25 Ağustos 2021 Çarşamba

42- El-Celîl ism-i şerifi:


Celîl ism-i şerifini, Kur’an-ı Kerim’de sadece Rahman suresinin 27. ve 78. ayetlerinde "zü’l-celali ve’l-ikram" (azamet ve ikram sahibi) ifadesiyle görürüz.

Müminler Allah’ın ismini her anışlarında O’nun azametini vurgulayacak saygı ifadeleri ile birlikte anarlar. Bunlardan biri olan "azze ve celle" ifadesi Celil isminin fiil kalıbı olan "celle" ile "daima galip ve üstün” anlamındaki Aziz isminin fiil kalıbı olan azze kelimelerinden oluşur ve İslami metinlerde Allah’ı tazim için en çok kullanılan cümlelerden biridir.

El-Celil demek, bütün sıfatları nihayetsiz kemalde olan, yani sıfatlarında bir sınır olmayan zat demektir.

O halde şu âlemde Allah’ın sıfatlarının büyüklüğünü ve kemalini gösteren her varlık, el-Celil ismine aynadır. 

Mesela Samanyolu Galaksimizde her biri Güneş büyüklüğünde 300 milyar yıldız vardır. Bilim adamları 300-400 milyar civarında büyük galaksinin varlığından bahsetmektedir. Bir de bunların yanında cüce galaksiler vardır. Cüce galaksiler birkaç milyar yıldız içeren galaksilerdir. Bilim adamları 7-8 trilyon cüce galaksinin olduğunu söylemektedirler. Ve sonra da şöyle demektedirler: Belki de biz şu kâinatın milyonda birini keşfettik…

İşte bu galaksilerde Allah’ın kudretinin, hâkimiyetinin, ilminin ve diğer sıfatlarının büyüklüğü ve nihayetsizliği gözükür ve el-Celil ismine ayna olurlar.

Galaksilerde ve yıldızlarda tecelli eden el-Celil ismi, dağlarda, denizlerde ve büyüklük sahibi diğer mahlûklarda da tecelli etmektedir.

Görülüyor ki, celalet ve ululuk sadece Allah’a mahsustur. O'nun zatı da büyük, sıfatları da büyüktür, fakat bu büyüklük cisimlerdeki gibi hacim itibarıyla veya yaşlılık itibarıyla değildir. Allah’ın varlığı büyüktür. Zamanlarla ölçülmez; mekanlara sığmaz, bununla beraber her yerde, her noktada hazır ve nazırdır. Allah-u Teala'nın ilmi büyüktür; O'nun bilmediği, bilmeyeceği bir şey yoktur. Çünkü her şeyi yaratan O’dur. Kudreti büyüktür; her şeyi ve her zerreyi kudretiyle kuşatmıştır. Rahmet ve keremi büyüktür; affı büyüktür.

O halde büyüklüğün alameti; ilim, kudret, bütün kainatı kaplayan merhamet gibi sıfatlarla ölçülür. Bunlardan yalnız bir sıfatın bulunması bile kafidir büyüklük için. Zira, Allah’u Teala bildiğimiz, bilmediğimiz, bütün büyüklük sıfatlarının sahibidir. Mahlukatta gördüğümüz bütün büyüklük sıfatları da O'nun bir emanetedir. Dilediğine verir, dilediğinden alır. O’nun verdiği hükmü bozacak bir merci yoktur, emir ve yasak koyma yetkisi sadece O’na aittir. O halde sevilecek, emri her şeyin, her hatır sahibinin, her arzu ve hevesin üstünde tutulacak tek varlık sahibi de ancak Allah’u Teala'dır.

Esma-ül hüsna hakkında çalışanlar genel olarak Rabbimizin isim ve sıfatlarını "celal ve cemal" diye iki gruba ayırmışlardır. Celal ifade eden isimler Yüce Allah’ın izzet ve azametini, kahr ve gazabını anlatan isimlerdir. Bu kökten türeyen “Celil” ismi de “hiçbir kayıt ve kıyas söz konusu olmaksızın mutlak azamet sahibi, kadr u kıymeti ve mertebesi en yüce olan zat” demektir. Aslında hiçbir kayıt ve kıyas söz konusu olmayan bir azameti akıl tam manasıyla anlayamaz. Zaten "Celil"in bir anlamı da duyularla idrak edilmekten ve mahiyetinin akıl yoluyla kavranılmasından münezzeh olduğu için yüce ve aşkın olan demektir. Bu azamet ve heybet karşısında kulun hissedeceği şey küçüklük, çaresizlik ve yetersizliktir. Celil ismi Rabbin izzetinin son noktasını ifade ederek aynı anda kulun da zilletinin son noktasını vurgulamış olur. 

 Allah’ın cemal sıfatları nasıl hoş ve yerindeyse celal sıfatları da öyledir. 

Rabbimizi cemal isimleriyle sevip ümitlendiğimiz gibi celal isimleriyle de sevip gereken saygı ve korkuyu duymadıkça Allah inancımız bir dengeye kavuşmaz, hayatımızda istenen sonuçlar ortaya çıkmaz. Bunu hepimiz her gün etrafımızda görürüz. Kimileri Allah Teala’yı daha çok kahrı ve cezasıyla anlatıp hassas ruhları Allah sevgisinden uzaklaştırır, kimileri de sadece lütuf ve ihsanlarıyla, sevgi ve merhametiyle anlatır. Oysa bu dünyada var oluş sebebimiz imtihanları aşıp kemale ulaşmaktır. Bu çabada yeri geldikçe sevgiye de, o sevgiyi kaybetme ihtimalinden doğan korkuya da ihtiyacımız vardır. İçinde saygı ve azamet barındırmayan bir sevgi merhamet ve şefkat barındırmayan bir korku kadar işlevsizdir.

Rabbine celal ve cemal isimlerinin bütün muhtevasıyla iman eden kul sevgi ve saygıda, ümit ve kaygıda bir dengeye ulaşır. Ne sevgiye güvenerek yan gelip yatar; ne kaygıda boğularak iş yapamaz hâle gelir. Hem gayreti bırakmayacak dozda bir gelecek endişesi taşır hem de sonuçtan ümit kesmeyecek miktarda bir güven içinde ilerlemeye devam eder. Celal ve cemal isimlerinin birlikte tecellisinin sonucu işte bu denge hâlidir.

Kâmil insanlar Allah’ın celal ve cemal tecellilerini aynı derecede gönül rahatlığıyla karşılar, “Lütfun da hoş, kahrın da hoş” der, tam bir rıza ve teslimiyet hâli içinde bulunurlar. Zira bunların ikisi de Allah'tan gelir, onlar için hepsi birdir.

Kula yaraşan, böyle bir celalet ve ululuk sahibine intisap etmenin ne büyük kazançlar sağlayacağını idrak ederek emirlerini yerine getirmek, bunu yapmadığında uğrayacağı kayıpları düşünüp rızasına muhalif şeylerden sakınmaktır. İmam Gazali, Celil isminin tecellisini böyle açıklar ve der ki ahlakı Kur’an ahlakına uyan bir kimse Allah’ın bu isminden hissesini almış demektir.

Bütün esmayı düşündüğümüzde, kula düşen vazife şudur: Önce Allah’ın isim ve sıfatlarını bilmek; sonra bu isim ve sıfatları varlıklar üzerinde görebilmek; ve daha sonra da bu isim ve sıfatların kemalini ve nihayetsizliğini düşünerek Cenab-ı Hakk’ı el-Celil ismiyle zikretmektir.

Cenab-ı Hak cümlemize bu vazifeyi yapabilmeyi nasip etsin. Amin.

Esmaü'l Hüsna şerhi Ali Osman Tatlısu/ 

https://feyyaz.tv/el-mumin.html

En Güzel İsimler 99 Esma Sonsuz Mana-Vaize Fatma Bayram

Hiç yorum yok: