mâna verilmiştir: “Peygamber Allah’a kulluk etmeye ve O’na çağırmaya başlayınca cinler ve insanlar onun getirdiği dini yok etmek için birbirlerini destekliyorlardı, ancak Allah onlara fırsat vermedi.” Taberî bu anlamı tercih etmiştir (XXIX, 75; Şevkânî, V, 356-357).


Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 480

****** F İ H R İ S T ******


Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile ilgili yazılar
SİYER

Ayet Tefsirleri
Hadislerle ilgili yazılar
Sahih-i Buhari Hadisleri (Fethu'l-Bari)
El-Ezkar- İ.Nevevi
Sünnete uygun İbadetler
Peygamberler ile ilgili yazılar
Sahabeyle ilgili yazılar
Peygamberimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Hanımları ile ilgili yazılar
Dualar
İlmihal bilgileri


  • Küçük Notlar
  • Namaz ile ilgili yazılar
  • Abdest ile ilgili yazılar

Yıldız Falı ile ilgili yazılar
Niçin blog açtım ile ilgili yazılar
Şeytan (aleyhillane) ile ilgili yazılar

  • Videolar

  • Tevbe ile ilgili yazılar
Nafile ibadetlerle ilgili yazılar

Kandil geceleri
***KANDİL GECELERİ

Üç Aylar
463.ÜÇ AYLAR İLE İLGİLİ HADİSLERİN GÜVENİRLİLİĞİ

Recep ayı ibadetleri
173.NAFİLE NAMAZLARLA MEŞGUL OLMAK
***TEVBENİZİ YAPTINIZ MI?
***Recep ayı, olanlar ve olmayanlar - Faruk Beşer
***REGAİB KANDİLİ
***MİRAC HADİSESİ
***EHL-İ SÜNNETE GÖRE İSRA VE Mİ'RAÇ
652.Miraç olayına nasıl bakmalıyız?-Faruk Beşer
653.Miraç rüyada mı gerçekleşti?-Faruk Beşer
659.İsrâ ve Miraç ile ilgili son notlar, olanlar ve olmayanlar-Faruk Beşer
Şaban ayı ibadetleri
173.NAFİLE NAMAZLARLA MEŞGUL OLMAK***ŞABAN AYINDA NASIL İBADET EDEBİLİRİZ?ve tesbih namazı
***BERAT KANDİLİNDE NASIL İBADET EDELİM?
***BERAT KANDİLİ ve DİĞER KANDİLLER
***Riyâzü's Sâlihîn'in "ŞÂBAN ORUCU" Bâbı
Ramazan ayı ibadetleri
***TERAVİH NAMAZI ve KILINIŞI
***RAMAZAN GELDİ!!
***ÖZLEMİŞTİM SENİ..HOŞGELDİN!!
***ORUÇLARA AİT NİYETLER
***RABBİMLE ARAMDAKİ SIR
***İFTAR DUASI
***O ÖYLE BİR AYDIR Kİ!!
488.RAMAZAN AYINDA 10 SÜNNET
***ORUCUN FARZLARI
***ORUCU BOZAN VE BOZMAYAN ŞEYLER
***KAZA EDİLMESİ GEREKEN VE GEREKMEYEN ORUÇLAR
***ORUÇLU İÇİN MÜSTEHAB OLAN ŞEYLER
***ORUÇ TUTMAMAYI MUBAH KILAN ÖZÜRLER
***ORUÇLUYA NELER MEKRUHTUR NELER DEĞİLDİR?
***KEFFARETİ GEREKTİRMEYEN ORUÇLAR
***ORUÇ KEFARETİ
***ZEKAT VERMENİN HİKMETLERİ
***ZEKAT KİMLERE VERİLİR, KİMLERE VERİLMEZ?
***ZEKATIN VERİLECEĞİ YERLER
***BİR DAKİKALIĞINA BİLE İTİKAFA GİREMEZ MİSİNİZ?
***GELİN ÖLMÜŞ YAKINLARIMIZA BİR HEDİYE VERELİM...
***KADİR GECESİ NASIL İBADET EDELİM?
***KADİR GECESİNİ KAÇIRMAYALIM!!
***BU GECE TESPİH NAMAZI KILALIM İNŞALLAH!!
***BAYRAM NAMAZI KILINIŞI
***RAMAZAN RİSALESİ-1-RAMAZAN AYI NEDİR? / NE DEĞİLDİR?
