20 Temmuz 2018 Cuma

HZ.AİŞE DOSYASI-8


8-İSLAM’A ADANMIŞ BİR HAYATIN
HULÂSASI


İslâm’la bir çağ kapandı, Kıyamet’e kadar sürecek muhteşem bir çağ açıldı. Batıl kaybetti, Hak kazandı.
İslam’ın nihaî zaferiyle Ebu Cehil gibi büyük aktörlerini kaybeden Batıl, çöken sistemlerinin ve aktörlerinin yerine yenilerini sürerek Dîn-i Mübînle olan mücadelesine hiç ara vermedi.
Batıl, İslâm İnkılabının ailedeki tesirini kırabilmek için Hz. Aişe’yi 
radıyallahu anha kurban seçti; 14 asır Doğu ve Batı’nın müseccel yobazları Onu itibarsızlaştırmak için yazıp-çizdi.
İslâm’ın, kadının hayatında ne derece tesirli olduğunu; bunda da en büyük payın Hz. Aişe’de 
radıyallahu anha olduğunu fark eden Batıl, özelde birbirine hasım olan şubelerini Hz. Aişe düşmanlığında ittifaka çağırmış; Hristiyanlığın keşif ve ifsad kolu Oryantalizma ile Mecusiler, Hz. Aişe’ye birlikte saldırmışlardır.
Hz. Aişe, Ümmetin hem annesi, hem âlimesi, hem muhaddisesi, hem mürşidesi, hem mücahidesi, hem de büyük mazlumesidir. Bütün bunların ötesinde O, Peygamber’in eşidir. Saraylarda yaşayabilir, müreffeh mekanlarda keyif yapabilirdi. Lakin öyle yapmadı, dünyaya meyletmedi. Eşiyle birlikte kurduğu hayata sadakat gösterdi. Ümmet’e anne oldu; topyekûn bütün Müslümanlar da ona “anne” diye hitap etti.
Yahudi, İbn Sebe’nin tahrikiyle Ümmet’i içerden parçalayınca, Irak ve Mısır halkı Hz. Osman’a; Şam da Hz. Ali’ye 
radıyallahu anh sövmeye başlamıştı. Hariciler ise her ikisine lanet okuyordu. Müslümanların bölünmesine şahid olan Hz. Aişe radıyallahu anha evine kapanıp zulme sessiz kalmadı, meydan yerine çıktı, bir annenin yapması gerekeni yaptı ve manevi evlatlarını Hakk’a şahit olmaya çağırdı. İnsandı, yanıldığı mevzular da oldu. Tövbe etti, ağladı. Sahabeye sövenlere iletilmek üzere kız kardeşinin oğlu Urve’ye, bütün Müslümanlara duyurması için bir vasiyette bulundu: “Bunlar Allah Rasulü’nün ashabına istigfar etmekle emr olundular56; ne var ki tersini yapıyor, sahabeye sövüyorlar.”57 dedi.
Allah Rasulü, son hastalığında Onun evine gitmek arzusunda olduğunu ihsas ederek, “Bugün neredeyim, yarın neredeyim?”58diye sordu. Bu ifadeden, Hz. Aişe’nin evine gitmek istediğini anladılar. Son yedi günü, “Humeyrâ”sının evinde geçirdi. Oradan mescide gitti. Allah Teâlâ ruhunu, başı Onun sadrına yaslı olduğu orada aldı. Orada yaşadı, oraya defnedildi.
Peygamber’den sonra her an, ona ulaşmanın arzusuyla tam elli yıl mezarının yanında yattı Hz. Aişe 
radıyallahu anha. Evi Peygamber’in kabri; kabri de evi oldu.
Kadını heva denizinde boğmak isteyenler, ilimî, irfanı ve edebiyle bir “deniz feneri” gibi İslam’ın kızına yol gösteren Hz. Aişe’ye 
radıyallahu anha dün olduğu gibi bugün de saldırmakta; Onun üzerinden Müslüman’ın eşini, kızını, evini ve topyekün mahremiyet hayatını çökertmeyi amaçlamaktadır. İslam’ı insanlarla koruyan Allah Azze ve Celle, Hz. Ebu Bekir’in, Ömer’in, Osman’ın, Ali’nin radıyallahu anhum itibarını koruduğu gibi İslam’ın kızının deniz feneri Hz. Aişe’yi de radıyallahu anha muhafaza edecektir.

https://www.ihsansenocak.com/hz-aise-dosyasi/

Dipnotlar


56. ⇑ Haşr Suresi’nin 10. ayet-i kerimesini kastediyor. Bkz. Takî Osmanî, Fethu’l-Mülhim, VI, 280.
57. ⇑ Müslim, H. No: 7491.
58. ⇑ Buharî, Fedailu’s-Sahabe, 13

Hiç yorum yok: