1 Ağustos 2013 Perşembe

KUDSİ HADİSLER - İMAM GAZALİ- RABBİMİZİN cc 4. NASİHAT

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Bismillahirrahmanirrahim

Allâh-u Te'âlâ buyuruyor ki:

"Ey âdemoğlu! Her kim dünyalık bir şey için üzüntü duyup kederlenirse, bu sadece Allah'tan uzaklaşmasını; dünyada ise sadece sıkıntısını ve âhirette de perişanlığını artırmaktan başka bir işe yaramaz. Yüce Allah, dünya için kederlenenin kalbini arkası kesilmeyen tasalarla ve hiç boş vakit bulamayacak meşgalelerle doldurur. Allah o kalbe öyle bir fakirlik hissi verir ki, hiçbir zaman zenginliğe ulaşamaz, ona vereceği emeller ise onu sürekli meşgul eder. 

Ey âdemoğlu! Ömrün her geçen gün biraz daha kısalır ama bunu idrak etmezsin. Sana her gün rızkını gönderirim ama şükretmezsin. Aza kanaat etmez, çokla da doymazsın. Ey âdemoğlu! Katımda sana rızkın ulaşmadığı gün yoktur; ancak meleklerin huzuruma senin tarafından işlenmiş çirkin fiilleri ulaştırmadıkları gün de yoktur. Sen hem benim verdiğim rızkı yiyor hem de bana isyan ediyorsun. Bana dua ediyorsun, sana icabet ediyorum. Benden sana hep iyilikler inip dururken, senden bana kötülüklerin çıkıp duruyor. Ben senin için iyi bir dost ve koruyucu iken, sen benim için ne kötü bir kulsun! Sana verdiğim nimeti benden gizlemeye kalkışıyorsun. Ben, peş peşe yaptığın kötülüklerini örter ve senden utanırken, sen benden utanmıyorsun. Beni unutuyorsun ama benden başkasını hatırında tutuyorsun. İnsanlardan korkuyor fakat benden korkmuyorsun. Onların ezasından çekiniyor ama benim gazabımdan çekinmiyorsun. (Ğazâlî, Mecmu 'atii 'r-rasâü, 7/88)

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR


30 Temmuz 2013 Salı

KUDSİ HADİSLER - İMAM GAZALİ- RABBİMİZİN cc 3. NASİHAT

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Bismillahirrahmanirrahim

Allâh-u Te'âlâ buyuruyor ki:

"Ey âdemoğlu!

Kanaat et, ihtiyaç duymaktan kurtul! Hasedi bırak, rahat et! Haramdan sakın, dinde ihlâs sahibi ol!

Gıybeti terkedene muhabbetimi tattırırım.

İnsanlardan uzak duran, zararlarından korunur.

Kimin kelâmı az olursa aklı kemale erer: Aza razı olan, yüce Allah'a güvenmiş olur.

Ey âdemoğlu! Sen bildiğinle amel etmiyorsun, bilmediğin şeylerin ilmini nasıl istersin?

Ey âdemoğlu! Sanki yarın ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışıp didiniyor ve ebediyen kalacakmış gibi mal topluyorsun.

Ey dünya! Sana hırsla tutunup sarılanı kendinden mahrum bırak, senden uzak durup
gönlünü çekenin peşinden git ve ona hizmet et, sana bakanların gözüne şirin görün." (Ğazâlî, Mecmu 'atü 'r-rasâil, 7/88)

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

24 Temmuz 2013 Çarşamba

İŞTE O GÜNAHI DA BENİM İÇİN MAĞFİRET EYLE!! (5)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim


 5 ayrı yazıda topladığım bu istiğfarları Kadir gecesi yaparsak herhalde tevbe etmediğimiz hiç bir günah kalmıyacaktır inşallah.

Bu istiğfarlara  tüm müminleri de katalım inşallah,ola ki Rabbimiz cc bizleri topluca mağfiret buyurur.

Bütün hamdler "Rabbinizden mağfiret taleb edin, çünkü O daima günahları çokça affeden bir Ğaffar olmuştur." buyurarak bizlere istiğfarı emreden Allah-u Teala'ya mahsustur.

Allah-u Teala'nın ilminin adedince salat-ü selamlar,geçmiş ve gelecek tüm zelleleri bağışlanmış olduğu halde her gün ve gece 100 kere istiğfar eden Rasulullah'a sas ve seherlerde istiğfar ile meşgul olan al-i ashabına olsun.


Ey Allah! Kendisi hakkında Sana verdiğim bir söz yahut Senin için akdetmiş olduğum bir akid ya da yaratıklarından hiçbiri için değil de sadece Senin için kendisi adına and içmiş olduğum bir zimmet sebebiyle Senin için yapmam gereken bir şey varken,sonra beni mecbur bırakan bir zaruret de yokken onu bozduysam,daha doğrusu şımarıklık beni ona vefadan kaydırdıysa ve küstahlık beni ona riayetten geri bıraktıysa ,bu da Seni bana karşı gazaplandırdıysa ,işte ben bunu mucib olan her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum ki, o günah,bana lutfettiğin herhangi bir nimet sebebiyle bana ulaşmıştır.Çünkü ben onunla günahlarına karşı güç almışım,böylece emrine karşı gelmiş ve tehdidine yönelmişimdir.

Ey Allah!Şüphesiz ben her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum ki,onda ,şehvetimi Senin tarafına karşı takdim etmişimdir,kendi sevdiğimi Senin emrine tercih etmişimdir,bu nedenle Seni kızdırarak nefsimi memnun etmişimdir.Sen kat'i nehyinle beni yasaklamışken,ilk başta bana uyarını göndermişken ve tehdidinle o hususta bana karşı huccetini ikame etmişken,yine de ben kendimi Senin gazabına hedef etmişimdir.İşte ey Allah!Ben Senden mağfiret talep ediyorum ve Sana tevbe ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben,kendim hakkında bildiğim,ama sonra unutturulduğum,yahut hatırladığım,veya kasten yaptığım,ya da hata ile işlediğim fakat ben onu gerçekten unutmuşsam da ve nefsim ondan habersiz bulunmuş olsa da Senin bana onu soracağına ve onun sebebiyle nefsimin Senin katında rehin kalacağına şüphe etmediğim her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah!Şüphesiz ben Senin,beni o iş üzerindeyken gördüğünü yakınen bildiğim halde Seninle yüzyüze geldiğim ,Sana kendisinden tevbe etmeye niyetlendiğim,fakat unutturulduğum;Sana ondan istiğfar etmemi şeytanın bana unutturduğu her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben,hastalıkları ve bitkinliği getirecek,belaları hakettirecek,kıyamet gününde de hasret ve pişmanlık vesilesi oluverecek ,rızkı engelleyecek ve duayı geri çevirtecek her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah!Şüphesiz ben,kendisi sebebiyle mahlukatından birini saptırdığım,yahut yaratıklarından birine fenalık yaptığım,veya nefsimin bana süslü gösterdiği,yahut benim başkasına gösterdiğim,ya da yanılarak başkasına onu işlemenin yolunu gösterdiğim,veya kendim kasıtlı olarak üzerinde ısrarcı olduğum,yahut bilmeyerek kendisine devam etmiş bulunduğum ,ben onu yaparken herhangi birini Senin gazabına yaklaştıracak bir hileden yardım aldım,yahut onu elde etmek için Sana itaat edenlere karşı güç kullandım,veya yaratıklarından birini Sana isyana meylettirdim,ya da bizzat ben o günahı kastettim,yahut kullarına bir işte gösteriş yaptım,veya hilekarlıkla sanki Seni arzuluyormuşum gibi göstererek yaptığım işlerle onların kafasını karıştırdım.Oysa maksadım Sana isyandı ve bendeki arzu Senin taatından çevrilmişti.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben ,kendimi beğenmem,yahut gösteriş,veya işittirme,yahut kin,veya buğz.ya da hainlik,veya kibir,yahut aşırı sevinç,veya şımarıklık,yahut küstahlık,veya inatçılık,yahut kıskançlık,veya kendini beğenme,yahut çoşku,ya da tarafgirlik,veya körü-körüne bağlılık,veya öfke,ya da memnuniyet,yahut ümit,veya cimrilik,yahut zulüm,veya hile,yahut hırsızlık,veya yalan,yahut ayıplama,veya eğlence,yahut boş iş,veya dedikodu,yahut oyun,ya da kendisi sebebiyle günah kesbedilecek ve peşine düşüldüğünde mesuliyet ve vebal kazanılacak olan herhangi bir türden masiyet sebebiyle bana yazmış olduğun her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben,ömrümün sonuna kadar kendi hakkımda ve aleyhime işleyeceğim amellerden Senin kaleminin yazdığı ve ilminin kuşattığı her bir günah için ayrıca önceki-sonraki,kasıtlı-hatalı,az-çok,küçük-büyük,hafif-ağır,eski-yeni,gizli-açık ve aşikar olan bütün günahlarım ve ömrüm boyunca işleyeceğim diğer günahlarım için Senden mağfiret talep ediyorum. 

