31 Ağustos 2019 Cumartesi

Peygamberimizin (sas) Düşman Olduğu Kişi

Dersten Cümleler

Sahabe’nin edebine dair bir örnek…

Kul hakkı meselesi çok ağır bir meseldir.

Bugünkü dersimizin başlığı: “Peygamberimizin Düşman Olduğu Kişi”

“Allah Teâla buyurdu ki: Üç sınıf insan vardır ki kıyamet günü ben onların hasmıyım/ düşmanıyım. Ben kime düşman olursam, ona davacı olurum, kime de davacı olursam o davayı kaybeder. Bu üç sınıfın birincisi: Benim ismimle yemin edip, sonra ahdini bozan. İkincisi: Hür bir kimseyi köle olarak satan ve parasını yiyen. Üçüncüsü: Bir işçi tutup çalıştırdıktan sonra ücretini tam olarak vermeyen.” (Buhari, İcara, 10)

Hepimiz hayatın içerisinde bir yönü ile işçi, bir yönü ile işvereniz.

Ecir-i has ve Ecir-i müşterek…

Hukukullah/Allah hakları ve Hukuku’l-ibâd/ Kul hakları…

Efendimiz’in (sas) işveren ahlakına dair söyledikleri iki Kur’anî kavrama dayanır: 


Adalet ve İhsan…

Adalet: Hak ettiğine, hak ettiğini vermektir.

İşçine hak ettiğini ver, bir de ötesini ver.

İşveren ahlakının ilkeleri:
1- İşi ehil olana vermeli, ehliyet ve liyakati her şeyin üzerinde görmelisin.

2- Merhameti ilişkilerinin temeli olarak belirlemeli, menfaat öncelikli değil, merhamet öncelikli olarak yürümelisin.

3- Yaptığın işi sevmeli, ekmek kapına saygılı olmalı ve bunu çalışanlarına yansıtmalısın.

4- İşçilerinin haklarına riayet etmeli, beklentilerini itidal çizgisine çekmeli, ücretlerini işin başında belirlemeli ve kesinlikle zamanında ödemelisin.

5- İşçilerini mümin kardeşlerin yada olmaya aday muhatapların olarak bilmeli, kardeşlik hukukunu sonuna kadar işletmelisin.

1- İşi ehil olana vermeli, ehliyet ve liyakati her şeyin üzerinde görmelisin.

Kur’an, “emanetin ehline verilmesini” emretmiştir.

Efendimiz: “İşler, ehil kişilere verilmediği zaman kıyameti bekleyiniz.”

Efendimiz (sas): “Daha ehil ve liyakatlisi varken, yakınlık sebebiyle bir işe, bir başkasını tercih ve istihdam eden kişi Allah’a, Resûlü’ne ve bütün Müslümanlara hâinlik etmiş olur.” (İbn Hacer, el-Metâlibü’l-Âliye, II, 233)

Ebû Musa el-Eşari’nin hatırası…

“Bizden iş dileyen kimseyi biz, işimiz üzerinde kullanmayız!”

Hz. Ebû Bekir, Yezid b. Ebî Süfyan’a hitaben: “Ey Yezid! Senin çok akraban vardır. Ben senin onları başkalarına tercih etmenden korkuyorum. Şunu bilmeni isterim ki Hz. Peygamber böyle kişileri tehdit edip şunları söylemiştir: “Müslümanların başına getirilen kişi, bir iş hususunda sevdiği kişilerden birini haksız olarak diğer hak sahiplerine tercih edecek olursa, Allah ona lanet eder. Onun farz ve nafile ibadetlerini kabul etmez ve nihayet onu cehenneme atar. Kim de Müslümanların malından, hak etmedikleri halde sevdiklerine ve akrabalarına verecek olursa o da Allah’ın lanetini hak etmiş olur. Allah Teâlâ insanları kendisine iman etmeye çağırır. Kim Allah’ın korunmasını emrettiği sınırlardan birini çiğnemeye kalkışacak olursa, Allah da ona lanet eder ve onun üzerinden korumasını kaldırır!” (Ahmed, Hâkim ve Heysemî)

2- Merhameti ilişkilerinin temeli olarak belirlemeli, menfaat öncelikli değil, merhamet öncelikli olarak yürümelisin.

Efendimiz’in (sas) Hz. Enes b. Malik’e merhameti…

“Hz. Peygamber’e (sas) on yıl boyunca hizmet ettim. Bana bir şeyi emredip de gevşek davranarak onu yerine getirmediğimde beni kınaması vaki olmadı. Bana bir gün olsun “off” demedi, yüzünü asmadı, kızmadı, kınamadı, kötü söz söylemedi. Eğer ben işimi aksatmış ve yapmamışsam böyle bir durumda ailesinden biri, yani annelerimizden biri beni kınarsa “Onu rahat bırakın! Şayet Allah dileseydi, benim Enes’im yapardı.”

Müslim’de geçen rivayet ise şöyledir: “Yapmadığım bir şey için Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Bunu niçin yapmadın?’ demezdi. Yaptığım bir şey için de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Bunu niçin böyle yaptın?’ demezdi.” (Müslim 2309/51

Enes b. Malik’in hatırası…

3- Yaptığın işi sevmeli, ekmek kapına saygılı olmalı ve bunu çalışanlarına yansıtmalısın.

“Muhakkak ki Allah, sizden birinizin yaptığı işi sağlam ve güzel yapmasından hoşnut olur.” (Suyûtî, Fethu’l-Kebîr, I, 354)

4- İşçilerinin haklarına riayet etmeli, beklentilerini itidal çizgisine çekmeli, ücretlerini işin başında belirlemeli ve kesinlikle zamanında ödemelisin.

1- Haklara riayet, beklentilere itidal

2- Ücretlerin belirlenmesi

3- Ücretlerin zamanında ödenmesi

1- Haklara riayet beklentilere itidal

2- Ücretlerin belirlenmesi

“Kim bir işçi çalıştırırsa ona (işin öncesinde) ücretini bildirsin!” (Beyhakî, Sünen, IV, 120)

Asgari geçim standardını devlet belirler, Medine standardını ise Hz. Peygamber (sas) belirler.

“Kim bize âmil (işçi, memur) olursa, bizim vereceğimiz ücretle hanım alabilmeli, yani evlenebilmeli. Eğer hizmetçisi yoksa hizmetçi tutabilmeli. Eğer evi yoksa ev alabilmeli. Ancak kim bunlardan fazlasını isterse ve bize amil olmuşken bunları edinirse o, ya hilekârdır yahut hırsızdır.”

Ömer b. Abdülaziz: “Bizim zamanımızda herkesin barınacağı bir evi, hizmetçisi, düşmana karşı yararlanacağı bir atı ve ev için gerekli eşyası olmalıdır. Bu imkânlara sahip bulunmayan kimse borçlu sayılır ve zekât fonundan desteklenir.”

3- Ücretlerin zamanında ödenmesi:

“İşçiye ücretini, alın teri kurumadan önce veriniz!” (İbn Mâce, Ruhûn, 4)

Mağaraya sığınan üç adam kıssası…

5- İşçilerini mümin kardeşlerin yada olmaya aday muhatapların olarak bilmeli, kardeşlik hukukunu sonuna kadar işletmelisin.

“Kendisi için istediğini, mümin kardeşi için istemeyen kamil manada iman etmiş sayılmaz.”

İşçiler kardeş, işverenlerde kardeştir.

“Onlar sizin kardeşleriniz olup, Allah onları sizin sorumluluğunuz altına vermiştir. Hal böyle olunca bir din kardeşini elinin altında bulunduran kimse ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin onlara gücü yetmediği şeyleri yüklemesin. Şayet yüklerini ağırlaştırırsa onlara yardımcı olsun.” (Buhârî, Itk, 16)

Hz. Ebû Zer’in Bilal-i Habeşi ile olan hatırası…


 muhammed emin yıldırım

Tamamını videodan izlemenizi tavsiye ederim:

Hiç yorum yok: