23 Ocak 2014 Perşembe

253.KIBLE EHLİ ve TEKFİR MESELESİ

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

Yine uzun zamandır araştırdığım bir konuyu mümkün olduğunca anlaşılabilir bir şekilde detaylara girmeden özetle aktarıyorum.

Kıble ehli kime denir? Tekfir nedir? Kıble ehlini tekfir edebilir miyiz? 

Tekfir;bir müslümanı veya müslüman kabul edilen bir kimseyi küfre nisbet etmek; küfre girdiğini söylemek demektir.

Kıble Ehli; Kıblemize yönelen ve Rasulullah’ın sas getirdiği dini esasları onayladığı, bildirdiklerini doğruladığı müddetçe müslüman olarak kabul edilen mü’minlerdir.
 
Müslümanlar arasında görüş ayrılığı söz konusu olmaksızın kabul edilen bir gerçek şudur: Kişi açık ve mütevatir farzları, açık ve mütevatir haramları ve buna benzer kat’î hükümleri açıktan açığa inkâr edecek olursa,hafife alırsa,alay konusu ederse tevbe etmesi istenir. Tevbe ederse kabul edilir, aksi takdirde kâfir ve mürted  kabul edilir.

Kişi zahiren ve batınen mü’min olmakla birlikte ya içtihad ederek yahut kusurlu davranıp günaha girmek suretiyle hataya düştüğü bir te’vilde bulunursa böyle bir kimse hakkında sırf bundan ötürü imanı boşa çıkmıştır, denilemez. Ancak buna (küfrüne) dair şer’î bir delilin bulunması hali müstesnadır.Bizler bununla birlikte böyle bir kimse kâfir olmaz da demeyiz. 

Ehli kıble olmak Kabe'ye dönüp namaz kılmak değil Peygamberimizin sas getirdiği temel hükümleri tasdik etmek demektir.

Daha kolay anlayabilelim diye şöyle söyleyebiliriz:

Tekfirde ölçü şudur:Kişi neyi tasdik ederek mü'min oluyorsa ,onu red etmesiyle de kafir olur.

 İman:tasdik, küfür:yalanlamaktır.

Peygamberimizin sas getirdiği ve getirdiğine dair hemen her müslümanın bildiği konular "zaruret-i diniye" dir. Bunlar, Allah cc birdir, eşi benzeri yoktur; Zina, hırsızlık, faiz vb. haramdır, tesettür farzdır gibi meselelerdir.

"Dinde böyle hükümler vardır bilgisi" zaruret düzeyinde insanları bağlayıcı olduğu için bu konuları ayrıca araştırmaya gerek yoktur. Bu hususlardan birini reddeden, inkar eden kafir olur, mü'min sayılmaz.

Müslüman büyük günah işlediğinde onu helal saymadıkça islamdan çıkmaz. Kıblemize yönelen, müslüman olduğunu söyleyen namaz kıldığında kabeye yönelen kişi ister bidatçi veya büyük günah işleyenlerden olsun, bu ehli kıbledir. Ancak Rasulullah’ın getirdiklerinin hiç bir tanesini yalanlamadığı müddetçe, bir günahı helal saymadıkça kıblemize yönelenleri tekfir etmeyiz. İslam ve iman birdir. Temelleri aynıdır.

 Diyelim ki bir söz söyledik ucu küfre gitti ama bilinçli söylenmedi.("Allah baba" veya "Allah-u Teala göktedir" demek gibi) O kişi uyarıldığında 'ne var bunda canım ' diyerek onaylamadığı sürece sorun yok. O sözü alışkanlık edinmiş veya senin kadar hassas düşünmüyor olabilir. Bu kişiye kafir demek doğru değildir. Onu ikaz ederek sözünün dolaylı olarak küfre çıktığını ve bunun tehlikeli bir durum olduğunu söyledikten sonra o da "bundan sonra dikkat ederim" derse kafir olmaz. Pişman olur, tevbe eder.

Ancak tekfir etmenin riskli bir boyutu var: O kişiye kafir dendiğinde  Allah katında da kafirse söz yerini bulmuştur; değilse bu itham döner söyleyeni bulur. Bu sebepten İmam Gazali "ben tekfir yaparak hata etmektense bin tane kafire hüsnü zan ederek mü'min olduğunu söylemeyi tercih ederim" demiştir. 

Tekfir ederek içine düştüğümüz hata mü'min olduğunu söyleyerek düştüğümüz hatadan çok daha ağırdır.

Sonuç olarak tekfir ederek kendimizi riske atmaktansa şöyle bir denge kurabiliriz:

Salih bir insanın kesin cennetlik olduğuna şahitlik etmeyiz. Bize naslarla bildirilenler dışında kimseye cennetlik demeyiz. Günahkar olanlar için af dileriz , küfre düştüğünü düşündüklerimize Allah-u Teala'dan hidayet ister O'nun cc rahmetinden  ümitsiz olmayız ve onlar için kesin cehennemliktir demeyiz.Hüsn-ü zan besleriz. 

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

Hiç yorum yok: