19 Ağustos 2013 Pazartesi

125. AĞUSTOS 20-21-22 ORUÇLUYUZ


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim



Eyyam-ı Biyz adı verilen ve kameri ayların 13, 14, ve 15. günleri yarın başlıyor.Bu sünneti yerine getirmek isteyenler 
Yarın(20 Ağustos Salı), 21 Ağustos Çarşamba ve 22 Ağustos Perşembe günlerini oruçlu geçirmeliler.

Her hicri ayın 13, 14 ve 15. günlerinde oruç utmak sünnettir. Nitekim Hz. Hafsa (ra) diyor ki:

«Dört şeyi Resûlüllah (asm) Efendimiz hemen hemen hiç terketmedi diyebilirim: Âşûrâ orucu, Zilhicce'nin ilk on gününün oru­cu, her ayın 13, 14, 15. günlerinde oruç ve bir de sabah farzından ön­ce iki rek'at namaz...» (Ahmed bin Hanbel, Nesâi)

Hadiste geçen günler, Hicri Takvime göre Kameri ayların 13, 14 ve 15. günleridir. Sabah kılınan sünnet ise, sabah namazının sünnetidir.

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

17 Ağustos 2013 Cumartesi

124.ÜZÜLÜYORUM...

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

En doğrusunu ben bilmiyorum,bilmemde mümkün değil..

Ama bildiğimiz doğruları da anlatmamız bize farz kılınmış.Bunu bilmeyenler anlattıklarımızdan rahatsız oluyorlar. Anlattıklarımızla "biz çok şey biliyoruz ,siz birşey bilmiyorsunuz" diye dediğimizi düşünüp övündüğümüzü,onları küçümsediğimizi zannediyorlar,ya da ehl-i sünnet değilse,o zaman da senin anlattıklarını küçümsüyor ,kendi itikadının doğru olduğunu düşündüğü için alaylı bir gülümsemeyle seni dinliyor.

En doğrusunu Rabbim cc biliyor;O'da Peygamber Efendimiz'e sav bildirmiş,biz de onun sav açıkladıklarını nakil yoluyla biliyoruz ve bunları aktarmaya çalışıyoruz.Ben de okuduğum,öğrendiğim ve doğruluklarını kati olarak bildiğim herşeyi bu blogda ve günlük hayatımda paylaşmaya çalışıyorum.

Bunu niye anlattım.Çünkü çok üzülüyorum.Çünkü çevremde "elhamdülillah müslümanım, ben Allah'a inanıyorum" diyenlerin sadece bu kadarla kaldığını ve bunun yeterli olduğunu düşündükleri için üzülüyorum.

Ben de Allah'a inanıyorum ,ben de Müslümanım diyor ama kimisi "öldükten sonra toprak olacağım"diyor,kimi "hırsızlık yapanların elinin kesilmesi diye birşeyi kabul etmiyorum" diyor, birisi "örtünme bu zamanda olamaz" diyor,diğeri "ben örtünmediğim için Allah'ın cc beni cehennemde yakacağına inanmıyorum" diyor, bazısı "bu zamana kadar böyle inandım bundan sonra değiştiremem" diyor .
Ben ve eşim hatta kızım bildiklerimizi anlatmaya çalışıyoruz ;Biz herşeyi biliyoruz,hepsini uyguluyoruz demek değil bu.Bu ,biz de çok az bilgi sahibiydik ama araştırarak bulduklarımızın önemini kavradık şimdi o yanlışlarımızı düzeltmeye çalışırken bunu birlikte yapalım diyoruz.Bildiğimiz doğruları anlatmak bize farz diyoruz. Bu doğruları duymak,bu zamana kadar inandıklarının veya inanmak istediklerinin yanlış olduğunu kabullenmek çok zor  geliyor .Hemen itirazlar başlıyor,birkaç isim zikredilerek ben böyle müslüman görmedim deyip İslamı, kişilere endeksleyerek ,bu nasıl müslümanlık diyorlar.Biz müslüman olarak şunlara inanmalıyız böyle itikad etmeliyiz diyerek konuştuğumuz kişiye yönelik konuşurken o,asla bunu kendi üzerine almıyor ve hemen başka müslümanların yanlışlarını anlatmaya başlıyor.Sadece müslümanım demekle müslüman olacağını düşünen bu kişilerlerle konuşmanın ilk 2 dakikasında konuşma böyle devam ediyor.Müslümanlığı kimsenin temsil etmediğini zaten anlatmak istediğimizin "sen ve Allah cc ile olan ilişkin,O'na karşı sorumluluklarındır,başkalarının yanlışlarının senin kulluğunla bir ilgisi yok" demeye çalışıyoruz.Ama hayatı boyunca hiç Kur'an okumamış ,ya da sadece birkaç ayet meali okumuş ,aklıyla yorumlamaya kalkmış bunun tefsiri nedir diye merak edip bakmamış olan herkese sesleniyorum:
O zaman kulaktan dolma duyduklarınızla yetinmeyecek;Siz de Rabbimizin cc gönderdiği Kitab'ın tefsirini okuyacak,Peygamberimiz'in sas hayatını ve sünnetlerini araştıracak,ilmihali öğreneceksiniz...O zaman zaten aynı şeyleri söylüyor olacağız.Oturduğunuz yerden hiçbir kaynak okumadan,İslamiyetle ilgili hiçbir araştırma yapmadan, aklınızı kullanarak bu böyle olmalı ,benim aklım bunu almıyor diyerek herşeyi bildiğinizi zannedip kendinizi kurtarmaya  çalışmayacaksınız.

İşte bu yazı böyle düşünen tanıdığım-tanımadığım herkese ithafen yazılmıştır.

Hidayet verici Rabbim cc bu yazıyı okumayı nasip ettiği herkesi dosdoğru yoluna iletsin;şirke düşmeden,doğru itikadle,imanla ölmeyi nasip etsin.AMİN.



"İnanıyorum,iman ediyorum" derken bile inanmanın ve imanın ne demek olduğunu bilmediğimizi düşünüyorum.
İnanmak nasıl olur,iman etmek ne demek; bu konulara çok kısa ve basit bir şekilde değinmek istedim ki gerçekten biz inanıyor ve iman ediyor muyuz anlayabilelim.

İNANMAK NE DEMEK?
İnanmak, görmüş gibi, kabul etmek, tasdik etmek, beğenmek demektir. Bir insanın Müslüman olabilmesi için, iman sahibi olması, yani dinimizin emir ve yasaklarına inanması şarttır. Yalnız inanması da kâfi değildir; bu emirleri beğenmesi ve sevmesi de şarttır. Bu da bir bilgi işidir. Yapıp yapmamak ayrı, bunları kabul etmek, beğenmek ve sevmek ayrı şeydir. Yapıp yapmamak günah ve sevapla ilgili, kabul etmek ve beğenmek imanla ilgilidir. İmanın altı esası bir bütün olup, çok önemlidir. Ufak bir şüphe götürmez. İnandığı halde, birini bile beğenmemek kâfirliktir.

İslamiyet’i beğenmek
Bir kimse, Amentü’nün altı şartına inansa, fakat Allah’ın emir ve yasaklarından birini beğenmese, mesela (Cehennem lüzumsuzdur veya yoktur) veya (Şarabın haram edilmesi manasızdır) dese, bu kimse imanlı sayılmaz. Amentü’nün içinde Allah’a iman vardır. Allah’a iman, bütün sıfatlarıyla birlikte ona imandır, ayrıca emir ve yasaklarının yani İslamiyet'in doğru ve yerinde olduğuna da inanmak şarttır. Böyle inanmayan iman etmiş sayılmaz. Demek ki, Amentü’ye inanan kimsenin İslamiyet’i beğenmesi şarttır, çünkü İslamiyet, Allahü teâlânın emir ve yasaklarıdır. Emir ve yasakların birini bile beğenmemek küfür olur.

Allahü teâlâyı sevmek de, emir ve yasaklarının hepsinin yerinde ve güzel bulmakla olur. Allah’ı ve onun dostlarını sevmek, sevmediklerini sevmemek de lazımdır. Bir hadis-i şerif meali:
(Allah için seven, Allah için buğzeden, Allah için veren, Allah için yasaklayan, gerçek iman sahibidir.) [Ebu Davud]

İman nedir? 

"İman, Amentü’deki 6 esasa kesin olarak inanmak Muhammed aleyhisselamın, peygamber olarak bildirdiği şeyleri, tahkik etmeden, akla, tecrübeye ve felsefeye danışmaksızın, tasdik ve itikat etmektir, inanmaktır. Akla uygun olduğu için tasdik ederse, aklı tasdik etmiş olur, resulü tasdik etmiş olmaz. Veya, resulü ve aklı birlikte tasdik etmiş olur ki, o zaman peygambere itimat tam olmaz. İtimat tam olmayınca, iman olmaz.

Amentü şöyledir:
[ Allah’a, meleklerine, gönderdiği kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, öldükten sonra dirilmeye inanıyorum. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın da Allah’ın kulu ve son Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum.]

Allahü teâlâ, (Onlar gayba[görmedikleri halde Resulümün bildirdiği her şeye] iman ederler)buyuruyor. (Bakara 3) Resulü de, (Dini [hükümleri, dinde bildirilenleri]aklı ile ölçenden daha zararlısı yoktur) buyurdu. (Taberani)

Amentü’nün manası


1.Allah’a inanmak:
Allahü teâlânın varlığına, birliğine, Ondan başka ilah olmadığına, her şeyi yoktan yarattığına, Ondan başka yaratıcı olmadığına kalben inanmak, kabul etmek demektir. Âlemlere rahmet olarak gönderdiği son Peygamberi Muhammed aleyhisselam vasıtasıyla bildirdiği dinin hepsini kabul etmek, beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah’a ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin!) [Araf 158]

2.Meleklere inanmak:

Melekler nurani cisimlerdir. Hiçbirinde erkeklik dişilik yoktur. Hepsinin günahsız, emin olduğunu kabul etmek, tasdik etmek, yaptıkları işleri beğenmek şarttır. Bir âyet-i kerime meali:
(Asıl iyilik; Allah’a, ahirete, meleklere, kitaplara, nebilere inanmaktır.) [Bakara 177]

3.Kitaplara inanmak:

Zebur, Tevrat, İncil, Kur’an ve diğer kitapların Allahü teâlâ tarafından gönderildiğine, hepsinin hak olduğuna inanmak lazımdır. Ancak, Kur’an-ı kerimden önceki kitapların insanlar tarafından değiştirildiğini, Allah kelamı olmaktan çıktıklarını bilmek, bunu kabul ve tasdik etmek demektir. Önceki kitapların hiç biri değişmemiş bile olsa, Allahü teâlâ tarafından nesh edildiğine yani yürürlükten kaldırıldığına iman etmek gerekir. Bir âyet-i kerime meali:
(Onlar, sana indirilene [Kur’an-ı kerime], senden önceki indirilen kitaplara iman ederler.) [Bakara 4]

4.Peygamberlere inanmak:

Peygamberlerin hepsinin Allahü teâlâ tarafından seçilmiş olup, sadık, doğru sözlü, günahtan masum olduklarını kabul ile tasdik etmek demektir. Onlardan birini bile kabul etmeyen, beğenmeyen kimse, kâfir olur. Peygamberlerin ilkinin Âdem aleyhisselam ve sonuncusunun,Muhammed aleyhisselam olduğuna iman etmek, kabul ve tasdik etmek demektir. Peygamber efendimizin bildirdiği dini hükümlerin hepsini, en güzel şekilde ve eksiksiz tebliğ ettiğine inanmak, bu emir ve yasakların hepsini kabul edip, hepsini beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime meali:
(Bütün Peygamberlere iman edip, hiçbirini diğerinden ayırmayanlar Allah’ın mükafatına kavuşacaktır.) [Nisa 152]

5.Kaza ve kadere inanmak:
Allahü teâlânın insanlara cüzi irade verdiğini, insanların bu cüzi iradeye göre tercih ettikleri ve yaptıkları her şeyi Allahü teâlânın yarattığına iman etmek demektir. Hayır ve şer, her şeyi kulların talep ettiklerini, Allah’ın da bunu dilediği takdirde yarattığını bilmek, bunu kabul ile tasdik etmek ve beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah’ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.)[Ahzab 38]

6.Ahirete inanmak:
İnsanların kıyamet kopunca, dirileceklerine, hesap ve mizandan sonra, Müslümanların Cennete, kâfirlerin Cehenneme gideceklerine ve orada ebedi kalacaklarına iman etmek, bunu kabul etmek ve beğenmek demektir. Bir âyet-i kerime meali:
(Onlar [Müslümanlar], ahiret gününe iman ederler.) [Bakara 4] 


Önceki yazılarımdan biliyorsunuz ben de Allah'a inanıyordum ama müslümanlıkla ilgili bilgim yüzeyseldi.Öğrendikçe müthiş etkilendim ve istedim ki herkes bilgi sahibi olsun.Bu blogta öğrendiğim ve öğrenmeye devam ettiğim herşeyi Rabbim cc izin verdiği müddetçe paylaşacağım inşallah.İsteğim o ki sizlerde bu blogta veya başka kaynaklardan öğrendiklerinizi anlatın,paylaşın;Allah'ımızın cc dinini genç-yaşlı demeden sıkılmadan,vazgeçmeden doğru olarak anlatalım,yayalım."Ben biliyorum yeter, başkası neye inanırsa inansın" demeyelim; elimizden geldiği kadar anlatmaya çalışalım.Çünkü bazen diyorum ki keşke birileri de bana dinimi anlatsaydı,önemini kavratsaydı.Artık o birilerinin biz olma zamanı gelmedi mi?....

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

14 Ağustos 2013 Çarşamba

İKRA BİSMİ RABBİKE


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim

Vahiy meleği, Âdem 'den başlayarak, yüzbinlerce peygamber, tarih boyunca süregelen uzun ve zincirleme görevini en son elçiyle noktalamak üzere, Hira dağı mağaralarından birinde tefekkür eden, 40 yaşındaki seçkin kula Cebrail aleyhisselam âniden göründüğünde, tanışmayla ilgili hiçbir cümle kullanmaksızın, sadece "İKRA" dedi

"OKU" anlamında ki bu ilk vahiy, 23 yıllık uzun Kur' an maratonunun en başı, ilk adımı, Kur' an'ın anahtarı, ALLAH Teala' nın ilk direktifi, İslâm'ın ilk farzıydı.


1- Yaratan Rabbinin adıyla oku.

2- O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.

3- Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir.

4- O, insana kalemle yazmayı öğretti.

5- İnsana bilmediğini öğretti.

Kur’an’ın ilk suresi bu suredir. Ve bu sure ALLAH Teala’nın adı ile başlamaktadır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i yönlendirdiği ilk esnada, yücelerin yücesi ile bağlantı kurduğu ilk anda, seçilmiş olduğu davet yolunda atmış olduğu ilk adımda onu Allah’ın adı ile okumaya yönlendirmektedir: “Oku yaratan Rabbinin adı ile.” Ve sure Allah’ın adı ile başladığı gibi, Rabbin sıfatlarından olan yaratmanın ve hayata başlamanın kendisi ile sağlandığı yaratma sıfatı ile başlamakta ve 
ALLAH Teala’yı “yaratan” diye nitelemektedir.

Sure sonra insanın yaratılmasını ve hayata başlamasını özel olarak ele almaktadır. “O, insanı bir kan pıhtısından yarattı”. Evet 
ALLAH Teala insanı, bu donmuş ve rahime yapışan bir damlacık kandan yarattı. İşte bu son derece sade ve küçük kaynaktan yaratılmıştır insanoğlu. Bu bir damlacık kan pıhtısı da Yaratıcının gücünü göstermekle birlikte ondan da öte O’nun keremini, ihsanını gösterir. Çünkü onun lütfu ile bu kan pıhtısı öğretilebilen ve buna dayalı olarak da, öğrenen insan seviyesine yükselmiştir. “Oku Rabbin en büyük kerem sahibidir. O insana kalemle yazmayı öğretti, insana bilmediğini öğretti.”

Gerçekten insanın doğuşu ile vardığı son durum arasında son derece büyük bir aşamadır bu. Ama 
ALLAH Teala’nın herşeye gücü yeter. ikramı çoktur. Zaten bu yüzden o baş döndürücü aşamayı gerçekleştirmiştir.

Bu gerçeğin yanısıra, öğretme gerçeği, Rabbin insanı “Kalemle” öğretme gerçeği ortaya çıkmaktadır. Çünkü kalem eskiden olduğu gibi bugün de, insan hayatına en geniş ve en derin etkiyi yapmış ve yapan öğretim aracıdır. O zamanlar bu gerçek şu anda bizim gördüğümüz ve insan hayatında bildiğimiz biçimi ile bu açıklıkta değildi. Ama yüce Allah Celle Celâluh kalemin değerini biliyor ve insanlığa gelen en son kutsal mesajın inmeye başladığı ilk anda ve Kur’an’ın ilk suresinde kalemin önemine dikkatleri çekiyordu. Halbuki bu kutsal mesajı getiren peygamber kalemle yazabilen birisi değildi.

Şayet Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bu Kur’an’ı kafasından uydurmuş olsaydı, şayet bu Kur’an vahiy ürünü olmamış olsaydı ve eğer onun getirdiği çağrı kutsal mesaj olmamış olsaydı, kalemin önemini vurgulayan bu gerçek daha ilk anda kesinlikle ortaya çıkamazdı.

Sonra sure bilginin alınacağı kaynağı gösteriyor. Bilginin tek kaynağının yüce Allah 
Celle Celâluh olduğunu, insanın bildiği ve bileceği herşeyi, şu varlık aleminin gizemlerine, şu hayatın ve insanın kendi nefsinin bilinmezliklerine dair çözebildiği neler varsa bunların tümünün kaynağının yüce Allah Celle Celâluh olduğunu belirtiyor. İnsanın tüm bildikleri, oradan, bir başkası daha olmayan bu tek kaynaktan, aldığını ifade ediyor.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yüceler yücesi ile bağlantı kurduğu ilk anda inen bu biricik bölümle evet bu bölümle iman düşünce sisteminin geniş olan temeli atılmış oldu. Her iş, her davranış, her adım, her çalışma Allah’ın 
Celle Celâluh adı ile, O’nun adına yapılır. Allah’ın adı ile başlar, Allah’ın adı ile yürür, Allah’a yönelir ve sonuçta O’na varır. Allah’tır yaratan. O’dur öğreten. Doğuş ve başlangıç O’ndan dır. Öğretme O’ndan, bilgi O’ndan'dır. İnsan öğrenebildiğini öğrenir. Öğretebildiğini öğretir. Ama bütün bunların kaynağı yaratan ve öğreten yüce Allah’tır. “O insana bilmediğini öğretti.”

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e o andan itibaren hayatı boyunca bütün duygularına hakim olan, dilini Allah’a 
Celle Celâluh bağlayan, davranış ve yönelişine etki eden kalbinin daha ilk anda almış olduğu bu ilk Kur’an gerçeğidir. Çünkü bu gerçek imanın ilk temeli oluyordu. İmam Şemseddin Ebu Abdullah Muhammed b. Kayyim El Cevziyye Zadu’l Mead isimli eserinde, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Allah’ı  cc zikretmesini şöylece özetliyor:

“Yaratıklar içinde yüce Allah’ı 
Celle Celâluh en mükemmel zikreden Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem idi. Hatta ağzından çıkan bütün sözler Allah’ı zikirdi. Allah ile ilgili idi. Ümmetine her emri, yasaklaması, yasa koyması Allah’ı zikri demekti. Rabbinin isimlerini, sıfatlarını, hükümlerini, fiillerini, vaadini ve ihtarını onlara anlatması hep Allah’ı Celle Celâluh zikir demekti. Allah’ı nimetleri ile övmesi, yüceltmesi, hamd etmesi tesbih etmesi, O’nun Allah’ı zikri demekti. Allah’tan istemesi, O’na dua etmesi, O’na yönelik sevgisi ve O’ndan korkması da Allah’ı zikri demekti. Susması hiçbir şey söylememesi Allah’ı kalbi ile zikri idi:’ Kısacası Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem  her an ve her şartta Allah’ını Celle Celâluh zikrederdi. Ayakta iken, otururken, yere uzanmışken, yürürken, binerken, yolculuk ederken, bir yerde konaklarken, bir yere giderken bir yerde kalırken alıp verdiği nefeslerle akıp giden hep Allah’ın zikri idi. 

Rasulullah’ın hayatı en ince ayrıntılarına kadar işte böyle idi. İlk anda aldığı ve imanî düşünce sisteminin derin ve köklü temeline oturduğu kutsal emirlerin etkisi ile değişmiş ve yenilenmiş bir hayattı.

İnsanın Allah’ı tanıması, O’na şükretmesi bu gerçeğin, yani yaratanın, öğretenin ve ihsan edenin Allah olduğu gerçeğinin gereklerindendi.


Kuran-i Kerim Tefsiri - Enfal.de'n faydalanılmıştır.

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

5 Ağustos 2013 Pazartesi

KUDSİ HADİSLER - İMAM GAZALİ- RABBİMİZİN cc 6. NASİHAT

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır: 

"Ey âdemoğlu! Sizin çokluğunuzla azlıktan, ünsiyetinizle yalnızlıktan kurtulayım diye sizi yaratmadım. Yapmaktan âciz kaldığım bir şey için sizden yardım alayım diye de sizi yaratmadım. Bir menfaati ele geçirmek veya bir zararı defetmek için de sizi yaratmış değilim. Bilakis sizi bana sürekli kulluk, çokça şükür, gece ve gündüz beni teşbih edesiniz diye yarattım. 

Ey âdemoğlu! Öncekileriniz ve sonrakileriniz, cinleriniz ve insanlarınız, küçükleriniz ve büyükleriniz, hürleriniz ve köleleriniz hepiniz bana kulluk etmekte birleşseniz, bu yaptıklarınız benim mülkümde zerre kadar bir şey artırmaz. 

Her kim hayırlı işlerde gayret ederse sırf kendi iyiliği için eder. Şüphesiz ki Allah'ın hiç kimseye ihtiyacı yoktur. 

Ey âdemoğlu! Verdiğin zararın aynısıyla karşılaşırsın ve yaptığının aynısı sana yapılır.

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

4 Ağustos 2013 Pazar

KUDSİ HADİSLER - İMAM GAZALİ- RABBİMİZİN cc 5. NASİHAT

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır: 

"Ey âdemoğlu! Tövbede kusurlu davranıp emelini uzun tutanlardan olma! Amel etmeden âhiret saadetini bekleyen, âbidlerin sözlerini söyleyip münafıkların amellerini yapanlardan da olma! Bu kimse, nimet verildiğinde doymaz, verilmediğinde sabretmez, başkasına hayrı emreder ama kendisi yapmaz, insanları kötülükten sakındırır ancak kendisi sakınmaz. O, salihleri sever ama onlar gibi olmaz, münafıklardan nefret eder fakat onlar gibi olur. Yapmadığı şeyi söyler, emredilmediği şeyi yapar. Başkasından vefakârlık bekler ama kendi vefasızdır. 

Ey âdemoğlu! Her yeni günde yeryüzü sana şöyle seslenir: 

Ey âdemoğlu! Benim üzerimde yürüyorsun lâkin bir gün içime gömüleceksin. Üzerimde istediklerini yiyorsun ama bir gün içime gömüldüğünde böcekler seni yiyecek. 

Ey âdemoğlu! Ben, insanı ürperten bir evim. Ben sorgulama, yalnızlık ve karanlıklar yurduyum. Akreplerin ve yılanların eviyim. Öyleyse beni (salih amellerinle) mamur eyle, (kötülüklerinle) harap eyleme!" (Ğazâtî, Mecmu'atü'r-rasâii':7/89)

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

1 Ağustos 2013 Perşembe

KUDSİ HADİSLER - İMAM GAZALİ- RABBİMİZİN cc 4. NASİHAT

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Bismillahirrahmanirrahim

Allâh-u Te'âlâ buyuruyor ki:

"Ey âdemoğlu! Her kim dünyalık bir şey için üzüntü duyup kederlenirse, bu sadece Allah'tan uzaklaşmasını; dünyada ise sadece sıkıntısını ve âhirette de perişanlığını artırmaktan başka bir işe yaramaz. Yüce Allah, dünya için kederlenenin kalbini arkası kesilmeyen tasalarla ve hiç boş vakit bulamayacak meşgalelerle doldurur. Allah o kalbe öyle bir fakirlik hissi verir ki, hiçbir zaman zenginliğe ulaşamaz, ona vereceği emeller ise onu sürekli meşgul eder. 

Ey âdemoğlu! Ömrün her geçen gün biraz daha kısalır ama bunu idrak etmezsin. Sana her gün rızkını gönderirim ama şükretmezsin. Aza kanaat etmez, çokla da doymazsın. Ey âdemoğlu! Katımda sana rızkın ulaşmadığı gün yoktur; ancak meleklerin huzuruma senin tarafından işlenmiş çirkin fiilleri ulaştırmadıkları gün de yoktur. Sen hem benim verdiğim rızkı yiyor hem de bana isyan ediyorsun. Bana dua ediyorsun, sana icabet ediyorum. Benden sana hep iyilikler inip dururken, senden bana kötülüklerin çıkıp duruyor. Ben senin için iyi bir dost ve koruyucu iken, sen benim için ne kötü bir kulsun! Sana verdiğim nimeti benden gizlemeye kalkışıyorsun. Ben, peş peşe yaptığın kötülüklerini örter ve senden utanırken, sen benden utanmıyorsun. Beni unutuyorsun ama benden başkasını hatırında tutuyorsun. İnsanlardan korkuyor fakat benden korkmuyorsun. Onların ezasından çekiniyor ama benim gazabımdan çekinmiyorsun. (Ğazâlî, Mecmu 'atii 'r-rasâü, 7/88)

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR


30 Temmuz 2013 Salı

KUDSİ HADİSLER - İMAM GAZALİ- RABBİMİZİN cc 3. NASİHAT

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Bismillahirrahmanirrahim

Allâh-u Te'âlâ buyuruyor ki:

"Ey âdemoğlu!

Kanaat et, ihtiyaç duymaktan kurtul! Hasedi bırak, rahat et! Haramdan sakın, dinde ihlâs sahibi ol!

Gıybeti terkedene muhabbetimi tattırırım.

İnsanlardan uzak duran, zararlarından korunur.

Kimin kelâmı az olursa aklı kemale erer: Aza razı olan, yüce Allah'a güvenmiş olur.

Ey âdemoğlu! Sen bildiğinle amel etmiyorsun, bilmediğin şeylerin ilmini nasıl istersin?

Ey âdemoğlu! Sanki yarın ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışıp didiniyor ve ebediyen kalacakmış gibi mal topluyorsun.

Ey dünya! Sana hırsla tutunup sarılanı kendinden mahrum bırak, senden uzak durup
gönlünü çekenin peşinden git ve ona hizmet et, sana bakanların gözüne şirin görün." (Ğazâlî, Mecmu 'atü 'r-rasâil, 7/88)

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

24 Temmuz 2013 Çarşamba

İŞTE O GÜNAHI DA BENİM İÇİN MAĞFİRET EYLE!! (5)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim


 5 ayrı yazıda topladığım bu istiğfarları Kadir gecesi yaparsak herhalde tevbe etmediğimiz hiç bir günah kalmıyacaktır inşallah.

Bu istiğfarlara  tüm müminleri de katalım inşallah,ola ki Rabbimiz cc bizleri topluca mağfiret buyurur.

Bütün hamdler "Rabbinizden mağfiret taleb edin, çünkü O daima günahları çokça affeden bir Ğaffar olmuştur." buyurarak bizlere istiğfarı emreden Allah-u Teala'ya mahsustur.

Allah-u Teala'nın ilminin adedince salat-ü selamlar,geçmiş ve gelecek tüm zelleleri bağışlanmış olduğu halde her gün ve gece 100 kere istiğfar eden Rasulullah'a sas ve seherlerde istiğfar ile meşgul olan al-i ashabına olsun.


Ey Allah! Kendisi hakkında Sana verdiğim bir söz yahut Senin için akdetmiş olduğum bir akid ya da yaratıklarından hiçbiri için değil de sadece Senin için kendisi adına and içmiş olduğum bir zimmet sebebiyle Senin için yapmam gereken bir şey varken,sonra beni mecbur bırakan bir zaruret de yokken onu bozduysam,daha doğrusu şımarıklık beni ona vefadan kaydırdıysa ve küstahlık beni ona riayetten geri bıraktıysa ,bu da Seni bana karşı gazaplandırdıysa ,işte ben bunu mucib olan her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum ki, o günah,bana lutfettiğin herhangi bir nimet sebebiyle bana ulaşmıştır.Çünkü ben onunla günahlarına karşı güç almışım,böylece emrine karşı gelmiş ve tehdidine yönelmişimdir.

Ey Allah!Şüphesiz ben her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum ki,onda ,şehvetimi Senin tarafına karşı takdim etmişimdir,kendi sevdiğimi Senin emrine tercih etmişimdir,bu nedenle Seni kızdırarak nefsimi memnun etmişimdir.Sen kat'i nehyinle beni yasaklamışken,ilk başta bana uyarını göndermişken ve tehdidinle o hususta bana karşı huccetini ikame etmişken,yine de ben kendimi Senin gazabına hedef etmişimdir.İşte ey Allah!Ben Senden mağfiret talep ediyorum ve Sana tevbe ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben,kendim hakkında bildiğim,ama sonra unutturulduğum,yahut hatırladığım,veya kasten yaptığım,ya da hata ile işlediğim fakat ben onu gerçekten unutmuşsam da ve nefsim ondan habersiz bulunmuş olsa da Senin bana onu soracağına ve onun sebebiyle nefsimin Senin katında rehin kalacağına şüphe etmediğim her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah!Şüphesiz ben Senin,beni o iş üzerindeyken gördüğünü yakınen bildiğim halde Seninle yüzyüze geldiğim ,Sana kendisinden tevbe etmeye niyetlendiğim,fakat unutturulduğum;Sana ondan istiğfar etmemi şeytanın bana unutturduğu her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben,hastalıkları ve bitkinliği getirecek,belaları hakettirecek,kıyamet gününde de hasret ve pişmanlık vesilesi oluverecek ,rızkı engelleyecek ve duayı geri çevirtecek her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah!Şüphesiz ben,kendisi sebebiyle mahlukatından birini saptırdığım,yahut yaratıklarından birine fenalık yaptığım,veya nefsimin bana süslü gösterdiği,yahut benim başkasına gösterdiğim,ya da yanılarak başkasına onu işlemenin yolunu gösterdiğim,veya kendim kasıtlı olarak üzerinde ısrarcı olduğum,yahut bilmeyerek kendisine devam etmiş bulunduğum ,ben onu yaparken herhangi birini Senin gazabına yaklaştıracak bir hileden yardım aldım,yahut onu elde etmek için Sana itaat edenlere karşı güç kullandım,veya yaratıklarından birini Sana isyana meylettirdim,ya da bizzat ben o günahı kastettim,yahut kullarına bir işte gösteriş yaptım,veya hilekarlıkla sanki Seni arzuluyormuşum gibi göstererek yaptığım işlerle onların kafasını karıştırdım.Oysa maksadım Sana isyandı ve bendeki arzu Senin taatından çevrilmişti.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben ,kendimi beğenmem,yahut gösteriş,veya işittirme,yahut kin,veya buğz.ya da hainlik,veya kibir,yahut aşırı sevinç,veya şımarıklık,yahut küstahlık,veya inatçılık,yahut kıskançlık,veya kendini beğenme,yahut çoşku,ya da tarafgirlik,veya körü-körüne bağlılık,veya öfke,ya da memnuniyet,yahut ümit,veya cimrilik,yahut zulüm,veya hile,yahut hırsızlık,veya yalan,yahut ayıplama,veya eğlence,yahut boş iş,veya dedikodu,yahut oyun,ya da kendisi sebebiyle günah kesbedilecek ve peşine düşüldüğünde mesuliyet ve vebal kazanılacak olan herhangi bir türden masiyet sebebiyle bana yazmış olduğun her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben,ömrümün sonuna kadar kendi hakkımda ve aleyhime işleyeceğim amellerden Senin kaleminin yazdığı ve ilminin kuşattığı her bir günah için ayrıca önceki-sonraki,kasıtlı-hatalı,az-çok,küçük-büyük,hafif-ağır,eski-yeni,gizli-açık ve aşikar olan bütün günahlarım ve ömrüm boyunca işleyeceğim diğer günahlarım için Senden mağfiret talep ediyorum. 

Ey Allah!Şüphesiz ben ,kin ve nefret bırakan,bela indiren,düşmanları sevindiren,itibarımı koruyan perdeyi açan ve gökten gelecek yağmuru durduran her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum. 

Ey Allah! Şüphesiz ben,beni kendisine hidayet ettiğin ,yahut bana kendisini emrettiğin veya beni kendisinden nehyettiğin ya da benim için kendisinde bir nasip bulunan,rızana ulaştıran sevgine tabi kılan ve Sana yakınlığı tercih ettiren şeyler içerisinden beni kendisine teşvik etmiş olduğun şeylerin herhangi birinden beni alıkoyan her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah! Şüphesiz ben ,benim unuttuğum,Seninse zabtettiğin, benim hafife aldığım,Seninse kayda değer gördüğün,benim açıktan işlediğim,Seninse benim adıma örttüğün ,ama kendisinden Sana tevbe edecek olsam elbette affedecek olduğun her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum. 

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Hasan-ı Basri İstiğfarat-ı Münkıze

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

23 Temmuz 2013 Salı

İŞTE O GÜNAHI DA BENİM İÇİN MAĞFİRET EYLE!! (4)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim


Ramazan ayındaki en önemli ibadetlerden birisi de istiğfar. Bu yüzden bu istiğfarlara devam ediyorum.Sonuncusunu da yarın yayınlayacağım inşallah.

Kadir gecesinde bu detaylı istiğfarları yapabilir ve Rabbimizden de cc bizi bağışlamasını umabiliriz inşallah.

Bütün hamdler "Rabbinizden mağfiret taleb edin, çünkü O daima günahları çokça affeden bir Ğaffar olmuştur." buyurarak bizlere istiğfarı emreden Allah-u Teala'ya mahsustur.

Allah-u Teala'nın ilminin adedince salat-ü selamlar,geçmiş ve gelecek tüm zelleleri bağışlanmış olduğu halde her gün ve gece 100 kere istiğfar eden Rasulullah'a sas ve seherlerde istiğfar ile meşgul olan al-i ashabına olsun.


Ey Allah!Kullarından herhangi birinin bende bir alacağı kaldıysa ,ben onun toprağında,yahut malında veya ırzında,ya da bedeninde bir gasp yapmışsam ,o ölmüş ,yahut kaybolmuş,veya hazırda bulunmuşsa ,kendisi ya da hasmı bu hakkı benden istemiş,fakat ben onu geri vermeye güç yetirememiş ve ondan hellallik alamamışsam,Senin kereminden dileğim odur ki,onları benden razı edesin,sevaplarımı eksiltecek bir hakkı benim aleyhime onlara vermeyesin.

Ey Allah!Şüphesiz ben ,bitirmeden önce Senden acele azap beklediğim ama Seni bana mühlet verdiğin ve itibar perdem yırtılsın diye elimden geleni ardıma koymadığım halde üzerime örtü sarkıttığın her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben ,Senin beni nehyettiğin ama benim Sana karşı gelerek işlediğim,Senin beni sakındırdığın ama benim kendisinde ısrarcı olduğum,Senin bana çirkin gösterdiğin ama nefsimin bana süslediği her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah!Şüphesiz ben benden rahmetini çeviren yahut bana gazabını konduran veya beni ikramından mahrum bırakan ya da benden nimetini giderecek olan her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah!Şüphesiz ben ,yaratıklarından birini kendisiyle ayıpladığım veya mahlukatından birinin işlerinden çirkin saydığım,sonra da Senin rahmetinin büyüklüğünü bildiğim için Sana karşı cesur davranarak o işe girişip işlediğim her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah!Şüphesiz ben ,Sana kendisinden tevbe ettiğim halde,onu işlemeye davrandığım,sonra o iş üzerindeyken Senden utandığım ve onu işlerken Senden sakındığım,daha sonra onu bağışlamanı Senden istediğim fakat tekrar kendisine avdet ettiğim her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Bu duayı kabule denk gelen bir dua yap ve bu dileği Senin ikramına rastlayan bir dilek yap.Şüphesiz ki Sen herşeye hakkıyla gücü yetensin.

Devam edeceğim inşallah.

Hasan-ı Basri İstiğfarat-ı Münkıze

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

22 Temmuz 2013 Pazartesi

KUDSİ HADİSLER - İMAM GAZALİ- RABBİMİZİN cc 2. NASİHATI


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Bismillahirrahmanirrahim

Yüce Allah c.c. şöyle buyurmaktadır:

"Ben, benden başka ilah olmadığına, hiçbir ortağımın bulunmadığına ve Muhammedin benim kulum ve elçim olduğuna kendi nefsimi şahit tutarım.

Her kim benim kaderime razı olmaz, verdiğim belaya sabretmez, nimetlerime şükretmez, verdiğim rızka kanaat etmez ise benden başka bir rabbe kulluk etsin.

Her kim dünya için hüzünlenir ve kederlenirse bana kızmış gibidir. Kim bir musibetten şikayette bulunursa benden şikayette bulunmuş olur.

Her kim bir zenginin yanına çıkar ve ona sırf zenginliği sebebiyle tevazuda bulunursa dininin üçte biri gider.

Biri öldü diye dövünerek yüzünü yırtan kimse, mızrağını alarak benimle savaşmış gibidir. Bir kabrin üstündeki bir ağacı kesen kimse, eliyle kabemin kapısını yıkmış
gibidir.

Kazancını hangi yoldan elde ettiğine aldırış etmeden yiyen biri; Allah’ın onu hangi kapıdan cehenneme atacağına aldırış etmiyor demektir.

Her yeni gününde dini için kazançta olmayan herkes kayıptadır. Kayıpta olan kişi için de ölüm daha hayırlıdır.

Her kim ki bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediği ilimleri öğretir.

Emelini uzun tutanın ameli hâlis olmaz." (Ğazâlî, Mecmu'atü'r-rasâil, 7/87)

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

21 Temmuz 2013 Pazar

İŞTE O GÜNAHI DA BENİM İÇİN MAĞFİRET EYLE!! (3)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim

Kendimize bile hatırlatmak istemediğimiz her bir günah için tek tek tevbe etmeye devam ediyoruz inşallah.

Bütün hamdler "Rabbinizden mağfiret taleb edin, çünkü O daima günahları çokça affeden bir Ğaffar olmuştur." buyurarak bizlere istiğfarı emreden Allah-u Teala'ya mahsustur.

Allah-u Teala'nın ilminin adedince salat-ü selamlar,geçmiş ve gelecek tüm zelleleri bağışlanmış olduğu halde her gün ve gece 100 kere istiğfar eden Rasulullah'a sas ve seherlerde istiğfar ile meşgul olan al-i ashabına olsun.


Ey Allah!Şüphesiz ben her bir günah için senden mağfiret talep ediyorum ki,Sana ondan tevbemi takdim etmiştim, "Sana isyana bir daha dönmeyeceğim" diye and içerek Seninle yüzleşmiştim,Senin adına kasem etmiştim,kullarından dostlarını da buna dair kendi nefsime şahit tutmuştum.

Ama ne zaman ki şeytan,hilesiyle beni kastetti,muvaffakiyetsizlik  beni ona meylettirdi,nefsim de beni o isyana çağırdı,ben (Senin sonsuz rahmetine güvenerek) Sana karşı cesaretlenip kullarından utancıma, o işi perde arkasında yaptım.Oysa ben hiçbir örtü ve kapının Senden örtemeyeceğini ve hiçbir perdenin Senin görüşüne engel olamayacağını bilmekteydim.
 Ama yine de o günah hususunda aykırı giderek Senin beni kendisinden nehyettiğin şeye vardım,Sen yine de benim perdemi açmadın,sanki ben sürekli Sana itaat eden , emrine koşan,tehdidinden kurtulan biriymişim gibi beni dostlarınla bir tuttun,böylece ben kullarına(durumumu) karıştırmış oldum.Oysa benim içimi Senden başkası bilmiyordu.

Ama Sen beni dostlarının nişanından başka bir alametle nişanlamadın.Bilakis onların nimetinin bir benzerini bana bolca lutfettin,sonra sanki ben Senin katında onların derecesindeymişim gibi bununla beni onlara karşı üstün kıldın.Oysa bu sadece Senin bana karşı acele davranmaman ve katından bana fazl-u keremde bulunman nedeniyle idi.

Ey Allah! Ey rahmet edenlerin en merhametlisi! Senden dilerim ki dünyada o günahı örttüğün gibi kıyamet günü de beni onunla rüsvay etmeyesin.


İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben her bir günah için senden mağfiret talep ediyorum ki,lezzetim uğrunda,onun varlığına ulaşabilmem ve onu elde edebilmem için onunla gecemi uykusuz bıraktım,sabaha çıktığımda iyi bir adammışım gibi namaza durarak Senin huzuruna vardım.Oysa ben içimde Senin rızanın tersini gizlemekteydim.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Bu istiğfarlara  tüm müminleri de katalım inşallah ,ola ki Rabbimiz cc bizleri topluca mağfiret buyurur.

Devam edeceğim inşallah.

Hasan-ı Basri İstiğfarat-ı Münkıze

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

20 Temmuz 2013 Cumartesi

İŞTE O GÜNAHI DA BENİM İÇİN MAĞFİRET EYLE!! (2)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim


 Kendimize bile hatırlatmak istemediğimiz her bir günah için tek tek tevbe etmeye devam ediyoruz inşallah.

Bütün hamdler "Rabbinizden mağfiret taleb edin, çünkü O daima günahları çokça affeden bir Ğaffar olmuştur." buyurarak bizlere istiğfarı emreden Allah-u Teala'ya mahsustur.

Allah-u Teala'nın ilminin adedince salat-ü selamlar,geçmiş ve gelecek tüm zelleleri bağışlanmış olduğu halde her gün ve gece 100 kere istiğfar eden Rasulullah'a sas ve seherlerde istiğfar ile meşgul olan al-i ashabına olsun.


Ey Allah!Şüphesiz ben her bir günah için senden mağfiret talep ediyorum ki,Senin afiyetinle bedenim ona kuvvet bulmuştur,nimetinin bolluğu sebebiyle gücüm ona erişmiştir,rızkının genişliği sebebiyle elim ona uzanmıştır,Senin perdenle insanlardan örtünmüşümdür,kendisi hakkında Senden korktuğum zaman Senin güvencene yaslanmışımdır,ondan sebep Senin bana kızman hususunda Senin acele etmemene güvenmişimdir ve o günah hakkında Senin Zat'ının iyiliğine ve affına itimat etmişimdir.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah! Şüphesiz ben her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum ki,düşmanlarım perdemi yırtıp beni rezil etmek için onunla bana pusu kurdu da Sen onların hilesini benden çevirdin,sanki ben Sana itaat eden biriymişim gibi onlara beni rezil etmeleri için yardım etmedin,sanki ben Senin dostunmuşum gibi onlara karşı bana yardım ettin.

Ey Rabbim! Ne zamana kadar ben Sana isyan edeceğim de Sen bana mühlet vereceksin!? Uzun zaman ben Sana isyan ettim ama Sen beni cezalandırmadın,kötü işlerime rağmen Senden istekte bulundum,yine bana verdin.
Hangi şükrüm Senin nimetlerinden bir nimete Senin katında denk olabilir.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Bu istiğfarlara  tüm müminleri de katalım inşallah ,ola ki Rabbimiz cc bizleri topluca mağfiret buyurur.

Devam edeceğim inşallah.

Hasan-ı Basri İstiğfarat-ı Münkıze

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim

Orucu bozmayan şeylerden  bazıları şunlardır: 


1- Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içmek,
2- Ağzına gelen kusuntunun geri gitmesi,
3- Oksijen tüpüyle ilaçsız suni hava vermek,
4- Orucu bozmaya niyet edip de bozmamak,
5- İstemeyerek ağız dolusu kusmak,
6- İsteyerek, zorlayarak biraz kusmak,
7- Sahurda tokluk veren ilaçlar kullanmak,
8- Göze katı veya sıvı ilaç koymak, ıslak lens takmak,
9- Gıybet etmek,
10- Rüyada ihtilâm olmak,
11- Diş çukuruna ilaç koymak,
12- Çiçek, kolonya veya parfüm koklamak,
13- Morfinsiz, iğnesiz diş çektirmek,
14- Yutmadan yemeğin tadına bakmak,
15- Sakındığı hâlde toz ve dumanın boğazdan veya burundan içeri girmesi,
16- Diş çektirince gelen tükürükten az kanı yutmak,
17- Ağzını yıkadıktan sonra, kalan yaşlığı tükürükle yutmak,
18- Dişleri arasında kalan, nohuttan küçük olan şeyi yutmak,
19- Hacamat olmak, kan aldırmak, akupunktur kullanmak,
20- Kulağa su kaçması,
21- Misvak kullanmak, macunsuz diş fırçalamak,
22- Gusletmek, banyo yapmak,
23- İdrar yoluna pamuk koymak, [Şâfiî’de bozar.]
24- Sağlam deriye ilaç, krem, her çeşit yakı, sigara bandı, tokluk bandı koymak,
25- Yaraya imsak vaktinden önce konan sıvı ilacın, imsak vaktinden sonra emilmesi,
26- Yaradan çıkan kan, irin ve benzerlerinin tekrar içeri girmesi,
27- Arı sokması,
28- Dudaktaki yaşlığı yutmak,
29- Banyoda oluşan su buharını teneffüs etmek,
30- Ele iğne batıp, kırığının içinde kalması,
31- Kulağa pamuklu çubuk sokmak, [Şâfiî’de bozar.]
32- Kanayan yere, kanın durması için kan taşı sürmek,
33- Ağza gelen yemeği, balgamı, kusmuğu veya baştan buruna gelen akıntıyı yutmak.


Dinimiz İslam

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

19 Temmuz 2013 Cuma

İŞTE O GÜNAHI DA BENİM İÇİN MAĞFİRET EYLE!! (1)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim

Bu istiğfarları okuyunca bayıldım; çünkü hepimizin işlediği ,değil Allah-u Teala'dan bağışlanma dilemek kendimize bile hatırlatmak istemediğimiz 
her bir günah için tek tek tevbe ediliyor.Bu kadar açık bir şekilde günahlarımızı Rabbimize cc itiraf etmemişizdir herhalde.Her bir istiğfarı uzunca bir süre aktarmaya devam edeceğim inşallah.

Bütün hamdler "Rabbinizden mağfiret taleb edin, çünkü O daima günahları çokça affeden bir Ğaffar olmuştur." buyurarak bizlere istiğfarı emreden Allah-u Teala'ya mahsustur.

Allah-u Teala'nın ilminin adedince salat-ü selamlar,geçmiş ve gelecek tüm zelleleri bağışlanmış olduğu halde her gün ve gece 100 kere istiğfar eden Rasulullah'a sas ve seherlerde istiğfar ile meşgul olan al-i ashabına olsun.

Şu bilinmelidir ki, müsibetlerin kalkmasının en büyük etkenlerinden biri de istiğfardır.Aynı zamanda rızkı da kolaylaştırır.

İstiğfarın faziletine Kitab ve Sünnet'ten bir çok nass delalet etmektedir ki bunlara göre istiğfar,günahları sildirir,sıkıntıları açar,dertleri giderir ve kederleri defeder.
Zira dertlerin çoğalmasının sebebi ve kederlerin ardarda gelmesinin nedeni günahlar ve onlarda ısrarcı olmanın şerridir.O halde bunların ilacının da tevbede sadakat ve istiğfar olması uygundur.

İşte o istiğfarlar!

Ey Allah! Şüphesiz ben ,beni Senin gazabına çağıran veya Senin gazabına yaklaştıran veya beni Senin yasak ettiğin şeye meylettiren ya da beni ,Senin kendisine davet etmiş olduğun şeyden uzaklaştıran her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah! Şüphesiz ben her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum ki,Senin yaratıklarından birini azdırarak o günaha teslim etmişimdir,yahut hilemle onu aldatarak ona ,onun hakkında bilmediği şeyleri ona süslü göstermişimdir,yarın ahirette de Sana hem kendi günah iplerimle,hem de kendi yüklerimle birlikte başka bir takım iplerle kavuşacağımdır.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah! Şüphesiz ben,azgınlığa çağıran,doğru yoldan saptıran,bolluğu azaltan,eski itibarımı sildiren, şan-ü şerefi söndüren ve mededi (ilahi yardımı) tüketen her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Bu istiğfarlara  tüm müminleri de katalım inşallah ,ola ki Rabbimiz cc bizleri topluca mağfiret buyurur.


Devam edeceğim inşallah.

Hasan-ı Basri İstiğfarat-ı Münkıze

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

1 Temmuz 2013 Pazartesi

73.VERA SAHİBİ OLMAK

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

Bir kimse, şu on şeyi kendine farz bilmedikçe, tam verâ sâhibi olamaz:

1-Gıybet etmemeli,
2-mümine sû-i zân etmemeli,
3-kimseyi kötü bilmemeli,
4-kimse ile alay etmemeli,
5-yabancı kadınlara, kızlara bakmamalı,
6-doğru söylemeli,
7-kendini beğenmemek için, Allahü teâlânın, kendisine yaptığı ihsânları, nîmetlerini düşünmeli,
8- malını helâl yere harcayıp, haramlara vermemeli,
9-nefsi, keyfi için mevki-makam istemeyip, bunları insanlara hizmet yeri bilmeli,
10- beş vakit namazı, vaktinde kılmayı birinci vazîfe bilmeli,Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği îmân ve işleri iyi öğrenip, kendini bunlara uydurmalı.( İmâm-ı Rabbânî (Rahmetullahi aleyh)


Dinimiz İslam

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

28 Haziran 2013 Cuma

KİM İSTEMEZ!!

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

Allah Teala'ya yakın olmak ister misin?
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kulun Rabbine en yakın olduğu hal secde halidir. İşte bu sebeple secdede çok dua etmeye bakın!” (Müslim, Salât 215. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 148; Nesâî, Tatbîk 78)

Önemli not: Farz namazların dışındaki namazların tamamında secdede dua müstahaptır.

Bir hac sevabı kazanmak ister misin?
Ümmü Ma"kıl"in rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ramazan"da yapılan bir umre, (sevap bakımından) hacca denktir.” (T939 Tirmizî, Hac, 95)

Cennet'te bir ev sahibi olmak ister misin?
Hz. Osman 
radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem"in şöyle buyururken işittiğini nakletti: “Kim Allah rızası için bir mescit yaparsa/yaptırırsa Allah da onun için cennette benzeri bir (ev) yapar.” Müslim, Zühd, 44.

Allah subhanehu ve Teala'nın rızasına ulaşmak ister misin?
Muâz İbnu Enes (radıyallâhu anh) der ki: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Muhakkak ki Allah, kulun bir şey yiyip hamdetmesinden veya bir şey içip hamdetmesinden râzı olur." [Müslim, Zikr 89, (2734); Tirmizî, Et'ime 18, (1817).]

Yaptığın duanın kabul olmasını ister misin?
Peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ezân okunduğunda sema kapıları açılır ve yapılan dualar kabul olur. Kâmet getirildiğinde dua reddedilmez.” (İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 6/31 [29248]). 

Başka bir rivayette Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Ezânla kamet arasında yapılan dua reddedilmez.” buyurdu. Bunun üzerine sahabe, “Ey Allah’ın elçisi! Ne dua edelim?” diye sordular. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah’tan dünya ve ahirette afiyet/sağlık dileyiniz.” (Tirmizî, Deʽavât, 129 [3594]) buyurdu.

Bütün bir yıl boyunca oruç tutmuş gibi bir ecrin sahibi olmak ister misin?
Abdullah b. Amr b. el-Âs radıyallâhu anh'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: "Her ay üç gün oruç tutmak, bütün ömrü oruçla geçirmek gibidir." (Buhârî, Savm, 59; Müslim, Sıyâm, 193, 197)

Dağlar kadar büyük ecir sahibi olmak ister misin?
Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'ın bildirdiğine göre, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim namazı kılınana kadar cenazenin yanında bulunursa, ona bir kîrat; kim de defnedilinceye kadar cenazenin yanında bulunursa, ona iki kîrat sevap vardır.” “İki kîrat ne (kadardır)?” diye sorulduğunda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “İki büyük dağ kadardır.” cevabını vermiştir. (Buhârî, Cenâiz, 58; M2189 Müslim, Cenâiz 52)

Cennet'te Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber olmak ister misin?
Sehl İbni Sa`d radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Ben ve yetimi himâye eden kimse cennette şöylece beraber bulunacağız” buyurdu ve işaret parmağıyla orta parmağını, aralarını biraz aralayarak, gösterdi.

Buhârî, Talâk 25, Edeb 24. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 123; Tirmizî, Birr 14

Allah yolunda cihad eden yada sürekli oruç tutan yada sürekli namaz kılan bir kişinin ulaştığı ecir gibi bir ecrin sahibi olmak ister misin?

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kocasız kadınlarla, yoksulların işlerine yardım eden kimse, Allah yolunda cihâd etmiş gibi sevap kazanır.”

Râvi diyor ki, hatta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in:

“O kimse tıpkı geceleri durmadan namaz kılan, gündüzleri hiç ara vermeden oruç tutan kimse gibidir” buyurduğunu da sanıyorum.

Buhârî, Nafakât 1, Edeb 25, 26; Müslim, Zühd 41. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 44; Nesâî, Zekât, 78; İbni Mâce, Ticârât 1

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bizzat kendisinin sana cenneti garanti etmesini ister misin?

Sa'd radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iki bacağı arasındaki (üreme organını haramdan) koruma sözü verirse, ben de ona Cennet sözü veririm."
(Buhârî, Rikak 23)

Öldükten sonra da amellerinin kesilmemesini ister misin?
Ebû Hüreyre 
radıyallahu anh"dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İnsan ölünce şu üçü dışında amelleri(nin sevabı) kesilir: Sadaka-i câriye (faydası süregelen hayır), faydalanılan ilim, arkasından dua eden hayırlı evlât.” (Müslim, Vasiyye, 14)

Cennet'in hazinelerinden bir hazine ister misin?

Ebû Mûsâ radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana hitâben:

- “Cennet hazinelerinden bir hazineyi sana bildireyim mi?” buyurdu. Ben de:

- Evet, Yâ Resûlallah, bildir, dedim. Şöyle buyurdu:

- “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.) zikrini çok ediniz.” 

(Buhârî, Megâzî 38, Daavât 50, Kader 7, Tevhîd 9; Müslim, Zikir 44-46. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 26; Tirmizî, Daavât 3, 58; İbni Mâce, Edeb 59)

Bütün bir gece boyunca namaz kılmış gibi ecir sahibi olmak ister misin?
Osman İbni Affân radıyallahu anh şöyle dedi:

– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gece yarısına kadar namaz kılmış gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse ise bütün gece namaz kılmış gibidir.” (Müslim, Mesâcid 260)

Tirmizî’nin Sünen’deki rivayeti şöyledir:

Osman İbni Affân radıyallahu anh ‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yatsı namazında cemaatte bulunan kimseye, gecenin yarısına kadar namaz kılmış gibi sevap vardır. Yatsı ve sabah namazlarında cemaatte bulunan kimseye ise, bütün gece namaz kılmış gibi sevap vardır.” (Tirmizî, Salât 165.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 47)

Bir dakikada Kuran'ın üçte birini okumuş olmak ister misin?
Allah Resulü 
sallallahu aleyhi ve sellem, ashabına "Sizden biriniz bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaktan aciz olur mu?" diye sorar. Bu onlara zor gelir: "Ya Resulallah, hangimiz buna güç yetirebiliriz?" derler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Allahü'l Vâhidü's-Samed (İhlâs) sûresi Kur'an'ın üçte biridir." buyurur. (Buhari, Fedailu'l-Kur'an, 13; Müslim, Müsafirûn, 259; Tirmizi, Fedâilu'l-Kur’an, 11)

Hasenatlarının Mizan'da ağır gelmesini ister misin?
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Dile hafif, mîzâna konduğunda ağır gelen ve Rahmân olan Allâh’ı hoşnud eden iki cümle vardır:

سُبْحانَ اللّٰهِ وَبِحَمْده۪ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ

"Subhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim."

"Ben, Allâh’ı ulûhiyet makâmına yakışmayan sıfatlardan tenzîh eder ve O’na hamd ederim. Ben Azîm olan Allâh’ı ulûhiyet makâmına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzîh ederim.” (Buhârî, Deavât 65, Eymân 19, Tevhîd 58; Müslim, Zikir 31)

Rızkının geniş ve ömrünün uzun olmasını ister misin?

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Rızkının çoğalmasını, ömrünün uzamasını isteyen kimse, akrabasını kollayıp gözetsin.”

Buhârî, Edeb 12, Büyû` 13; Müslim, Birr 20, 21. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 45

Allah Teala'ya kavuşmak ister misin?
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Kim Allah’a kavuşmak isterse, Allah da ona kavuşmak ister. Kim Allah’a kavuşmak istemezse, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez” buyurdu. Bunun üzerine ben:

- Yâ Resûlallah! Ölümü sevmediği için mi (kavuşmak istemez)? Öyleyse hepimiz ölümü sevmeyiz, dedim.

- “Hayır, öyle değil. Mü’mine Allah’ın rahmeti, rızâsı ve Cenneti müjdelendiği zaman Allah Teâlâ’ya kavuşmak ister; işte o zaman Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kâfire Allah’ın azâbı, gazabı haber verildiği zaman Allah’a kavuşmaktan hoşlanmaz; Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz” buyurdu. (Müslim, Zikir 14-17. Ayrıca bk. Buhârî, Rikak 41; Tirmizî, Cenâiz 67, Zühd 6; Nesâî, Cenâiz 10; İbni Mâce, Zühd 31)    

Allah Teala'nın seni korumasını ister misin?

Cündeb el-Kasrî"den işitildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah"ın koruması altındadır.”

(M1494 Müslim, Mesâcid, 262)

Çok fazla da olsa günahlarının bağışlanmasını ister misin?
Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;"​“Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi–hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.” (Buhârî, Bed’ü’l–halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14.)

Seninle cehennemin arasının, yetmiş yıllık yol mesafesi kadar uzaklaştırılmasını ister misin?
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar.” (Buhârî, Cihâd 36; Müslim, Sıyâm 167-168. Ayrıca bk. Tirmizî, Fezâilü'l-cihâd 3; Nesâî, Sıyâm 44,45; İbni Mâce, Sıyâm 34, Fiten 13)

Allah Teâlâ'nın sana on misli merhamet etmesini ister misin?

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:

“Kim bana bir defa salâtü selâm getirirse, bu sebeple Allah Teâlâ da ona on misli merhamet eder.”

 Müslim, Salât 70. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 26; Tirmizî, Vitir 21; Nesâî, Ezân 37, Sehv, 55

Allah Teala'nın seni yüceltmesini ister misin?
Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;“Kim Allah için huşûundan dolayı tevazu gösterirse, Allah onu kıyamet gününde yüceltir. Her kim kibrinden dolayı böbürlenirse Allah da onu kıyamet gününde alçaltır.” İbn Hanbel, III, 76.

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

21 Haziran 2013 Cuma

DUALARIM (3)

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”
Bismillahirrahmanirrahim

Allah’ım benim, ailemin ve tüm müminlerin imanını, itikadını, kalbini, ahlakını, dünyalık, ahiretlik tüm işlerini Sana emanet ediyorum. Onları koruyacak olan Sensin. El Hafız isminle koru ve El Hakem isminle bizim hakkımızdaki kararları Sen ver, bizi nefsimize bırakma. Bizim layık olduğumuzu değil Senin layık gördüğünü ver bize.

Allah’ım bize Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin kulluğu gibi bir kulluk, imanı gibi bir iman, ibadeti gibi bir ibadet nasip et ve öyle razı ve hoşnut ol ki bizden tüm müminler cennetinin 8 kapısından da girelim.

Allah’ım kimler doğru yolda ise, Senin rızan kimlerleyse, bana, aileme ve tüm müminlere onları sevmeyi, onlarla beraber olmayı nasip et. Dinimi doğru öğrenmek istiyorum. Razı olduğun ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını okuyup, doğru olarak anlamayı ve amel etmeyi nasip et.

Ey büyük Allah’ım kalpleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren ancak Sensin. Kalbimizi dininde sabit kıl, dininden döndürme, müslümanlıktan ayırma.

Bizleri hayatta bıraktığın sürece günahları terkettirmekle bize merhamet eyle.

Allah’ım Hakkı (doğruyu) hak olarak göster ve Hakka tabi olarak yaşamakla bizi rızıklandır. Bize batılı (yanlışı) batıl olarak göster ve ondan kaçınmakla bizi rızıklandır ve eşyanın hakikatını olduğu gibi göster.

Allah’ım Senden rahmetine sebep olacak şeyleri, mağfiretine sebep olacak iradeni, her türlü günahtan kurtuluşu, her türlü iyiliği elde etmeyi, cennete kavuşmayı, cehennem ateşinden kurtulmayı diliyorum.

Allah’ım bana bağışlamayacağın bir günah, ferahlık vermeyeceğin bir sıkıntı, ödettirmeyeceğin bir borç, yerine getiremeyeceğim dünya ve ahiret ihtiyaçlarından herhangi bir ihtiyaç bırakma.

Ey Allah’ım! Sen kudretli bir Meliksin, ne istersen o olur.Şu anda içinde bulunduğum durumda beni başarılı kıl. Dünya ve ahirette bana mutluluk ver. Hayat ve ölüm fitnesinden koru ve korktuğumuz şeylerden bizi emin eyle. Ey gizli lutufta bulunan Allah’ım! Allah’ın rahmeti seyyidimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem üzerine, ailesine ve ashabına olsun. Hamd alemlerin Rabbi Allah’adır.

Allah’ım bize keder ve dert verme, bizi koru; bizden yardımını esirgeme.

Allah’ım gizlediğim şeylerimi açığa vurduklarımdan daha hayırlı eyle. Açığa vurduklarımı da güzel eyle. Allah’ım ben katı bir insanım beni yumuşat. Cimriyim cömert yap. Zayıf biriyim bana kuvvet ihsan eyle. Sana karşı kusur işlemeden, kulluk vazifemi ihmal etmeden ruhumu kabzet. Gaflet içinde olduğum halde beni öldürmenden, beni gaflet içinde bırakmaktan ve gafillerden kılmandan Sana sığınırım.

Allahım! Kelimetullahı ve kelimetülhakkı dünyanın her yerinde bir kez daha i’lâ buyur. Bizim ve dünyanın her köşesindeki bütün kullarının kalblerini imana, İslam’a, Kur’ân’a ve iman hizmetine aç ve bizi bu vazifede istihdam buyur. Gökte ve yerdeki kulların arasında bizim için sevgi ve hüsnükabul vaz’et. Bizi muhlis, muhlas, müttaki, vera’ sahibi, zâhid, kurbiyete mazhar, Rabbinden hoşnut ve Rabbi kendisinden hoşnut, Seni seven ve nezdinde sevilen, huşû sahibi, mütevazi, Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanmış kullarından eyle. Efendimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, âline ve bütün ashabına da salât ü selâm eyle! Âmîn! Sonsuz defa âmîn!

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

19 Haziran 2013 Çarşamba

HER ZAMAN HAMD

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

Hamd, yani elhamdülillah demek, namazda vacib,
her duadan önce ve yiyip içtikten sonra sünnettir.
Her hatırladıkça söylemek mubahtır.
Pis yerlerde söylemek mekruh,
haram yedikten, içtikten sonra söylemek, haramdır ve hatta küfre sebep olur. (Redd-ül Muhtar 1/6)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Bir kul, Allahü teâlânın verdiği nimet için Elhamdülillah derse, nimetin şükrünü eda etmiş olur. İki defa söylerse sevabı artar. Üç defa söylerse günahları mağfiret olur.) [Beyheki] 

İmam-ı Mücahid hazretleri Nahl suresinin, (Onlar, Allah’ın nimetini bilip itiraf ederler. Sonra da onu inkâr ederler) mealindeki 83. âyet-i kerimesini, (Onlar, nimetlerin Allah’tan olduğunu bilirler. Fakat, "Bu nimetleri biz kazandık veya bize miras kaldı" diyerek nankörlük eder) diye tefsir etmiştir.

İnsan, bir hasta veya sakat görünce, kendisinin böyle bir derde müptela olmadığı için şükretmelidir! (Burada dikkat ederseniz iki taraflı imtihan var. Hasta veya sakat kişi sıkıntısıyla imtihanda, sağlıklı olan da verilen nimetle imtihanda. Biri hamd edecek diğeri şükür veya hamd.)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Bir kimse, hasta, sakat birini görünce, "Allahü teâlâya hamdolsun ki beni böyle etmedi. Bundan ve daha başka dertlilerden üstün kıldı" derse, nimetin şükrü olur.) [Beyheki]

Nimete şükredince, hem eldeki nimet yok olmaktan kurtulur, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olur.

Hadis-i şerifte, (Az veya çok bir nimete kavuşan, "Elhamdülillah" derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) buyuruldu.

Şükredenden Allahü teâlâ razı olur.

Hadis-i şerifte, (Yiyip içtikten sonra "Elhamdülillah" diyenden Allahü teâlâ razı olur) buyuruldu.

Allahü teâlânın başta iman nimeti olmak üzere verdiği sayısız nimetlere her zaman şükretmek, hamd etmek gerekir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(İnsanların en efdali, çok hamd edenlerdir.) [Taberani]

Âyet-i kerimelerde de buyuruluyor ki:

(Bana şükredin, nankörlük etmeyin!) [Bakara 152]

[Nankörlük, şükretmemek, nimetleri Allahü teâlâdan bilmemek demektir.]

(Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.) [İbrahim 7]

ŞÜKÜR ANCAK NİMETE YAPILIR. HAMD İSE HEM NİMETE HEM MÜSİBETE. YANİ BİR SIKINTI ANINDA ‘Buna da şükür‘ demek yerine (çünkü bu durumdan hoşnudum devam edebilir demek oluyor) “HAMDOLSUN veya ELHAMDÜLİLLAH” (Rabbimden geldi, razıyım) DEMEK LAZIMDIR.


Dinimiz İslam

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

11 Haziran 2013 Salı

KÜÇÜK NOTLARIM(4) uzlet-halvet-selamet-hikmet


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim

Bismillahirrahmanirrahim

FARKLI KONULAR

*6 aşamayı geçmeden Hakk’a yakınlık derecesine ulaşamazsın:

1.aşama azalarını dinin haram kıldığı şeylerden uzak tutmaktır,

2.aşama nefsi alışıp sevdiği kötü adetlerinden kesmektir,

3.aşama kalbi beşeriyet halinin karanlık ve perdelerinden kurtarmaktır,

4.aşama sırrı,tabiatın kötülük ve bulanıklığından temizlemektir,

5.aşama ruhu,hissi perde ve engellerden kurtarmaktır,

6.aşama aklı,boş hayal ve vehimlerden kesip kurtarmaktır.

*Uzlet(yalnızlık , halktan uzak kalmak) 2 çeşittir:

Biri farz diğeri fazilettir.

Farz olan, kötü işlerden ve kötülüğe bulaşmış insanlardan uzaklaşmaktır.

Fazilet olan, boş işlerden ve boş işlerle uğraşan kimselerden uzaklaşmaktır.

*Halvet,uzletten ayrı bir şeydir.Halvet,yabancılardan ayrı kalmaktır.Uzlet ise,nefisten ve nefsin davet ettiği Allah’tan cc uzaklaştıran şeylerden uzaklaşmaktır.

*Selamet ,10 parçadır.9’u susmakta biri de halktan ayrı kalmaktadır.

*Hikmet ,10 parçadır.9’u insanın kendisini ilgilendirmeyen konularda sükut etmesinde kalan biri de insanlardan uzak kalmasındadır.

Asıl olan halvettir(insanlardan ayrılmak),halkın arasına da ihtiyaç kadar karışmaktır;karıştığında da sükuta sarılmaktır.

*Sizden biriniz hoşuna giden bir rüya görünce o Allah’tandır.Allah’a cc hamdetsin ve onu sevdiği kimselere anlatsın.Hoşlanmadığı bir rüya görürse muhakkak o şeytandandır.Onun şerrinden Allah’a cc sığınsın.Onu hiç kimseye anlatmasın.Bu şekilde o rüya ona zarar veremez.Sol tarafına 3 kere tükürsün ve 3 kere Eüzü Besmele çeksin.

*Bir hal yaşadığında veya rüya gördüğünde şeytani mi Rahmani mi olduğunu anlamak için ‘Bismillahirrahmanirrahim.Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyül azim’ diye dua et.O ilham şeytani ise kesilir,Rahmani ise devam eder.

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR