26 Mayıs 2026 Salı

İLM-i AHKÂM-I NÜCÛM- Astroloji Kur'anda geçer mi?

Yıldızların insanları ve olayları etkilediği inancına dayanan sözde ilim dalı, astroloji, yıldız falcılığı, müneccimlik.

Astronomi ise farklıdır. aritmetik, geometri ve mûsikiyle birlikte aklî ilimler tasnifindeki matematik bilimlerini oluşturur.

İlm-i ahkâm-ı nücûmun matematiksel ilimlerden astronomiyle farkı, yıldızların konum ve hareketlerinin bir işaret sistemi oluşturduğuna ve bu sistem sayesinde gelecek, şimdiki durum ve geçmişe dair bilgi elde etmenin mümkün olduğuna inanılmasıdır; 

 İlm-i ahkâm-ı nücûm rüya tabiri, uğursuz olduğuna inanılan bazı olayları yorumlamak (zecr) ve geçmiş hadiselerden geleceğe dair gizli anlamlar çıkarmak (ırâfe) gibi yöntemlerle gelecekte vuku bulacak hadiselere karşı insanları uyarma sanatından ibarettir 

Alimler bu konuyu bilimsel olarak ele almışlar. İbn Haldûn tencim sanatını iki açıdan değerlendirir. Önce yıldızların dört unsurdan meydana gelen cisimlerdeki değişmeler üzerinde tabii bir tesir icra edip etmediği meselesini ele alır, daha sonra bu tesirlerin tecrübî olarak bilinebileceği iddiasını tartışır. Tecrübî bilginin düzenli bir şekilde tekrarlanan olayların gözlemlenmesiyle kazanılabileceğini öne süren düşünür, yıldızların devrî hareketlerini izlemenin yüzyıllar alacağını, dolayısıyla da bu konuda kesin bilgiye ulaşılamayacağını belirtir. 

İbn Haldûn’a göre Batlamyus da bu konudaki tahminlerin zandan öteye geçmeyeceğini belirtmiştir; şu halde yıldızların birer etken olarak tesir icra ettiği iddiası aklen mesnetsizdir. Ayrıca bu iddia dinen de bâtıldır; çünkü kâinatta tek fâil Allah’tır ve yıldızların etkisiyle bazı hadiselerin meydana geldiğine inanmak tevhid inancına aykırıdır. Her ne kadar astrolojik tahminlerin tesadüfen doğru çıkması bu ilmin itibarını yükseltmekteyse de müneccimliğin ilmî ve medenî hayat bakımından ne kadar zararlı olduğu âşikârdır. İbn Haldûn’un özellikle tevhide aykırılık açısından takındığı olumsuz tutum esasen İslâm âlimlerinin çoğunluğunca paylaşılmış bir tavırdır.

Ahkâm astrolojisi gök cisimlerinin insan kaderi üzerinde etkileri olduğu inancıyla gelecek hakkında kehanetlerde bulunur. 

atmosferde meydana gelen olaylardan anlam çıkarma sanatı denilen bu konu “melhame” adını taşıyan kitaplarda da incelenmiştir . Bazı anlamlar ifade ettiğine inanılan atmosferik belirtilere aynı zamanda cifrle ilgili eserlerde de yer verilmiştir. Önceleri bu melhameler yalnızca “hidsân” (kozmik olaylar) olarak değerlendiriliyordu; ancak daha sonra bunların içinde astrolojik kehanetlerin de bulunduğu görülmüştür 

İlm-i ahkâm-ı nücûmun en önemli ve en gelişmiş dalı ahkâm astrolojisidir. Bu konudaki literatür “mevâlîd” ve “ihtiyârât” olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Mevâlîd literatürü, bir insanın doğumu sırasında yıldızların bulunduğu yere bakarak kehanet yapmayla ilgilidir. İlk defa Bâbilliler tarafından uygulanan bu sanat Sâsânî topraklarında gelişmiş ve bu gelişmede Hindistan’ın kuvvetli etkisi olmuştur. 

Peki bazılarının iddiasına göre Astroloji Kur'anda geçer mi? 

Astroloji  geleceği okuma veya yıldızların karakter/kader üzerindeki etkisi iddiasıyla Kur'an-ı Kerim'de yer almaz. Kur'an'da Astroloji değil astronomi geçer yani gök cisimlerinin hareketi ve gökyüzündeki takımyıldızları (Burûc) geçer, ancak bu durum astrolojik kehanetleri onaylamaz. 

Kur'an'da geçen "burç" kelimesi günümüzdeki astrolojik burçlardan farklıdır; gökyüzünün düzeni, yıldız kümeleri ve Allah'ın kudretine işaret eden astronomik yapıları ifade eder.

Hicr Suresi 16. ayette ("Andolsun, biz gökte burçlar yarattık ve bakanlar için onları süsledik") ve Furkan Suresi 61. ayette bu ifadeler yer alır. Ayrıca 85. sure olan Burûc Suresi adını bu kavramdan alır.

İslam alimlerine göre; gök cisimlerinin hareketlerini incelemek (astronomi) bir bilimdir ancak burçlar üzerinden geleceği tahmin etmek veya karakter analizi yapmak (astroloji) gaybı (gizliyi) bilme iddiası taşıdığı için reddedilir..

Müellif: TEVFÎK FEHD'in yazısından yararlanılmıştır.  (Tdv islâm ansiklopedisi)

Hiç yorum yok: