31 Aralık 2022 Cumartesi

Seven Sevdiğini Çok Zikreder

  

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler de kararır. Yüzleri kararanlara; Îmânınızdan sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azâbı tadın. (denecektir). Yüzleri ağaranlara gelince, (onlar) Allâh’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Âl-i İmrân, 106, 107)

Rasûlullah (sav)  efendimiz buyurdular:

“Allâh’ı sevmenin alâmeti, Allâh’ı zikretmeyi sevmektir.” (Suyûtî, Câmiu’s-Sağîr, II, 52)  

https://www.2g1d.com/ 

30 Aralık 2022 Cuma

Gözler Kör Olmaz

  

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Ey habîbim! Sana karşı gelenler hiç yeryüzünde gezmediler mi? Zîrâ gezselerdi elbette düşünebilecek kalbleri, işitebilecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalbler kör olur.” (Hac, 46)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Allâh’ın yeryüzü ehlinden kapları vardır. Rabbinizin (bu) kapları, sâlih kullarının kalbleridir. Allâh katında onların en sevimlisi, en rakîk ve yumuşak olanıdır.” (Taberânî, Müsnedü’ş-Şâmiyyîn, II. 19) 

https://www.2g1d.com/ 

29 Aralık 2022 Perşembe

En Kötü İnsanlar!

  

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillâhirrahmânirrahîm

“İnsanlardan gizler de Allah’dan gizlemezler. Hâlbuki geceleyin, O’nun razı olmadığı sözü düzüp kurarken Allah, onlarla beraber idi. Allah yaptıklarını kuşatıcıdır.” (Nisâ, 108)

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyurdular:

“İnsanların en kötülerinden birisi de ikiyüzlü olandır ki bazı insanlara bir yüzü ile diğerlerine öbür yüzü ile gelir. Bu dünyada ikiyüzlü olan kimsenin kıyâmet gününde ateşten iki dili olacaktır.” (Buhârî, Menakıb, 1, Edeb, 52; Müslim, Birr, 98-99)

Ebû Hüreyre (ra) rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Siz insanları madenler (gibi cins cins) bulursunuz. Onların Câhiliye döneminde hayırlı ve değerli olanları, şayet dini hükümleri iyice hazmederlerse İslâmiyet devrinde de hayırlıdırlar. Siz yine en hayırlı kişileri, yöneticilik işinden hiç hoşlanmayanlar olarak bulursunuz. Siz, en kötü kişileri de ikiyüzlüler olarak bulursunuz ki onlar, birilerine bir yüzle diğerlerine başka yüzle gider gelirler.” (Buhârî, Mekâkıb 1; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 199) 

https://www.2g1d.com/ 

28 Aralık 2022 Çarşamba

Komşuluk Hakları

  

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

"Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez." (Nisâ, 36)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

"Cebrâil bana komşuya  iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım." (Buhârî, Edeb 28; Müslim, Birr 140-141. Tirmizî, Birr 28)

Komşularımız, ev halkımızdan sonra yüzlerini en çok gördüğümüz kimselerdir. Bu sebeple onların dindar ve iyi ahlâklı kimseler olması arzu edilir. Fakat kendilerini seçmek elimizde olmadığı için komşularımızın gayri müslim ve kötü ahlâklı olmaları da mümkündür.


Kimler komşu sayılır? Bu konuda Hz. Ali'den gelen rivayete göre, birbirlerinin sesini duyacak kadar yakın olan kimseler komşu sayılır.

Hz. Âişe meseleye daha geniş bakmış ve evin her cephesinden kırkar hânenin komşuluk hakkı bulunduğunu söylemiştir. Konumuzun başındaki âyet-i kerîmede zaten komşular "yakın komşu ve uzak komşu" diye iki grupta ele alınmıştır.

Komşular bazen bir akraba gibi birbiriyle içli dışlı oldukları için güzel geçinmeleri, birbiri hakkında iyi şeyler düşünüp mutlu olmalarını istemeleri, mallarının ve canlarının zarar görmemesi için gayret etmeleri, komşusu hatalı bir iş yapmaya kalktığında veya bir konuda komşusunun görüşünü almak istediğinde ona doğru yolu göstermeleri başlıca komşuluk haklarıdır. Buna ilave olarak zaman zaman birbirlerine hediye göndermeleri, karşılaştıkları zaman birbirinin yüzüne tebessüm edip selamlaşmaları, yardıma çağırdıkları zaman hemen gitmeleri gibi iyi komşuluk esaslarını saymak mümkündür.

Komşusunun gayri müslim olması, bir müslümana, ona karşı komşuluk hakkını gözetmeme yetkisini vermez. Komşusunun yahudi, hıristiyan veya hiçbir dine inanmayan bir müşrik olması bu prensibi değiştirmez. (Riyâzü's Sâlihîn, 2. Cilt 394-395, Erkam Yay.) 

https://www.2g1d.com/ 

27 Aralık 2022 Salı

Takvâ Hayatı


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillâhirrahmânirrahîm

"Kim zerre miktarı hayır yapmışsa, onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse, onu görür." (Zilzâl, 7-8)

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyurdular:

"Küçük görülen günahlardan sakının! Çünkü o (küçük günah)lar bir kimsede birikirler de neticede onu helâk ederler." (Ahmed, I, 402-403; V, 331)

https://www.2g1d.com/ 

26 Aralık 2022 Pazartesi

Seher Vakti

  

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Gecenin bir kısmında O’na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O’nu tesbîh et! Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyor, istiyor ve tercih ediyorlar da önlerindeki çetin bir günü (âhireti) ihmal ediyorlar.” (İnsan, 26-27)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

Aman gece kalkmaya gayret edin! Çünkü o sizden önceki sâlih kimselerin âdetidir. Şüphesiz gece ibadete kalkmak, Allah’a yakınlıktır. (Bu ibadet) günahlardan alıkoyar, hatalara keffâret olur ve bedenden dertleri giderir.” (Tirmizî, Deavât, 101/3549)

Seherleri teheccüde kalkanları Rasûlullah (sav) de sevmektedir. Bunu da şu rivâyetten anlamaktayız:

Hz. Âişe vâlidemize:

“–Rasûlullah (sav), insanlardan en çok kimi sever?” diye sordular.

Âişe (ra):

“–Fâtıma’yı!” dedi.

“–Ya erkeklerden?” denildi.

Bu sefer Hz. Âişe (ra):

“–Onun kocasını!” dedikten sonra çok mühim bir noktaya dikkat çekerek şöyle devam etti:

“–Bildiğim kadarıyla o, çok oruç tutan ve çok gece namazı kılan bir kişidir.” (Tirmizî, Menâkıb, 60/3874)

Geceleri Allah için namaz kılan kimselerin, cennete gireceğini haber veren şu rivâyet de oldukça mühimdir:

Rasûlullah (sav):

“–Cennette birtakım köşkler vardır. (Şeffaflık ve güzellikleri sebebiyle) dışları içlerinden, içleri de dışlarından görülür” buyurmuştu.

Bunu işiten bir bedevi ayağa kalkıp:

“–Bu köşkler kimler içindir ey Allah’ın Rasûlü?” diye sordu.

Fahr-i Kâinât Efendimiz:

“–Sözünü güzel ve hoş söyleyen tatlı dilli, yemek yediren, oruca devam eden ve gece herkes uyurken Allah için namaz kılan kimseler içindir!” buyurdu. (Tirmizî, Birr, 53/1984) 

https://www.2g1d.com/ 

25 Aralık 2022 Pazar

Toplum Yarası


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler hiç şüphesiz karınlarına ateş doldurmuş olurlar. Zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir.” (Nisâ, 10)

Rasûlullah (sav)  efendimiz buyurdular:

“Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakiri doyur, yetimin başını okşa!” (Ahmed b. Hanbel, II, 263, 387) 

https://www.2g1d.com/ 

24 Aralık 2022 Cumartesi

Samimi Kılınan Namaz


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Ey Rasûlüm! Âilene ve ümmetine namazı emret ve kendin de devam et! Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel âkıbet, takvâ sahiplerinindir.” (Tâhâ, 132)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Önceki peygamberler de felâket ve musîbet anında namaza yönelirlerdi.” (Fezâil-i A’mâl, 249) 

https://www.2g1d.com/ 

23 Aralık 2022 Cuma

İbadetin Ehemmiyeti


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk/ibadet et!” (Hicr, 99)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“İnsan, kulluk vazifelerini îfâda kusur gösterir, yani her ibadetini kâfî miktarda yapmayıp azaltırsa Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ kılar.” (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl, no: 6788) 

https://www.2g1d.com/ 

22 Aralık 2022 Perşembe

Şerlerin Anahtarı


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide, 91)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Sakın içki içme, çünkü o bütün kötülük ve şerlerin anahtarıdır.” (İbn-i Mâce, Eşribe, 1)

https://www.2g1d.com/ 

21 Aralık 2022 Çarşamba

Şeytan Günaha Teşvik Eder


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillâhirrahmânirrahîm

“Şeytan seni bir kötülüğe sevketme girişiminde bulunursa, hemen Allah’a sığın.” (Fussilet, 36)

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyurdular:

“Allah Teâlâ da kıskanır. O’nun kıskanması, kulun ilâhî yasakları çiğnemesi sebebiyledir.” (Buhârî, Nikâh, 107; Müslim, Tevbe 36.)

Allah Teâlâ, içinde şeytanın iğvâsını, şöyle yap böyle yap diye kötülüğe doğru ittiğini hisseden kimsenin, hiç vakit kaybetmeden hemen Rabbine sığınmasını tavsiye buyurmaktadır. İçinde günaha doğru bir meyil veya bir kimseye karşı öfke hisseden yahut nefsin başka telkinleriyle burun buruna gelen insanın yapacağı tek şey, o duyguları yaratana sığınmaktır. Öyle ya, iri azgın köpeklerin hücumuna uğrayan bir kimsenin yapacağı en iyi hareket köpeklerin sahibine sığınmaktır. İslâm büyüklerinden biri ile talebesi arsında geçen şu konuşma da bunu göstermektedir:

-Şeytan seni fenalığa teşvik ederse ne yaparsın?

-O duygulardan kurtulmaya gayret ederim.

-Şeytan aynı duyguları bir daha telkin ederse?

-Yine o duygulardan kurtulmaya çalışırım.

-Şeytan seni tekrar baştan çıkarmaya çalışırsa?

-Ben yine ondan kurtulmaya gayret ederim.

-Bu uzun iş, oğlum! Düşün, yolda giderken önüne bir koyun sürüsü çıksa, sürünün köpeği havlayarak yanına gelip sana yol vermese ne yaparsın?

-Köpekle mücadele eder, yolumdan çekilmesini sağlarım.

-Bu da uzun iş, evlât! Sürünün çobanından yardım iste de, köpeği yolundan çeksin. (Riyâzü’s Sâlihîn, 7.Cilt Syf. 237. Erkam Yay.) 

https://www.2g1d.com/ 

20 Aralık 2022 Salı

Saygı Kandil Gibidir


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Şüphesiz Biz insanı en güzel bir biçimde (ahsen-i takvîm üzere) yarattık.” (Tîn, 4)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Allâh Teâlâ, Âdem’i yeryüzünün her tarafından aldığı bir tutam topraktan ya­ratmıştır. Bu sebeple Âdemoğullarının, o topraklara izâfeten bir kısmı kırmızı, bir kısmı beyaz ve siyah, bir kısmı da bu renklerin karışımındaki bir renkte; bir kısmı yumuşak, bir kısmı sert, bir kısmı iyi huylu, bir kısmı kötü huylu olarak (yâni muhtelif istîdâd, husûsiyet ve karakterde) dünyâya gelmiştir.” (Ebû Dâvud, Sünnet, 16; Tirmizî, Tefsîr, 2/2955; Ahmed, IV, 400)

https://www.2g1d.com/ 

19 Aralık 2022 Pazartesi

Mûcize Bir Gıda


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Zira size, onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz.” (Nahl, 66)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Bir kimseye süt ikram edilirse, o kimse şöyle desin: Allâh’ım! Bu sütü bize bereketli kıl, bize daha fazla süt ver. Çünkü yiyeceklerin ve içeceklerin yerini tutan, açlığı ve susuzluğu gideren sütten başka gıda yoktur.” (Ebû Dâvud, Eşribe, 20; Tirmîzî, Deavât, 55; İbni Mâce, Et’ime, 35)

https://www.2g1d.com/ 

18 Aralık 2022 Pazar

Ümidinizi Kesmeyin!

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zümer, 53)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar ve hiç aldırmaz. Çünkü O, çok bağışlayan çok esirgeyendir.” (Tirmizî, Tefsir (39), 2.) 

https://www.2g1d.com/ 

17 Aralık 2022 Cumartesi

Ümmetini Düşünen Peygamber


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“(Rasûlüm)! Şüphesiz biz bu Kitab’ı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.” (Zümer, 41)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Benimle ümmetimin durumu, ateş yakıp da ateşine cırcır böcekleri ve kelebekler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye çalışıyorsunuz.” (Buhârî, Rikak 26; Müslim, Fezâil 17; Tirmizî, Edeb 82.)

Başka bir hadiste Rasûlullah (sav) şöyle buyurdular:

“Allah’ın benimle gönderdiği hidâyet ve ilim, yeryüzünde yağan bol yağmura benzer. Yağmurun yağdığı yerin bir bölümü verimli bir topraktır: Yağmur suyunu emer, bol çayır ve ot bitirir. Bir kısmı da suyu emmeyip üstünde tutan çorak bir yerdir. Allah burada biriken sudan insanları faydalandırır. Hem kendileri içer, hem de hayvanlarını sular ve ziraatlarını o su sâyesinde yaparlar. Yağmurun yağdığı bir yer daha vardır ki, düz ve hiçbir bitki bitmeyen kaypak arazidir. Ne su tutar, ne de ot bitirir. İşte bu, Allah’ın dininde anlayışlı olan ve Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim kendisine fayda veren, onu hem öğrenen hem öğreten kimse ile, buna başını kaldırıp kulak vermeyen, Allah’ın benimle gönderdiği hidayeti kabul etmeyen kimsenin benzeridir.” (Buhârî, İlim 20; Müslim, Fezâil 15; Müsned, IV, 399) 

https://www.2g1d.com/ 

16 Aralık 2022 Cuma

Hakk’a Yakın Olan Kul


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Şüphesiz îman edip sâlih amel işleyenler için başlarına asla kakılmayan bir mükâfat vardır.” (Fussilet, 8)

Rasûlullah (sav) efendimizbuyurdular:

“Allah’a teslimiyet gösteren hiçbir kul yoktur ki bedenine herhangi bir belâ isâbet etsin de Yüce Allah amellerini kontrol etmekte olan iki meleğe şöyle demesin: “Bu kuluma Bana tam olarak bağlı bulunduğu sırada yazdığınız mükâfat ve sevapları beher gün ve gece yine yazın.” (et-Terğib, V, 250) 

https://www.2g1d.com/ 

15 Aralık 2022 Perşembe

İstikamet Üzere Bir Ömür


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

"Emrolunduğun gibi dosdoğru olmaya devam et!" (Hûd, 112)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

"Kalbi dürüst olmadıkça kulun imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz" (Ahmed b. Hanbel, Müsned III, 198) 

https://www.2g1d.com/ 

14 Aralık 2022 Çarşamba

Huzur Buluyoruz!


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Muhakkak ki (şu) mü’minler felâh bulmuştur: Onlar, namazlarında huşû içindedirler.” (Mü’minûn, 1,2)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Namazını, (hayâta) vedâ eden bir kimsenin namazı gibi kıl! Özür dilemen gereken bir sözü söyleme! İnsanların elindekilere tamah etme!” (İbn-i Mâce, Zühd, 15; Ahmed, V, 412) 

https://www.2g1d.com/ 

13 Aralık 2022 Salı

Müslümanların Sıkıntılarıyla İlgilenmek


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillâhirrahmânirrahîm

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!” (Bakara, 177)

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyurdular:

“İnsanların arasına karışıp onların ezâlarına katlanan (onların dertleriyle dertlenen, hâcetlerini halleden) müslüman, onlara karışmayıp ezâlarına katlanmayandan daha hayırlıdır.” (Tirmizî, Kıyâmet, 55/2507)

Hz. Ali (ra)’ın şu sözleri ne kadar ibretlidir:

“İki nîmet vardır ki, beni hangisinin daha çok sevindirdiğini bilemiyorum:

Birincisi, bir kimsenin, ihtiyacını karşılayacağımı ümid ederek bana gelmesi ve bütün samimiyetiyle benden yardım istemesidir.

İkicisi de, Allah Teâlâ’nın, o kimsenin arzusunu benim vâsıtamla yerine getirmesi yahut kolaylaştırmasıdır.

Bir müslümanın sıkıntısını gidermeyi, dünya dolusu altın ve gümüşe sahip olmaya tercih ederim.” (Ali el-Müttakî, VI, 598/17049) 

https://www.2g1d.com/ 

12 Aralık 2022 Pazartesi

Cömertlikte Ölçü


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“…Hayır olarak harcadığınız kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları ancak Allah’ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa, karşılığı size tam olarak ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.” (Bakara, 272)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Ey âdemoğlu! İhtiyacından fazla olan malını sadaka olarak vermen senin için iyi; vermemen kötüdür. İhtiyacına yetecek kadarını elinde tutmandan dolayı ayıplanmazsın. İyiliğe, geçimini üstlendiklerinden başla. Veren el, alan elden üstündür (unutma).” (Müslim, Zekât 97. Tirmizî, Zühd, 32)

İhtiyaç fazlasının infak edilmesi tavsiye edilmektedir. Bu orta yoldur. Zira kendisini başkasının yardımına muhtaç bırakacak şekilde nesi var nesi yoksa dağıtmak sonra da başkasının kendisine bir şeyler vermesini beklemek asla doğru değildir. Böyle bir tavır cömertlik sayılmaz. Her şeyin bir ölçüsü vardır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz, bütün malını sadaka olarak getirip:

- Ey Allah’ın Rasûlü!. Al bunu, sadakadır. Sahip olduğum bütün malım budur, diyen kimsenin yüzüne bakmamış. Adam bu sözü üç kez tekrarlayınca, malı alıp adamın önüne bırakmış, sonra da:

“-Sizden biri elinde-avucunda ne varsa hepsini getiriyor ve bu sadakadır diyor; sonra oturup insanların kendisine yapacakları yardımı bekliyor. Sadakanın iyisi, vereni ihtiyaç içinde bırakmayandır” buyurmuştur. (Dârimî, Zekât 25.)

https://www.2g1d.com/

11 Aralık 2022 Pazar

Rızık İnsana Âşık


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

“Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah'ın üzerinedir. Allah o canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekânı bilir. (Bunların) hepsi açık bir kitapta (levh-i mahfuz'da) dır.” (Hud, 6)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Eğer siz Allâh’a gereği gibi tevekkül etseydiniz, (Allâh), kuşları doyurduğu gibi sizi de rızıklandırırdı. Kuşlar sabahları kursakları boş olarak çıktıkları hâlde akşam doymuş olarak dönerler.” (Tirmizî, Zühd, 33; İbn-i Mâce, Zühd, 14)

Enes (ra) der ki: Hz. Peygamber (sav) ile beraber Medine’nin bir obasına doğru yola çıktık; yanımda da kendisinin abdest suyu vardı. Bir ara Peygamber (sav) bir vâdîye girdi; sonra başını kaldırıp bana eliyle işaret etti. Ben de oraya girdim; bir de baktım ki ağacın üzerinde bir kuşcağız gagasını ağaca vurup duruyor.  Efendimiz: “Ne diyor biliyor musun?” diye sordu. “Hayır” deyince şöyle buyurdu: “Diyor ki: ‘Allahım! Sen asla zulmetmeyen âdil zatsın! Görme özelliğimi kaybettim; şu anda da açım, n’olur beni doyur!” Bunun üzerine bir çekirge gelip gagasının arasına giriverdi. Sonra görüldü ki kuş gagasını birbirine vuruyor. Hz. Peygamber: “Ne diyor biliyor musun?” deyince yine “Hayır” dedim. Bunun üzerine şu cevabı verdi. “Diyor ki: ‘Her kim Allah’a güvenip dayanırsa O ona yeter; her kim O’nu anarsa O da onu unutmaz.” Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Enes! Bu günden sonra artık kimin işi gücü rızık peşinde koşturmak olabilir!? Kaldı ki, rızık, sahibini, sahibinin kendisini aramasından daha fazla aramaktadır.” (Aclunî, II, 317)

https://www.2g1d.com/

10 Aralık 2022 Cumartesi

Helâl Lokma


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillâhirrahmânirrahîm

“Ey Peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim.” (Mü’minûn, 51)

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyurdular:

“Allah tayyibdir, ancak tayyip-temiz olanı kabul eder.” (Müslim, Zekat, 65)

Şeddâd’ın kız kardeşlerinden rivâyet edildiğine göre o, Rasûlullah (sav)’e sıcağın şiddetli olduğu bir günde orucunu açarken bir bardak süt gönderdi. Efendimiz (sav): “Bunu nereden buldun?” diye sordu ve geri çevirdi. Kadın: “Kendi koyunumdan.” dedi. Rasûlullah (sav) yine geri çevirdi ve: “Bu koyunu nereden buldun?” diye sordu. Kadın: “Kendi malımla satın aldım.” dedi. Bunun üzerine sütü aldı. Sonra o kadın Efendimiz’in yanına geldiğinde: “Yâ Rasûlallah neden o sütü geri çevirdiniz?” diye sordu. Rasûlullah (sav): “Peygamberler ancak tayyip/temiz şeylerden yemek ve ancak sâlih amel işlemekle emrolunmuşlardır.” buyurdu. (İbn Kesîr, III, 247) 

https://www.2g1d.com/

9 Aralık 2022 Cuma

İşte Budur!


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim 

"İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında onu gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın." (Kaf, 18)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

"İnsan sabahlayınca, bütün organları dil'e baş vurur ve (âdeta ona) şöyle derler: Bizim haklarımızı korumakta Allah'dan kork. Biz ancak senin söyleyeceklerinle ceza görürüz. Biz, sana bağlıyız. Eğer sen doğru olursan, biz de doğru oluruz. Eğer sen eğrilir, yoldan çıkarsan biz de sana uyar, senin gibi oluruz." (Tirmizî, Zühd 61)

Süfyân İbni Abdullah (ra) şöyle dedi:

“-Ey Allah'ın Rasûlü! Bana kesinlikle yapmam gereken bir iş söyle” dedim. Efendimiz:

"-Rabbim Allah'tır de, sonra dosdoğru ol!" buyurdu. Ben:

“-Ey Allah'ın Rasûlü! Hakkımda (zararını göreceğimden) en çok endişe ettiğin şey nedir?” dedim. Efendimiz, o güzel dilini eliyle tuttu ve:

"-İşte budur!" buyurdu. (Tirmizî, Zühd 61; İbni Mâce, Fiten 12) 

https://www.2g1d.com/

8 Aralık 2022 Perşembe

Caiz ne demek?


Elmalılı Hamdi Yazır diyor ki; bir fetva alıyorsun caiz deniyor. Caiz demek, terki evla demektir. Yani en alt seviye demektir. Yapmasan daha iyi, sınırda demekti . Zühd ehli olanlar bu caizleri de terkederek dünyevileşmeye, mübahların aşırılaşmasına ve hayatı işgal etmesine, amaç haline gelmesine karşı çıkıyorlar.  

7 Aralık 2022 Çarşamba

Seven, Sevdiğine İtaat Eder


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“Kim Allâh’a ve Rasûlüne itaat ederse, işte onlar, Allâh’ın kendilerine lutufta bulunduğu peygamberler, sıddîklar, şehîdler ve sâlihlerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ, 69)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Rabbiniz –azze ve celle- buyuruyor ki: Eğer kullarım Bana îcâb ettiği şekilde itaat etseler, Ben onlara yağmuru (dahi) gece yağdırırım, gündüz de üzerlerine güneşi doğdururum. Onlara ayrıca gök gürleme sesini de duyurmam!...” (Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)

https://www.2g1d.com/

6 Aralık 2022 Salı

Fısıldaşma Yasağı


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah’a dayanıp güvensinler.” (Mücâdele, 10)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Üç kişi bulunduğunuzda iki kişi diğer arkadaşlarının dışında gizli konuşmasın, çünkü bu onu üzer.” (Müslim, Selâm, 2184; Tirmizî, Edeb, 2825.)

Üç kişi bir arada iken, ikisinin bir tarafa çekilip gizli gizli konuşmaları, üçüncü kişiyi işkillendirir. Kendisi hakkında kötü bir şey planlandığını zanneder. En azından, kendisini konuşmalarına ortak etmedikleri için üzülür. Böyle bir tavır, orada bulunanlar arasında soğukluğa ve güvensizliğe sebep olur. Bu sebeple Resûl-i Ekrem Efendimiz, böyle bir davranışın İslâm muâşeret kurallarına uygun olmadığını bildirmiş ve yasaklamıştır. İmam Mâlik ve Nevevî bu yasağın, haram anlamında olduğu görüşündedirler. Ancak hemen hatırlatalım ki, üçüncü kişiden izin almak suretiyle yapılacak gizli konuşmada, pek tabii ki herhangi bir sakınca yoktur. Üçten çok kişinin bir arada bulunduğu bir mecliste de, bir kişiyi dışlayarak hepsi birden kendi aralarında fiskos edecek olsalar, hüküm yine aynıdır. Bu da yasaktır. Öte yandan bir mecliste, içlerinden birinin bilmediği bir dille konuşmak da gizlice fısıldaşmak hükmündedir. Çünkü bu durum o kişiyi üzer ve şüphelendirir. Üçden fazla kişinin bulunduğu bir toplantıda iki kişinin kendi arasında fısıldaşması yasak değildir. Çünkü, kimse yalnızlığa itilmemiş olup diğerleri de kendi aralarında konuşabilirler. Resûl-i Ekrem Efendimiz'in sünnetini imkân ölçüsünde aynen yaşamaya çok özel bir gayret ve titizlik gösteren Abdullah İbni Ömer, Hz. Peygamber'in bu konudaki tavsiyesine nasıl uyulabileceğini fiilî olarak göstermiştir. Gizli görüşme isteyen bir kişi yanına gelince, daha önceden yanında bulunan arkadaşını yalnız bırakmamak için hemen bir dördüncü kişiyi çağırıp siz ikiniz şuracıkta biraz meşgul olun, diyerek tedbir almış ve özel görüşmesini yapmıştır. Böyle davranmasının gerekçesi olarak da Peygamber Efendimiz'in “Üç kişi bir arada iken, ikisi öbüründen ayrı olarak fısıldaşmasın" tavsiyesini göstermiştir. (Riyâzü’s Sâlihîn, 7. Cilt, Erkam Yay.)

https://www.2g1d.com/

5 Aralık 2022 Pazartesi

Kâinatı Tefekkür Etmek


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillâhirrahmânirrahîm

“Güneş de kendisi için belirlenen yörüngede akıp gitmektedir. İşte bu güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiri iledir.” (Yâsin, 38)

https://www.2g1d.com/

4 Aralık 2022 Pazar

Namazla Arınmak


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillâhirrahmânirrahîm

“…Şüphesiz ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar...” (Ankebût, 45)

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyurdular:

“Beş vakit namazın benzeri, sizden birinizin kapısı önünden akıp giden ve her gün içinde beş defa yıkandığı bol sulu bir ırmak gibidir.” (Müslim, Mesâcid 284)

Ebû Hüreyre (ra)’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sav)’i şöyle buyururken işittiğini söyledi:

“-Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?” Sahâbîler:

“-O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz,” dediler. Rasûl-i Ekrem:

“-Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder.” buyurdular. (Buhârî, Mevâkît 6; Müslim, Mesâcid 283. Tirmizî, Emsâl 5; Nesâî, Salât 7; İbni Mâce, İkâmet 193)

https://www.2g1d.com/

3 Aralık 2022 Cumartesi

Rahmeti Bol Rabbimiz


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

(İbrahim dedi ki) “Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek O'dur. Hesap gününde hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur.” (Şu’arâ, 81,82)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyuruyor:

“…Allah ancak, merhametli kullarına rahmet eder.” (Buhârî, Cenâiz 33, Müslim, Cenâiz, 9, 11. Buhârî, Eymân 9, Merdâ 9, Tevhîd 25; Ebû Dâvûd, Cenâiz 24, Edeb 58; Nesâî, Cenâiz 22; İbni Mâce, Cenâiz 53)

Ömer İbnü’l-Hattâb (ra) şöyle dedi:

“(Bir keresinde) Rasûlullah (sav) (ayrı düştüğü) çocuğuna duyduğu özlemden dolayı rastladığı her çocuğu kucaklayan, göğsüne bastırıp emziren bir kadının da aralarında bulunduğu bir esir grubunu getirdiler. Rasûlullah (sav) çevresindekilere (o kadını işaretle):

“-Bu kadının çocuğunu ateşe atacağına ihtimal verir misiniz?” diye sordu.

“-Aslâ, atmaz!” dedik.

Bunun üzerine Hazret-i Peygamber:

“-İşte Allah Teâlâ kullarına, bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir” buyurdu. (Buhârî, Edeb 18; Müslim, Tevbe 22. Ebû Dâvûd, Cenâiz 1; İbni Mâce, Zühd 35)

https://www.2g1d.com/

2 Aralık 2022 Cuma


Tesbih namazı cemaatle kılınabilir mi?
Kaynaklarımız, tesbih namazını cemaatle kılınan nafile namazlar arasında saymamışlardır. Bu konuda Hz. Peygamberden (s.a.s.) de bir uygulama nakledilmediğinden, tesbih namazının cemaatle değil tek başına kılınması uygun olur.
Kaynaklarımızda nafile namazlardan sadece teravih, küsûf (güneş tutulması) ve bir görüşe göre istiskâ (yağmur duası) namazının cemaatle kılınması meşru görülmüştür. Bunların dışındaki tüm sünnet ve nafile namazların cemaatle kılınması mekruhtur (Serahsî, el-Mebsût, II, 144).

1 Aralık 2022 Perşembe

Sâlihleri Dost Edinmek


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“Ey imân edenler, Allah’a karşı takva sahibi olun ve sadıklarla beraber bulunun!” (Tevbe, 119)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“İnsan, dostunun dini üzeredir. O halde her biriniz dost edineceği kişiye dikkat etsin!” (Ebû Dâvûd, Edeb, 16; Tirmizî, Zühd, 45)

Sâlih ve sâdıklarla ünsiyet neticesinde meydana gelen “aynîleşme”yi Şeyh Sâdî temsîlî bir şekilde şöyle hikâye eder:

Bir gün, dostlarımdan biri bana hamamda, temizlik yapmak için bir kil parçası verdi. Kullanırken ondan rûhu okşayan nefis bir râyihâ yayıldı. Bunun üzerine kile:

“- A Mübarek gönlümü büyüleyen kokundan adeta mestoldum! Söyle bakalım sen misk misin yahut anber misin?” diye sordum. Kil ise şu cevabı verdi:

“-Doğrusu ben, alalade bir toprağım. Fakat bir müddet gül fidanlanının altında bulundum; onun güzel rayihası bana sindi, içime işledi. İşte hissettiğiniz güzel koku bundandır.” (Sadi, Gülistan, s.8)

Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“İyi ve kötü arkadaşın hali, güzel koku satanla körük çekenin haline benzer: Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar verir veya sen ondan satın alırsın ya da (hiç değilse onunlar beraber olduğun sürece) güzel koku koklamış olursun. Körük çeken kimse ise ya elbiseni yakar ya da (en azından) körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun.” (Buhârî, Zebâih, 31, Büyû’, 38; Müslim, Birr, 146)

https://www.2g1d.com/

30 Kasım 2022 Çarşamba

Bir Kalpte Hüzün Varsa


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

"Müminler ancak kardeştirler..." (Hucurât, 10)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

"Mü'min kardeşinin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir." (Hâkim, IV, 352; Heysemî, I, 87)

https://www.2g1d.com/

29 Kasım 2022 Salı

İffetini Muhafaza Et!


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim efendimiz

“Zinaya yaklaşmayın, zira o çok çirkin bir hayâsızlık ve çok kötü bir yoldur.” (İsrâ, 32)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Bir milletin içinde zina ve fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlemeye başladığında, mutlaka içlerinde vebâ hastalığı ve kendilerinden önce gelip geçmiş milletlerde vuku bulmamış başka hastalıklar yayılır.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22; Hâkim, IV, 583/8623)

https://www.2g1d.com/

28 Kasım 2022 Pazartesi

Yer ve Gök Terazisi


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

"Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz." (Enbiyâ, 47)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

"Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır..." (Tirmizî, Kıyâmet 25. İbni Mace, 31.)

https://www.2g1d.com/

27 Kasım 2022 Pazar

Gönül Zenginliği İle Gelen Hidâyet


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“Bizim uğrumuzda gayret gösterip mücâhede edenlere elbette yollarımızı gösteririz. Muhakkak ki Allah ihsân erbabıyla beraberdir.” (Ankebut, 69)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Allah’ım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.” (Müslim, Zikir 72; Tirmizî, Daavât 72; İbn Mâce, Dua 2)

İslâm’ın geldiği günlerde Hakîm bin Hizâm adında güzel ahlâk sahibi bir zât vardı. Bu zât, müslüman olmadan önce de son derece cömert, müşfik, hayr u hasenât sahibi biriydi. Kızlarını diri diri gömmek isteyen babalardan onları satın alır, hayata kavuşturur ve himâye ederdi. Câhiliye devrinde yüz köle âzâd etmiş ve yüz tane deveyi hac esnâsında kurban kesmek, muhtaçlara vermek gibi yollarla tasadduk etmişti. Müs­lüman olunca da yine Allah yolunda yüz deve infak etti ve yüz köle âzâd etti. Birgün Peygamber Efendimiz’e:

“–Ey Allah’ın Rasûlü! Câhiliye devrinde yaptığım bazı hayır işleri var: Sadaka vermek, köle âzâd etmek, sıla-i rahimde bulunmak gibi… Bunlara mukâbil bana ecir verilir mi?” diye sordu. Rasûlullah (sav):

“–Sen zâten, daha önce yaptığın bu hayırlar hürmetine İslâm’la şereflendin!” buyurdu. (Bkz. Buhârî, Zekât 24, Büyû 100, Itk 12, Edeb 16; Müslim, Îmân 194-196)

https://www.2g1d.com/

26 Kasım 2022 Cumartesi

Her Vakit Tefekkür


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmrân, 190-191)

https://www.2g1d.com/

25 Kasım 2022 Cuma

Günahlarına Özrün Var mı?


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“Kim bir kötülük yapar yâhut nefsine zulmeder de sonra Allah’tan mağfiret dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve esirgeyici bulacaktır.” (Nisâ, 110)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Bir müslüman günah işleyip de sonra abdest alır, iki rekât namaz kılar ve istiğfar ederse Allah onu affeder.” (İbni Mâce, İkame, 193, Ebû Dâvûd, Vitr, 26, Tirmizî, Salat, 181, Ahmed b. Hanbel I, 2, 9, 10)

https://www.2g1d.com/

24 Kasım 2022 Perşembe

Mescidler İbadet Mekânlarıdır


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“Allah’ın mescitlerini O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır! Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Başka türlü girmeye hakları yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardır.” (Bakara, 114)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“…Mescidler ne için yapılmışlarsa ancak o maksatlarla kullanılacak mekanlardır.” (Müslim, Mesâcid 80, 81. İbni Mâce, Mesâcid 11.)

https://www.2g1d.com/

23 Kasım 2022 Çarşamba

Dünyadaki Cennet


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillâhirrahmânirrahîm

“…Bilesiniz ki, kalpler ancak Allâh’ı anmakla huzur bulur.” (Ra‘d, 28)

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyurdular:

“Al­lâh’ı zik­re­den kim­sey­le zik­ret­me­ye­nin mi­sâ­li, di­ri ile ölü gi­bi­dir.” (Bu­hâ­rî, De­avât, 66)

Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

“Allah Teâlâ’nın zikir halkalarını arayan gezici melekleri vardır. Zikir halkasını bulunca onların etrafını kuşatırlar. Sonra da kılavuzlarını semaya Rab Teâlâ’nın katına gönderirler ve derler ki:

“Rabb’imiz biz senin kullarından öylelerine rastladık ki onlar nimetlerini anıp yüceltiyor, kitabını tilâvet ediyor ve peygamberin Muhammed’e (sav) salavât getiriyorlar, dünya ve ahretleri için yardımını istiyorlar.”

Bunun üzerine Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurur: “Rahmetin onları bürümüştür. Onlar öyle bir topluluktur ki onların sâyesinde berâberlerindekiler bedbaht olmaz.” (Buhârî, Deavât, 66; Müslim, Zikr, 12)

https://www.2g1d.com/  

22 Kasım 2022 Salı

Dostluk!..


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır, Resûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler." (Mâide, 55)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Benim dostlarım Allah Teâlâ ile iyi mü’minlerdir…” (Buhârî, Edeb 14; Müslim, Îmân 366)

https://www.2g1d.com/

21 Kasım 2022 Pazartesi

Söze Riayetimiz O'nunki Gibi Mi?


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

"Verdiğiniz sözü yerine getirin, çünkü verilen söz, sorumluluk gerektirir.” (İsrâ, 34)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

"Münâfığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder." (Buhârî, Îmân 24; Şehâdât 28, Vesâyâ 8, Edeb 69; Müslim, Îmân 107-108)

https://www.2g1d.com/

20 Kasım 2022 Pazar

Utanmıyorsan Dilediğini Yap!


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“(Rasûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebût, 45)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“İlk peygamberlerden itibaren halkın hatırında kalan bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” (Buhârî, Enbiyâ 54, Edeb 78.)

Bir atasözü halinde nesilden nesile aktarılarak gelen “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” hikmeti, utanma duygusunun insanı fenalıklara dalmaktan alıkoyduğunu açık bir şekilde ifade etmektedir. Şu halde Allah’tan ve insanlardan utanan bir kimsenin, nefsinin istediği her hareketi yapması mümkün değildir. Utanma duygusuna sahip olmayan bir kimsenin ise önünde hiçbir engel yoktur; dolayısıyla öyle bir kimse her türlü çirkinliği kolayca yapabilir.

“Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözü, yukarıda belirtildiği şekilde, hayâ duygusundan yoksun olan birinin her şeyi yapabileceğini ifade etmektedir. Bu sözü bir tehdit olarak anlamak da mümkündür. O takdirde bu söz, “İstediğin fenalığı yap bakalım; bir gün bunların hesabını tek tek vereceksin” anlamına gelmektedir. Bir diğer mânası da, “Yapacağın işe iyi bak! Şayet bu iş Allah’tan ve insanlardan utanılacak bir şey değilse, onu gönül hoşluğu ile yap! Eğer yaptığın takdirde Allah’tan ve insanlardan utanacaksan, onu kesinlikle yapma!” demektir. Bu sonuncu mânasıyla bu söz insana bir davranış ölçüsü vermektedir. Yapılacak bir iş, neticede insanın utanmasına yol açacaksa ondan sakınmalıdır. Utanılacak bir durum mevcut değilse, onu yapmakta herhangi bir sakınca yoktur. (Riyazü’s Salihin, 7.Cilt, Erkam Yay.)

https://www.2g1d.com/

19 Kasım 2022 Cumartesi

Sıkıntının Elinde Aciz Kalma!


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“Biz mutlaka sizi biraz korku, biraz açlık yahut mala, cana veya mahsullere gelecek noksanlıkla imtihan ederiz. Sen sabredenleri müjdele!” (Bakara, 155)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Hayat şartları sizinkinden iyi olanlara değil de, daha aşağıda olanlara bakınız! Zira bu Allah’ın üzerinizdeki nîmetini küçük görmemeniz için daha uygun bir davranıştır.” (Müslim, Zühd, 9)

https://www.2g1d.com/

18 Kasım 2022 Cuma

Ebedi Saadet Rehberi Örnek Şahsiyet


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

"Andolsun ki, Rasûlullâh'ta sizin için, Allâh'a ve âhıret gününe kavuşmayı umanlar ve Allâh'ı çok zikredenler için bir “üsve-i hasene” vardır." (Ahzâb, 21)

https://www.2g1d.com/

17 Kasım 2022 Perşembe

Seni Şaşırtmasın!


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillâhirrahmânirrahîm

“Onların ne malları ne de evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla onlara dünya hayatında azab etmeyi ve kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor.” (Tevbe, 55)

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyurdular:

“Her ümmetin bir fitnesi vardır, benim ümmetimin fitnesi ise maldır.” (Tirmizî, Zühd, 26; Müsned, IV, 160.)

https://www.2g1d.com/

16 Kasım 2022 Çarşamba

Yumuşak Söz Söyleyin


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim

“Ona yu­mu­şak söz (kavl-i leyyin) söy­le­yin. Bel­ki o, na­si­hat din­ler ve­ya Al­lâh’tan kor­kar.” (Tâ­hâ, 44)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Din, nasihatten ibârettir.” (Bu­hâ­rî, Îmân, 42)

https://www.2g1d.com/

15 Kasım 2022 Salı

Müslüman Gençlerin Aslî Kimliği


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim

“Andolsun ki, Rasûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzâb, 21)

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular:

“Allah çocukça (lâubâlî) davranışları olmayan, hayra yönelip hevâ ve hevesi terk eden vakar sahibi olgun genci sever.” (Ahmed, IV, 151)

https://www.2g1d.com/

14 Kasım 2022 Pazartesi

 Kaza namazının delili nedir?
Kur’an’da vaktinde kılınamayan namazların kaza edilmesi ile ilgili olarak açık bir ifade bulunmamakla birlikte, Hz. Peygamber (s.a.s.) vaktinde kılamadığı namazları kaza etmiş ve ashabına da bunu tavsiye etmiştir.
Resûl-i Ekrem (s.a.s.), “Kim namazı unutursa veya uyuyup kalırsa hatırlayınca onu kılsın. Onun keffâreti ancak budur.” (Buhârî, Mevâkîtü’s-Salât, 37; Müslim, Mesâcid, 315) buyurmuştur. Yine Hz. Peygamber (s.a.s.), Hendek savaşı sırasında harbin şiddetlenmesi nedeniyle ikindi namazını kılamamışlar; bunun üzerine “Bizi ikindi namazından alıkoydular. Allah da onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun.” diye beddua etmiş ve ikindi namazını akşam ile yatsı arasında kaza etmiştir (Müslim, Mesâcid, 205). Ayrıca Hayber Fethinden dönerken, bir yerde konakladıklarında uyuyakalmışlar ve vaktinde kılamadıkları sabah namazını güneş doğduktan sonra kaza etmişlerdir (Müslim, Mesâcid, 309).
Beş vakit namazın farzı ve vitir namazı kaza edilir. Kazaya kalan sabah namazı, o günün öğle vaktinden önce kaza edilecekse sünneti de kaza edilir. Ayrıca öğle namazının dört rekâtlık ilk sünneti de vakit çıkmadıkça öğlenin farzından sonra kılınır. Öte yandan geçmiş namazlar, kazaya nasıl kaldıysa öyle kılınırlar, yani seferî olarak kaldıysa seferî, mukim olarak kaldıysa mukim gibi kaza edilir (Mevsilî, el-İhtiyâr, I, 220).
Unutma ve uyuma gibi bir mazeret olmaksızın, kasıtlı olarak terk edilen namazların kazası ile ilgili herhangi bir hadis bulunmamaktadır. Fakat bu kasıtlı olarak terk edilen namazların kazasının gerekmediği anlamına gelmez. Zira, Ramazan’da kasıtlı olarak cinsel ilişkiye girerek orucunu bozan kimseye Resûl-i Ekrem’in (s.a.s.) hem keffâreti hem de o günkü orucun kazasını emretmesi (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, IV, 382), bir farz ibadetin kasıtlı olarak terk edilmesi durumunda da kazasının gerektiğine delildir. Öte yandan Hz. Peygamberin (s.a.s.) bir mazerete dayalı olarak vaktinde kılamadığı namazları kaza etmesi ve sahabeye de bu yönde emir buyurması dikkate alınacak olursa, mazeretsiz olarak terk edilen namazların kaza edilmesinin öncelikle gerekli olacağı sonucuna ulaşılır (Nevevî, el-Mecmû’, III, 68).

12 Kasım 2022 Cumartesi

KÜÇÜK NOTLARIM (91)


Müslümanın, “el-Mü’min” isminden nasibi, gerçek mânada Müslüman olup, inandığı gibi yaşamasıdır. Yaşantısı sözlerini tekzip etmez. Yetkililerden büyük bir sel geldiği haberini alan kişi nehrin kenarındaki evinde oturmaya devam ederse ya uyarıyı anlamamış ya da ona inanmamıştır. Allah’a iman edip, gereği gibi amel etmeyen kişi diliyle itiraf ettiği İslam’ı ameliyle reddetmiş gibi olur. İman aksiyon ister.  

Dr. İhsan Şenocak

11 Kasım 2022 Cuma

Ebedi cehennemlik günahlar var mı?

Soru detayı 

- Şu ayetlerde, bazı günahları işleyenlerin ebedi cehennemde kalacağı bildiriliyor: Furkan, 25/68, 69; Bakara, 2/275; Müminun, 23/103. Buna göre bazı günahlar ebedi cezayı mı gerektirir?

- Biz, şirkin dışında hiçbir günahın ebedi cehennemi gerektirmediğini biliyorduk.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Ehl-i sünnet alimlerinin değişik ayet ve hadislere dayanarak vardıkları kanaate göre, şirk de dahil her türlü inkar, ebedi cehennemliktir. Bu gerçek kısaca, “imansız olarak kabre girenler ebedi olarak cehennemde kalırlar” şeklinde ifade edilir. İmansızlığı doğurmayan hiçbir günah, ebedi olarak cehennem cezasını gerektirmez.

- İlgili ayetlerin meali -tertip sırasına göre- şöyledir:

a) “Faiz yiyenler tıpkı şeytanın çarptığı kimsenin kalkışı gibi kalkarlar. Bu, onların 'Alışveriş de faiz gibidir.' demelerindendir. Halbuki Allah alışverişi mübah, faizi ise haram kılmıştır. Her kime Rabbinden bir talimat gelir, o da faizden vazgeçerse, daha önce yaptığı muamele kendisi için geçerlidir, hakkındaki hüküm de Allah’a aittir. Her kim tekrar faizciliğe başlarsa, işte onlar cehennemliktir, hem de orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara, 2/275)

Konuya şu ayeti de dahil edebiliriz:

b) “Kim bir mümini kasden öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere gireceği cehennemdir. Allah ona gazab etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa, 4/93)

c) “Kimin iyilikleri tartıda hafif kalırsa, işte kendilerini ziyana sokanlar, cehennemde ebedî kalanlar onlar olacaklardır.” (Müminun, 23/103)

d) “Onlar, Allah’la beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürmezler. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa günahının cezasını bulur. Kıyamette, o büyük duruşma gününde onun cezası katmerli olur ve azapta, zillet içinde ebedî kalır.” (Furkan, 25/68-69)

Bu ayetleri, maddelerinin sırasına göre açıklayacağız:

a) Faizle ilgili olarak ebedi cehennemde kalanlar, kâfir kimselerdir. Çünkü bunlar ayette belirtildiği üzere, “Alışveriş de faiz gibidir.” demişlerdir. Yani Faizin haramlığını inkâr etmişler. Bilindiği gibi, helali haram, haramı helal saymak küfürdür. Demek bunların cehennemde ebedi kalmalarının sebebi, faiz yemeleri değil, faizi helal saymalarıdır. (bk. Razî, Beydavî, Nesefî, ilgili ayetin tefsiri)

Bazı alimlere göre, ayetin sonunda yer alan “onlar orada ebedî kalacaklardır” mealindeki ifadesi, hakiki ve mecazi olmak üzere iki manada açıklanabilir. 

Hakiki manada olduğu zaman; söz konusu edilen faizciler “Alış veriş de faiz gibidir” deyip kâfir olduklarından, gerçekten cehennemde ebedi kalırlar.

Mecazi manada olduğu zaman; ayette yer alan “cehennemde ebedi kalmak” ifadesi, uzun bir süre kalmak anlamında olur. Ayette “Her kime Rabbinden bir talimat gelir…” ile başlayan cümle bu manaya imkân vermektedir. (bk. İbn Aşur, ilgili yer)

b) “Kim bir mümini kasden öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere gireceği cehennemdir.” mealindeki ayetin hükmü konusundan alimlerin farklı yorumları olmakla beraber, imanla kabre girmiş kimselerin ebedi olarak cehennemde kalmayacakları konusunda ittifak halindedirler. Onun için yorumlar da bu düşüncenin etrafında şekillenmiştir. (bk. Razî, ilgili ayetin tefsiri)

Bununla beraber, bizce şu yorumlar önem arzetmektedir:

1) Bu ayette Allah’ın, “Bir mümini kasden öldüren kimsenin” cezası / yaptığı bu suçun karşılığı ebedi cehennem olduğunu belirtmesi, suçun dehşetini ve hakettiği cezayı ortaya koymaktadır. Ancak bu cezanın tahakkuk etmesi ise, Allah’ın iradesine bağlıdır. Bu suçu işleyen kâfirleri ebedi cehenneme koyabildiği gibi, müminleri de affedebilir veya uzun bir süreliğine cehennemde tuttuktan sonra onu oradan çıkarabilir. Razî’nin benimsemediği bu görüş Kaffal’a aittir. (krş. Razî, ilgili yer)

2) Bu ayetin hükmü hakiki manasında olmakla beraber, Allah’ın affı devreye girdiği zaman, bu hüküm değişebilir. Nitekim alimlerin büyük çoğunluğuna göre, katil sağlam tövbe ettiği takdirde affa mazhar olabilir. Küfrün tövbesi kabul gördüğü halde, katlin tövbesinin kabul edilmemesi düşünülemez.

“Şu muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder.” (Nisa, 4/48)

mealindeki ayetin beyanı bunu desteklemektedir. (bk. Razî, ilgili yer)

3) Bazı alimlere göre, bu ayetin konusu olanlar -bazı rivayetlerde geçtiği gibi- Mekis b. Dababe adında biri /veya katli helal kabul ederek dinden çıkan kâfirler olabilir. Dolayısıyla bu hüküm hakiki manasında olarak kafirler için söz konusudur, demektir. Yahut da buradaki “ebedilik” kavramı mecaz olup uzun süre anlamındadır. (bk. Beydavî, Nesefi, ilgili yer)

c)  Müminun suresinin 102-103. ayetlerinde, günah-sevaptan ziyade, iman-küfür muvazenesi yapılmıştır. Bu sebeple,“O gün kimin iyilikleri mizanda ağır basarsa onlar kurtulacaklar” mealindeki ayette imanı ve salih amelleri ağır basanların durumu belirtilmiştir.

“Kimin iyilikleri tartıda hafif kalırsa, işte kendilerini ziyana sokanlar, cehennemde ebedî kalanlar onlar olacaklardır.” mealindeki ayette ise, küfür ve kötü ameller yapanlar söz konusudur. (krş. Razî, Beydavî, Ebu’s-Suud, ilgili ayetlerin tefsiri)

d) “Onlar, Allah’la beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürmezler. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa günahının cezasını bulur.” mealindeki ayette yer alan “Onlar, Allah’la beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar.” cümlesi, konuya imanı da katmaktadır. Buna göre, ayette yer alan “Kim de bunları yaparsa,..” mealindeki ifadede “kim ki Allah’tan başkasına ibadet ederse” hususu da dahildir. Bu ise, açık bir küfürdür.

Bu ayette zikredilenler kâfir / müşrik kimselerdir. Oradaki kötülükleri de genellikle kâfirler işler. Onun için küfür / şirk vasfıyla birlikte onlar da zikredilmiştir. (bk. Ebu’s-Suud, İbn Aşur,  ilgili ayetin tefsiri)


Sorularla İslamiyet


https://sorularlaislamiyet.com/ebedi-cehennemlik-gunahlar-var-mi?amp

9 Kasım 2022 Çarşamba

 Yoga yapmanın hükmü nedir?
Yoga, Hinduizm ve Budizm’de kişiye birtakım ilâhî bilgiler ve yetenekler kazandırarak, onun arınmasına ve hakikate ulaşmasına aracı olması amacıyla uygulanan bir yöntemdir.
Son yıllarda ülkemizde bedensel egzersiz ve psikolojik terapi faaliyetleri görünümünde yaygınlaşan yoga merkezlerinin önemli bir kısmı kendilerini bu dinlerden ayrıştırarak bağımsız yoga uygulayıcısı oldukları söylemiyle faaliyet göstermektedirler. Ancak yoganın dinî bir yönünün bulunmadığı ve zihinsel arınmayı amaçlayan alıştırmalar olduğu söylemi tam olarak gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Hint dinlerinde yoga, dinî bir uygulama olarak varlığını sürdürmektedir. (“Brahmanizm”, DİA, VI, 331)
Buna göre bir Müslümanın, başka bir dinin inanç ve ibadetlerine dayandığını bilerek, yoga yapması uygun değildir.

8 Kasım 2022 Salı

ilmin önemi


“Ebu Zer! Sabah kalkıp Kurân’dan bir ayet öğrenmen,

Yüz rekat namaz kılmandan senin için daha iyidir.

Sabahleyin ilimden -amel edilsin edilmesin- bir mesele öğrenmen

Bin rekat namaz kılmandan senin için daha hayırlıdır”.

Tirmizi, İbn Mâce

7 Kasım 2022 Pazartesi

KÜÇÜK NOTLARIM (90)

 

ALTIN DEĞERİNDE BİR NASİHAT

Her tartışmada zaferle çıkmaya çalışma! Kalpleri kazanmak tartışmadan zaferle çıkmaktan daha önemlidir. Kardeşlerin arasında bina ettiğin ve üzerinde yürüdüğün köprüleri yıkma. Bir gün o köprüden geri dönmen gerekebilir. Hatadan nefret et ama hatalı olandan nefret etme. Bütün kalbinle günah ve isyana öfkelen ama günahkara acı, ona şefkat göster. Sözü eleştir ama sözü söyleyene saygı göster. 

Görevimiz hastalığı kökünden kazımaktır, hastayı değil...  

İmam Şafii (rahmetullahi aleyh)

 

6 Kasım 2022 Pazar

KÜÇÜK NOTLARIM (89):Bela ve musibet

 

Kur’an’ın bize söylediğine göre aslında başımıza gelen aksiliklerin çoğu bizim kendi davranışlarımızın sonucudur ama biz bunu görmek istemeyiz, onun yerine suçu ya kadere ya da –haşa- doğrudan Allah’a havale ederiz. (Nisa, 4/79; Şura, 42/30; Rum, 30/41.) Oysa varlık âleminde zuhura gelmiş bir şey eğer insanların kendilerine (veya birbirlerine) yaptıklarının sonucu değil de sırf Allah’ın muradı ise o şey mutlak olarak hayırdır ve Allah’a “Allah” olarak inanan herkes O’nun her işini beğenir, razı olur. Çünkü bizim şer sandığımız hayır; hayır sandığımız şer olabilir. (Bakara, 2/216.)  

5 Kasım 2022 Cumartesi

KÜÇÜK NOTLARIM (88)

 

Din demek, borç demek. 

Ben dindarım demek, ben varlığımı Allah'a borçluyum demektir. İnsan hayata böyle baktığında sahibi göründüğü her şeyin adı emanet olur. Her şey emanet olunca emanet üzerinde söz sahibi Allah olur. 


4 Kasım 2022 Cuma

KÜÇÜK NOTLARIM (87)

 

Kâinatı Allah bir bütün olarak yaratmış ve her varlığa bir görev yüklemiştir. Hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır. Bütünüyle varlık âlemi, çokluk içinde bir tekliği, vahdeti temsil eder. Yani iyi okunduğunda bunca çokluğun, aslında yaratıcının tekliğini anlattığı görülür. 

3 Kasım 2022 Perşembe

KÜÇÜK NOTLARIM (86)

 

Ahmed b. Hanbel rahmetullahi aleyh: 

“Kişinin İslam’dan nasibi namazdan nasibi kadardır.

Kişi namaza ne kadar istekli ise İslam’a da o kadar isteklidir.

O halde ey Allah’ın kulu:

Kendini tanı ve İslamsız olarak Allah’a kavuşmaktan sakın.

Çünkü senin İslamın namaza kalbinde yer verdiğin kadardır".

2 Kasım 2022 Çarşamba

KÜÇÜK NOTLARIM (85)- Prof. Dr. Halis AYDEMİR


Dalalet, hak edilen bir süreçtir, dayatılan bir süreç değildir.

Hidayet ise hak edilmez. O kişide hayra dair bir iş olur, küçük bir girişimi olur, iyiliği vardır; Allah bunları bahane eder ve hidayet verir.

Halis Aydemir

1 Kasım 2022 Salı

KÜÇÜK NOTLARIM (84)


İlim sizi secdeye kapatmalıdır. Kişinin ilmi arttıkça secdesi de artar. İlmi onun kurtarıcısı olur.

31 Ekim 2022 Pazartesi

KÜÇÜK NOTLARIM (83)


İmanla amel arasında iliski vardır İmanınızda eksiklik olanın amelinde de eksiklik vardır. 

Kul yapıp ettikleriyle yanı amelleriyle cehennemi hakeder cennete girenler ise amelleriyle giremez çünkü hiçbir nimetin karşılığı olamaz.   

30 Ekim 2022 Pazar

KÜÇÜK NOTLARIM (82)


Samimiyet, ihlas, kişiyi  öğrenmeye sevkeder.

Samimiyet yanlışta olsa da, doğruyu öğrenince yanlışı terkederek ilerler. 

Samimiyet başladığında kişi öğrenmeye başlar.

29 Ekim 2022 Cumartesi

KÜÇÜK NOTLARIM (81)


Namaz, insanın hidayetini koruyan bir kalkandır.

Alimler imanı ateşe, ameli fanusa benzetir. Fanus olmasa en ufak bir rüzgarda söner.

28 Ekim 2022 Cuma

KÜÇÜK NOTLARIM (80)


Namaz, dünya gam ve kederlerini unutmak için en iyi vesiledir. Bundan dolayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem üzücü bir olayla karşılaştığında hemen namaz kılmaya başlardı. Namaz iyilik ve müsamahaya davet eder, kötülük ve çirkin hareketlerden de alıkor. İşte bu, insan ruhunu terbiye etmek için en üstün yoldur. 

27 Ekim 2022 Perşembe

KÜÇÜK NOTLARIM (79):Hayır Ve şer


Tabiatta ortaya çıkan hiçbir olay şer olarak nitelendirilemez. Her olayda mutlaka hayır hedeflenmiştir. Bunlardan bazılarının zararlı ve şer gibi görünmesi, kişinin kendi iradesini kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır. Bu, kâinatta işleyen ilâhî rahmeti gölgelemez. 

26 Ekim 2022 Çarşamba

KÜÇÜK NOTLARIM (78)


Günahsız geçirilecek birkaç günden sonra içinize gelecek güven kırıntılarındansa; günahın zilleti içersinde o çaresiz ama ümit dolu yakarışların daha dogru olduğunu keşfedeceksiniz  .


25 Ekim 2022 Salı

KÜÇÜK NOTLARIM (77)


İhsan, hüsün/güzellik kökünden gelen bir kelimedir. Güzel olanı güzel bir şekilde yapmak demektir. Yani hem yaptığınız iş güzel olacak, hem de onu, yapılabilecek yolların en güzeliyle yapacaksınız. Bu iki şarta bir de niyeti ekleyebiliriz; güzel bir işi, en güzel şekilde ve güzel bir niyetle yapmak ihsandır diyebiliriz. İhsanı Resulüllah Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem ibadet için şöyle tarif etmiş: ‘İhsan, Allah’ı görür gibi ibadet etmendir. Sen O’nu görmesen de, O’nun seni gördüğü bilinciyle’ yapmandır. Kulun her fiilinin iki şartla ibadet olabileceğini düşünürsek bu hadisi şerifin bütün işlerimiz için geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Doğru bir işi güzel bir niyetle yapmak. İşte bu iki şartla kulun her eylemi ibadete dönüşebilir ve her işimizi Allah’ı görür gibi yapmakla da ihsan ile davranmış oluruz. 

 Faruk Beşer

24 Ekim 2022 Pazartesi

KÜÇÜK NOTLARIM (76)


Müslüman bireylerin kendilerini ilgilendiren hususlarda -isyan olanla olmayan şeyleri- bilmeleri gerekir. Benim hocam diyorsa doğrudur, itaat etmeliyim diyemez. Onlara da Hz. Ali’nin şu muhteşem kuralını hatırlatırız: ‘Hakikati insanlarla tanımayın. Önce hakikati tanıyın ki, onunla insanları tanıyabilesiniz’.

23 Ekim 2022 Pazar

 Abdestli olup olmadığını unutan ya da abdestinden şüphe eden bir kimse ne yapmalıdır?
Bir kimse abdest aldığından emin olduğu hâlde, abdestini bozup bozmadığı konusunda şüpheye düşerse, o kimse abdestli sayılır. Öte yandan abdestini bozduğunu bildiği hâlde, sonradan abdest alıp almadığından şüphe eden kimse ise abdestsiz sayılır. Çünkü kesin olarak bilinen bir şey şüphe ile ortadan kalkmaz (Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 56; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, I, 283).

22 Ekim 2022 Cumartesi

KÜÇÜK NOTLARIM (75)


Hasan el-Basri: Yüce Allah, Yahudilere de Hıristiyanlara da Ramazan orucunu farz kıldı. Fakat Yahudiler bu ayda oruç tutmayı bırakıp senede bir gün oruç tuttular. Bu günün de Firavun’un boğulduğu gün olduğuna inanıyorlardı. Hristiyanlar’a gelince onlar, Ramazan ayında oruç tutmaya devam ettiler. Ancak bu ay, çok sıcak günlere tesadüf edince oruç zamanını değiştirip, onu sabit bir vakte aldılar. Böyle yaptıkları için de onun süresini on gün arttırdılar. Bir müddet sonra kralları hastalandı ve bu hastalıktan kurtulmak için yedi gün oruç tutmayı adadı. Bu yedi günü de ilave ettiler. Daha sonra başka bir kral geldi. Bu üç günü niçin tutmuyoruz deyip üç gün de o ilave ederek süreyi elli güne çıkardı. İşte, “Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini Rablar edindiler”(Tevbe Suresi, 31. ayet) mealindeki ayetten maksat budur.

21 Ekim 2022 Cuma

KÜÇÜK NOTLARIM (74)


Hazreti Musa aleyhisselam: Ey Rabbim! Sana nasıl şükredeyim?diye sordu. Rabbi ona: Beni hatırlarsın ve beni unutmazsın. Beni hatırladığında bana şükretmiş olursun, beni unuttuğunda da nimetlerime nankörlük etmiş olursun, dedi. ( Muhtasaru İbni kesir I/142.)

20 Ekim 2022 Perşembe

KÜÇÜK NOTLARIM (73)


Rum meliklerine Kayser, İran meliklerine Kisra denildiği gibi Amâlika meliklerine de özel olarak Firavun denilir. Firavunlar çok kibirli ve zorba oldukları için, Araplar Firavun kelimesinden türeterek kibirlenen kimseler için “Firavunlaştı” fiilini kullanırlar.

19 Ekim 2022 Çarşamba

Namazı Huşu ile Kılmak


Namaz, imandan sonra gelen en büyük hakikattir

İnsanı en güzel bir şekilde yaratmış olan Yüce Allah, ona akıl denen nimeti vererek onu bütün yaratıklardan üstün kılmıştır. İnsanın mükemmel bir şekilde yaratılmasının, diğer varlıklardan üstün kılınmasının ve dünyaya gönderilmesinin bir gayesi vardır. İşte, insanın bu gayeyi bilip dünyada o doğrultuda yaşaması gerekir. İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi, kâinatın yaratıcısını tanımak ve O’na iman edip ibadet etmektir. Nitekim Yüce Allah: “Cinleri ve insanları yalnızca (beni tanımaları ve) Bana kulluk etmeleri için yarattım.” (Zariyat, 56) buyurmaktadır.

İşte namaz, kulluğun ve ibadetin bir şubesi, bir cüzüdür. Namaz İslam’ın beş şartından ikincisi olup imandan sonra en büyük hakikattir.

Namaz, müminin miracıdır

Beş vakit namaz, hicretten bir buçuk yıl önce Miraç gecesinde farz kılınmıştır. Namaz, ruhu temizleyen, kalbi aydınlatan, insanı Allah’ın huzuruna yükselten bir ibadettir.

Sevgili Peygamberimiz, “Namaz dinin direğidir.” (Tirmizî, İman, 8; Ahmed b.Hanbel, el-Müsned, V, 231, 237; Aclûnî, Keşfü’l-hafâ, I, 31-32) buyurarak namazın dinimizde çok önemli bir ibadet olduğunu belirtmiştir. Mümin günde beş vakit Rabbinin huzuruna vararak âdeta Rabbiyle iletişime geçer. Namaz, müminin hayatını düzenleyen en önemli unsurlardandır. Böyle olunca mümin kişinin her hareketinde namazın etkisinin görülmesi kaçınılmazdır.

Namaz, insanı Allah’a yaklaştıran önemli bir ibadettir. İnsan, her türlü hayâsızlık ve kötülükten uzak durarak ve Allah’ı çok zikrederek Rabbine yaklaşabilir. Nitekim Yüce Allah Ankebut suresi 45.ayette; “Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” buyurmaktadır.

Namaz kılmak için Allah’ın huzurunda duran kişi, Allah ile güçlü bir manevi bağlantı kurar. Namaz, hakikatine inilerek huzur ve huşu ile eda edilirse insanı her türlü kötülükten uzaklaştırır. Nitekim Hz. Peygamber de bir hadisinde: “Kim bir namaz kılar da, o namaz kendisini açık ve gizli kötülüklerden alıkoymazsa o namazın, o insana, kendisini Allah’tan uzaklaşmaktan başka bir katkısı olmaz.” (Münavî, Feyzü’l-Kadir, VI, 221; es-Suyutî, ed-Dürrü’l-Mensur, VI, 465; Deylemî, Firdevs, III, 622; Yazır, Elmalılı, M.Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili, VI, 223) buyurmuştur. Büyük mutasavvıflardan Hasan Basrî de: “Kimin namazı kendisini fuhuştan ve kötülükten menetmezse onun namazı namaz değildir. O namaz, onun üzerine bir vebaldir.” demiştir. (Ateş, Süleyman, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, Yeni Ufuklar Neşriyat, İst., 1990, VI, 517)

Namaz kılan kişinin Allah’ın huzurunda olduğunu düşünmesi gerekir. Aksi takdirde o namaz, ruhundan soyulmuş, şekilden ibaret kalmıştır. Hâlbuki Yüce Allah: “Beni anmak için namaz kılınız.” (Taha, 14) buyurmuştur. Allah’ı düşünerek namaz kılmak, insan ruhunu etkiler, onu iyiliklere yöneltir, ahlakını düzeltir, kötülüklerden uzaklaştırır. İnsan ruhunda hiçbir olgunluk, bir düzelme meydana getirmeyen namaz, gerçek namaz sayılmaz. O, sadece bir şekilden ibaret kalır. (Ateş, age., VI, 516) fiayet kıldığımız namaz, bizi bütün kötülüklerden alıkoymuyorsa o halde kıldığımız namazı gözden geçirip Allah’ın emrettiği şekilde ihlas ve huşu ile kılmaya gayret etmeliyiz.

Kılınan namazların Allah katında makbul olabilmesi için ihlas ve huşu ile kılınması gerekir. Çünkü namazın temeli huşu ve ihlastır. İhlassız hiçbir amel Allah katında makbul değildir. Yüce Allah, “Namazlarında huşu içinde olan müminler kurtuluşa ermişlerdir.” (Müminun, 1-2) buyurmak suretiyle namazda huşunun önemini vurgulamaktadır.

Dinimizde ibadetlerin makbul olması birtakım esaslara bağlıdır. Büyük küçük günahların affı da bazı şartların yerine getirilmesine bağlıdır. Buna bağlı olarak kıldığımız namazın hakiki manada bizi her türlü kötülükten uzaklaştırıp Cenab-ı Hakk’ın rızasına yaklaştıracak bir ibadet olabilmesi için gerekli şartlardan biri huşudur.

O halde huşu nedir? Namazda huşu nasıl olmalıdır?

Sözlükte “sessiz ve sakin durmak, alçak gönüllü olmak, Hakk’a boyun eğmek, yumuşaklık ve kolaylık” gibi manalara gelen huşu kelimesi, terim olarak; “Allah’a karşı korku ve sevgi ile boyun eğme ve bu duygu ile alçak gönüllülük ve tevazu gösterme” anlamına gelmektedir. (fiener, Mehmet, “Huşu’ Mad.,”, İslam Ans., T.D.V Yay., İst., 1998, XVIII, 422-423)

Huşu, namazın gerçek ve hakiki namaz olmasını sağlayan sebeplerdendir. Huşudan maksat, kişinin namaz esnasında bütün varlığı ve kalbi ile Allah’a yönelmesidir.

Namaz farizası, hakikatine inilerek huzur ve huşu ile eda edilirse insanı her türlü kötülükten uzaklaştırır.

Ebu Bekir el-Vasitî huşuyu; “Bir karşılık beklemeden Allah için tam bir ihlasla namaz kılmaktır.” şeklinde açıklamaktadır. (Aynî, Umdetü’l-Kârî, V, 280) Namaz kulun miracıdır. Yani kul, namazla rabbinin huzuruna çıkmakta ve rabbi ile konuşmaktadır. O halde namazda okuduğumuz ayetlerin kelime ve harflerini telaffuz ederken gaflet içinde bulunmamalıyız. Çünkü ayet ve duaların anlamı düşünülmeden okunduğunda kalp gaflet içinde olacaktır. Makbul ve mükemmel bir namazın mutlaka huşu ile kılınması lazımdır. Namaz sırasında kalp kıbleye yönelmiştir. Kalp ve zihin başka şeylerle meşgulse namaz gafletle kılınmış demektir. Huşudan yoksun olarak kılınan namaz, Hakk’ı hatırlatmaz. Hâlbuki gerçek namaz, bize Allah’ı hatırlatmalıdır.

Namazı huşu içinde kılmak ise Yüce Rabbimiz’in huzurunda O’nun heybet ve azametini kalbimizde hissederek, O’na karşı saygı dolu bir korku besleyerek bu ibadeti yerine getirmektir.

Namazda, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın huzurunda durduğunun bilincinde olan bir mümin, elbette ki bu güçlü heybet ve korkuyu içinde yaşayacak ve Allah’a bu korkusu ve saygısı ölçüsünde yaklaşacaktır.

Namaz ibadetini hakkıyla yerine getirmek isteyen bir mümin, huşuyu engelleyebilecek şeylere karşı önlem almalı, namazda gereken dikkat ve konsantrasyonu sağlamaya azami titizlik göstermelidir. Nitekim Rasul-i Ekrem (s.a.s.): “Kıldığın namazı, en son namazınmış gibi, bir daha namaz kılma fırsatı bulamayacak bir kişinin kıldığı namaz gibi kıl.” (İbn Mace, Zühd, 15) buyurmaktadır.

Namazlardan manevi bir zevk alabilmek için namazların huşu içerisinde ve tadil-i erkâna riayet edilerek kılınması gerekir. Tadil-i erkândan maksat; namazın kıyam, rükû, sücut gibi her rüknünü bir sükûnet ile yerine getirmek, bu rükünleri yaparken her uzvun yatışıp, hareket hâlinden beri bulunmasıdır. Mesela rükûdan kıyama kalkarken vücut, dimdik bir hâle gelmeli, sükûnet bulmalı; en az bir kere ‘sübhanellahi’l-azim’ diyecek kadar ayakta durup daha sonra secdeye varmalıdır. Her iki secde arasında da böyle bir tesbih miktarı durmalıdır. Kısacası, namazda acele etmekten sakınmalı, tavukların yem yemesi gibi hızlı bir şekilde kılınıp namaz zayi edilmemelidir. İslam âlimleri namazda acele etmeyi, Allah’ı tazime ve adaba ters görürler. Nitekim Yüce Allah da Maun suresi 4. ayette “Namazlarından gaflet içinde olanlara yazıklar olsun.” buyurmak suretiyle namazın özünden uzak olan kişileri ayıplamaktadır.

Hayatın en faydalı, en kıymetli saatleri, ibadet ile geçen vakitlerdir. Boş yere veya geçici bir fayda uğrunda saatlerini, günlerini harcayan insanların, namaz gibi değeri çok yüksek bir ibadetten, ebedi bir saadet vesilesinden, ilahî bir huzur neşesinden bir an evvel çıkıp kurtulmaya çalışmaları pek garip, pek acınacak bir hal değil midir?

Huşu namazın ruhudur

Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’den rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kim güzelce abdest alır da gaflet etmeden (namazda olmanın uyanıklığı içerisinde) iki rekât namaz kılacak olursa, geçmiş günahları affolunur.” (Ahmed b. Hanbel, age., IV, 117; V, 194)

Namaz için abdest alınıp kıbleye yönelerek, maddi hazırlık yapıldığı gibi manevi hazırlık da yapılması gerekir. Manevi hazırlık, kalbin namaza hazır olmasıdır ki bu da namazın ruhu mesabesindedir. Namazın huzur ve huşu ile kılınması ve mümkün mertebe masivadan (Allah’tan başka her şey) kurtularak namaza başlanması icap eder. Kişi namaza başlarken “Allahü ekber” diyerek tekbir getirir ve dünyayı arkasında bırakarak Yüce Allah’a yönelir.

Namaz içinde kişinin sağa sola iltifat etmemesi ve uzuvları ile oynamaması lazımdır. Zira vücut azaları ile oynamak huzur ve huşuyu yok eder. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.) namazda sakalı ile oynayan bir kimseyi görünce: “Eğer şu kimsenin kalbinde huşu olsaydı azalarında da huşu olurdu.” buyurmuştur. (San’anî, Sübülü’s-Selam, I, 245)

Hastanın, hastalığı süresince en güzel yiyecekleri yese bile bundan bir zevk alamadığı gibi insan da kalbi hastalıklardan ve nefsin tasallutundan kurtulmadıkça kıldığı namazdan zevk alamaz. Bu nedenle ibadet etmek, namaz kılmak insana ağır gelir. İbn Abbas, “Manasını düşünerek huzur ve huşu ile kılınan iki rekât namaz, gafil kalple akşamdan sabaha kadar kılınan namazdan hayırlıdır.” buyurmuştur.

Namazı huşu ile kılabilmek için neler yapabiliriz?

1. Her şeyden önce namazı ciddiye almak gerekir.

2. Namazın hayatımızda yapacağı derin etkinin bilincinde olunmalıdır. Bu etkiyi elde etmek, bizim namaz kılarken motivasyonumuzu oluşturmalıdır.

3. Namaza başlamadan önce ruhi bir ön hazırlık yapmak gerekir. Seccademizi serdiğimizde o an Rabbimizin huzuruna çıkmak için hareket ettiğimizi aklımıza getirmeliyiz.

4. Kılacağımız namazın belki son namazımız olabileceğini düşünmeliyiz.

5. Namaza durduğumuz vakit kimin manevi huzurunda olduğumuzu iyi idrak etmeliyiz. Dolayısıyla huzurunda durduğumuz Allah’ın yüce şanını ve azametini düşünmeliyiz.

6. Yüce Allah’ın huzuruna çıkabilmenin ne kadar mutluluk verici bir olay olduğunu hatırlamalıyız ve hissetmeliyiz.

7. Namazda okuduğumuz ayet ve duaların anlamlarını öğrenmeli ve onları düşünmeliyiz. fiayet ayet ve duaların anlamını bilmiyorsak, o esnada sanki hesap gününde Allah’ın huzurunda olduğumuzu düşünmeliyiz.

8. Dünyevi duygu ve düşüncelere geçit vermemeye hassasiyet göstermeliyiz.

9. Namazda kıyam, rükû, secde gibi hareketlerin bir takım sembolik anlamları vardır. Bu anlamları öğrenip bu hareketleri yaparken bunları düşünmeliyiz. Böylece bu duygu ve düşünceler, bizim namazı huzur ve huşu içerisinde kılmamıza yardımcı olacaktır.

Namaz müminin miracıdır. Namaz vasıtasıyla kul, direkt olarak Rabbiyle iletişime geçme fırsatını bulmaktadır. Namazın kulu ahlaken yükseltmesi ve onu her türlü münkerden ve fuhşiyattan alıkoyması için, huşu ve huzur içerisinde, tadil-i erkâna uyularak kılınması gerekir.

Prof. Dr. Mehmet Soysaldı/Fırat Üniv. İlahiyat Fak.

https://dergi.diyanet.gov.tr/makaledetay.php?ID=3843#:~:text=K%C4%B1l%C4%B1nan%20namazlar%C4%B1n%20Allah%20kat%C4%B1nda%20makbul,amel%20Allah%20kat%C4%B1nda%20makbul%20de%C4%9Fildir.

18 Ekim 2022 Salı

KÜÇÜK NOTLARIM (72)


Allahu Teala kuranda tehdit etmez bilgilendirir. Bu yolu seçerseniz bu yol cennete. şu yolu seçerseniz cehenneme çıkar der. Bu seni bilgilendirmesidir. Allah’ın cc tehdide ihtiyacı yoktur. Şunun gibi: doktor der ki; şuna riayet etmezsen böyle olur bunun geri dönüşü yok der . Dr beni tehdit etti mi diyeceğim . Dr bilgilendiriyor çünkü o bilgiye herkes ulaşamaz. Mesela cildine şu merhemi çok ince bir tabaka sür diyor. Çok sürersen tahriş olur diyor. Ama niye tehdit ediyorsun beni diyor muyum? Din de böyledir. 

Fatma bayram

17 Ekim 2022 Pazartesi

KÜÇÜK NOTLARIM (71)


Küfür, sözlükte nimeti örtmek manasına gelir. Tohumu toprağa gömene kafir denilmesi bu kabildendir. Aynı şekilde gece de karanlığı ile her şeyi örttüğü için “kafir” diye isimlendirilmiştir. Kafire de, nimeti inkar ettiği ve onu örttüğü için kafir denilir. (Safvetü’t Tefasir-Muhammed Ali Es- Sabuni)

16 Ekim 2022 Pazar

KÜÇÜK NOTLARIM (70)


İbni Kesir şöyle der: “Nifak, hayır gösterip arkasında bir şer gizlemektir. Nifak itikadi ve ameli olmak üzere iki nevidir. İtikaden münafık olan kimse ebedi Cehennemde kalır. Amelen münafıklık ise en büyük günahlardandır. Çünkü münafığın sözü fiiline, içi dışına uymaz.

15 Ekim 2022 Cumartesi

KÜÇÜK NOTLARIM (69)


Sana verilen nimetler arttıkça,  verilenlere sevgin artarken vereni unutuyorsan, dünyadan istifade ediyor ama onu sana, sevgisini gösteren bir nimet olarak sunan Rabbine karşı görevlerini aksatıyorsan bil ki; sende dünyevileşme (dünyayı ahirete tercih etme) alametleri vardır.(Veli Tahir Erdoğan-Kur’an Bana ne diyor?)

14 Ekim 2022 Cuma

KÜÇÜK NOTLARIM (68)- Prof. Dr. Halis AYDEMİR “Enbiya suresi tefsirinden”


Eğer bazı amellerimiz olduğu halde Rabbimiz bize ağır musibetler veriyorsa ve ardı arkası kesilmiyorsa o zaman daha güçlü bir şekilde bizi kendine çağırıyor demektir. İlim boyutunu ihmal etmişizdir. Önce bilmek sonra amel etmek. Ben bilmeyeyim amel edeyim olmaz. Doğru ve hak olduğuna tanık olmamız lazım. "eşhedu" demeden ibadetlerini yapsa olmaz; çünkü bunu hak bir din üzere yaptığının bilincinde değil bu kişi.

Halis Aydemir “Enbiya suresi tefsirinden”

13 Ekim 2022 Perşembe

KÜÇÜK NOTLARIM (67)

Eslem tarik en garantili yol

İmam Rabbani rahmetullahi aleyh :Zahirle batın arasında çatışma varsa batın bilgi atılır Zahir alınır. farklılık kıl kadar olsa bile. (Faruk Beşer’in bir yazısından)

12 Ekim 2022 Çarşamba

KÜÇÜK NOTLARIM (66)


Kur'an inananlara şifa olurken, inanmayanlara kapalıdır.

Fussilet / 44

Bir fiil vardır bir de fiile muhatap olan. Muma üflersin söndürür. Mangala üflersin ateşi canlandırır. Eline üflersin elin ısınır. Çaya üflersin çay soğur. Üfleme aynı üfleme. Kur'an da böyledir.

Şa'râvî

11 Ekim 2022 Salı

KÜÇÜK NOTLARIM (65)


-Olumsuz konuşma yapma  

-Başına gelen herşeye Hüsnü zan et

-Herşey yolunda yürekten inan  

-Hz Ömer ra üzgün birini görünce müslüman böyle salmış görünemez dik dur diyerek izin vermiyor 

-Duam kesin kabul olacak. Karamsar bakamazsın. Allah cc en hayırlısını verecek. Hüzün duyabilir ama karamsar olamaz mümin

-İnsan olay yaşanırken kolaylıkları farketmeli kolaylıklar orada ama karamsarlıktan göremez

-Allah cc hiç bir sorunu çözümsüz göndermemiştir 

-Peygamber efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem her işareti olumlu yorumlamıştır. En zor durumda dahi ileri bakmış, bir hayır görmüştür 

-Allah hiç bir şeyi zayi etmez. Her yaşananda bir hayır vardır 

-“İnsanlar bozuldu, düzenbaz oldu vs.” demek: aslında bu söylemler insanları helak ediyor. Olumsuz konuşma