***RAMAZAN RİSALESİ-2-ORUÇ FIKHI
***RAMAZAN RİSALESİ-3-HANIMLARA RAMAZAN REHBERİ
***RAMAZAN RİSALESİ-4-RABB'İMİZDEN GELEN BAYRAMIMIZ
***Öteki Hayatı Kazanmanın Büyük Bir Fırsatı Ramazan-M.Emin Yıldırım
***Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den İFTAR DUALARI
***Ramazan Ayını Karşılarken-Dr. M. Şerafettin KALAY
***Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-1-
***Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-2-
***"Oruc'da niyetin vakti" - Dr. Şerafeddin Kalay
***Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-3-
***Oruçla İlgili Kısa Bilgiler-Dr. M. Şerafettin KALAY
***"Orucun Hükümleri" - İlm-i Hayat Dr. Şerafeddin Kalay Selim Uğur
Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-4-
***"Orucun Fazileti" - İlm-i Hayat - Dr. Şerafeddin Kalay Selim Uğur
Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-5-
***Oruçla İlgili Âyetler ve Hükümler | Şerafeddin Kalay (6. Ders)
***Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-6-
***Oruç ve İftar | Şerafeddin Kalay (9. Ders)
***Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZAN ORUCU" Bâbı-7-
***Öteki Hayatı Kazanmanın Büyük Bir Fırsatı Ramazan-M.Emin Yıldırım
Riyâzü's Sâlihîn'in "RAMAZANDA CÖMERTLİK" Bâbı-8-
***Riyâzü's Sâlihîn'in "HİLAL GÖRÜLDÜĞÜNDE YAPILACAK DUA" Bâbı-9-
***Riyâzü's Sâlihîn'in "SAHURUN FAZİLETİ" Bâbı-10-
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ORUÇ AÇMAKTA ACELE ETMEK " Bâbı-11-
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ORUÇ AÇMAKTA ACELE ETMEK " Bâbı-12-
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ORUÇ AÇMAKTA ACELE ETMEK " Bâbı-13-
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ORUÇLUNUN DİLİNİ KORUMASI " Bâbı-14-
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ORUCA DAİR BAZI MESELELER " Bâbı-15-
Şevval ayı ibadetleri
***ŞEVVAL AYI ORUCU
***Riyâzü's Sâlihîn'in " ŞEVVAL ORUCU " Bâbı
Zilkade ayı ibadetleri
***YARIN ZİLKA'DE AYINA GİRİYORUZ
Zilhicce ayı ibadetleri
***ZİLHİCCE AYI İBADETLERİ
***TERVİYE VE AREFE GÜNÜ
***TEŞRİK TEKBİRLERİNİ UNUTMAYALIM...
***Unutulmaya yüz tutmuş kıymetli bir mevsim: Zilhicce Geceleri
***SÜNNETE UYGUN İBADET -32- Zilhicce Orucu
***Zilhicce ayının ilk 10 günü ile Rabb’imize yaklaşalım.
Muharrem ayı ibadetleri
182. MUHARREM AYI'NIN ÖZELLİĞİ
Safer ayı ibadetleri
400.SAFER AYI BELA AYI MIDIR?
***MEVLİD KANDİLİ
***İçine Bid’at Karıştırmadan Mevlid Kandili Nasıl Kutlanır?-EBUBEKİR SİFİL566.SAFER AYI ve BELALARIMIZ-Faruk Beşer
  • E.H.Yazır Hak Dini Kur'an Dili,İlmihal,Kütüb-i Sitte,Riyazüs Salihin,Ö.N.Bilmen,A.Geylani,İ.Gazali,İ.Rabbani,İ.Nevevi,N.Yıldız,
    E.Sifil,A.Ünlü,H.KurtÖ.İnançer,S.Arvas,M.Özşimşekler,Ö.Döngeloğlu,F.Dilaver,A.Eren,N.Hatipoğlu,C.Gezer,T.Alp,A.Uzunlar,O.Ençakar,M.Talu,S.Suruç,S.Alpsoy,E:Erdoğan,A.Şener,S.Demirci,S.Camcı,M.Dikmen,Ş.Eygi,O.Ünlü,İ.Şenocak,M.Demirbaş,R.Ayvallı, D.Aydüz,Y.Kızılırmak,
    V.Tülek,A.Tomor,Dinimiz İslam,Sorularla İslamiyet,İslam tarihi.Abdülhalîm el-Cündî,Ebû Hanîfe Batalü'l-Hürriyye ve't-Tesâmüh fi'1-İslâm, Kahire 1966Bardakoğlu, Ali, “Ebû Hanife”, DİA, İstanbul 1994, X, 143-145.Beyâzîzâde Ahmed Efendi, el-Usûlü’l Münîfe li’i İmâm Ebî Hanîfe, Ebû Hanîfe’nin İtikadî Görüşleri,nşr. İlyas Çelebi, İstanbul, 1996
    Beyâzîzâde Ahmed Efendi, İşârâtü'l-Merâm min İbârâti'l-İmâm,
    nşr. Yûsuf Ab-dürrezzâk, Kahire 1949Bezzâzî, Muhammed b. Şıhâb, Menâkıbü’l-İmâmi'l-A’zam Ebî Hanîfe, Beyrut 1981, s.136-139
    Brockelman, C., GAL, (Ar), Târihu’l-Edebi’l-Arabî, Kahire 1983, III, 235-245Ebû Yûsuf, Yakub b. İbrahim, İhtilâfü Ebî Hanîfe ve İbn Ebî Leylâ, nşr. Ebü’l-Vefâ el-Efgânî, Kahire 1938
    Ebû Zehra, Muhammed, Ebû Hanîfe Hayâtühû ve Asruhû-Ârâ'ühû ve Fıkhuh, Kahire 1947El-Bağdâdî, Ebu Muhammed b. Gânim, Mecmaü'd-Damânât fî Mezhebi'l-İmami'l-A'zam Ebi Hanife
    en-Nu’mân, Beyrut 1987el-Hârizmî, Muvaffak b. Ahmed el-Mekkî, Menâkıbü Ebî Hanîfe, Beyrut 1981, s. 51-59
    Hatib el-Bağdâdi, Tarihu Bağdâd, Beyrut ts. XII, 324-330
    İbn Hallikân, Ahmed b. Muhammed, Vefeyâtü’l-A’yân ve Enbâü Ebnâi’z-Zamân,nşr İhsan Abbas, Beyrut 1968, II,163-164
    İbn Sa’d, Muhammed, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, nşr. İhsan Abbas, Beyrut 1968, s. VI, 368-369İbnü’l-Esir, Ali b. Muhammed, el-Kâmil fi’t-Târih, Beyrut 1979, X, 325-326İbnü'n-Nedîm, Muhammed b. İshak et-Fihrist, nşr. Rıza Teceddüt, Tahran ts., s. 255-256J.Schacht, “Abu Hanife al-Numân”, The Encyclopadia of İslam, Leiden 1954, I, 123-124
    Sezgin, Fuat, GAS (Ar.) Târihu’t-Turâsi’l-Arabî, Riyad 1403, I/3 s. 31-50
    Uzunpostalcı, Mustafa “Ebû Hanife”, DİA, İstanbul 1994, X, 131-138.
    Uzunpostalcı, Mustafa, Ebû Hanife’nin Hayatı ve İslâm Fıkhındaki Yeri Konya 1986 ( doktora tezi, SÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü).
    Vehbî Süleyman Gâvecî, Ebû Hanife en-Numan İmâmü'l-Eimmeti'l-Fukaha, Dımaşk ts.Vehbî Süleyman Gâvecî, Ebû Hanife en-Numan, s. 45-64. Şibay, Halim Sabit, “Ebû Hanife”,İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1940, IV, 20-28
    Yavuz, Yusuf Şevki, “Ebû Hanife”, DİA, İstanbul 1994, X, 138-143.
    Zehebî, Muhammed b. Ahmed, Menâkıbü Ebî Hanîfe ve Sahibeyhi Ebî Yusuf ve Muhammed b. Hasan, Kahire 1366
    Zehebi, Muhammed b. Ahmed, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, Beyrut 1985, VI 394-400