Ey Allah!Şüphesiz ben ,kin ve nefret bırakan,bela indiren,düşmanları sevindiren,itibarımı koruyan perdeyi açan ve gökten gelecek yağmuru durduran her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum. 

Ey Allah! Şüphesiz ben,beni kendisine hidayet ettiğin ,yahut bana kendisini emrettiğin veya beni kendisinden nehyettiğin ya da benim için kendisinde bir nasip bulunan,rızana ulaştıran sevgine tabi kılan ve Sana yakınlığı tercih ettiren şeyler içerisinden beni kendisine teşvik etmiş olduğun şeylerin herhangi birinden beni alıkoyan her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah! Şüphesiz ben ,benim unuttuğum,Seninse zabtettiğin, benim hafife aldığım,Seninse kayda değer gördüğün,benim açıktan işlediğim,Seninse benim adıma örttüğün ,ama kendisinden Sana tevbe edecek olsam elbette affedecek olduğun her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum. 

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Hasan-ı Basri İstiğfarat-ı Münkıze

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

23 Temmuz 2013 Salı

İŞTE O GÜNAHI DA BENİM İÇİN MAĞFİRET EYLE!! (4)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim


Ramazan ayındaki en önemli ibadetlerden birisi de istiğfar. Bu yüzden bu istiğfarlara devam ediyorum.Sonuncusunu da yarın yayınlayacağım inşallah.

Kadir gecesinde bu detaylı istiğfarları yapabilir ve Rabbimizden de cc bizi bağışlamasını umabiliriz inşallah.

Bütün hamdler "Rabbinizden mağfiret taleb edin, çünkü O daima günahları çokça affeden bir Ğaffar olmuştur." buyurarak bizlere istiğfarı emreden Allah-u Teala'ya mahsustur.

Allah-u Teala'nın ilminin adedince salat-ü selamlar,geçmiş ve gelecek tüm zelleleri bağışlanmış olduğu halde her gün ve gece 100 kere istiğfar eden Rasulullah'a sas ve seherlerde istiğfar ile meşgul olan al-i ashabına olsun.


Ey Allah!Kullarından herhangi birinin bende bir alacağı kaldıysa ,ben onun toprağında,yahut malında veya ırzında,ya da bedeninde bir gasp yapmışsam ,o ölmüş ,yahut kaybolmuş,veya hazırda bulunmuşsa ,kendisi ya da hasmı bu hakkı benden istemiş,fakat ben onu geri vermeye güç yetirememiş ve ondan hellallik alamamışsam,Senin kereminden dileğim odur ki,onları benden razı edesin,sevaplarımı eksiltecek bir hakkı benim aleyhime onlara vermeyesin.

Ey Allah!Şüphesiz ben ,bitirmeden önce Senden acele azap beklediğim ama Seni bana mühlet verdiğin ve itibar perdem yırtılsın diye elimden geleni ardıma koymadığım halde üzerime örtü sarkıttığın her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben ,Senin beni nehyettiğin ama benim Sana karşı gelerek işlediğim,Senin beni sakındırdığın ama benim kendisinde ısrarcı olduğum,Senin bana çirkin gösterdiğin ama nefsimin bana süslediği her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah!Şüphesiz ben benden rahmetini çeviren yahut bana gazabını konduran veya beni ikramından mahrum bırakan ya da benden nimetini giderecek olan her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah!Şüphesiz ben ,yaratıklarından birini kendisiyle ayıpladığım veya mahlukatından birinin işlerinden çirkin saydığım,sonra da Senin rahmetinin büyüklüğünü bildiğim için Sana karşı cesur davranarak o işe girişip işlediğim her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

Ey Allah!Şüphesiz ben ,Sana kendisinden tevbe ettiğim halde,onu işlemeye davrandığım,sonra o iş üzerindeyken Senden utandığım ve onu işlerken Senden sakındığım,daha sonra onu bağışlamanı Senden istediğim fakat tekrar kendisine avdet ettiğim her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Bu duayı kabule denk gelen bir dua yap ve bu dileği Senin ikramına rastlayan bir dilek yap.Şüphesiz ki Sen herşeye hakkıyla gücü yetensin.

Devam edeceğim inşallah.

Hasan-ı Basri İstiğfarat-ı Münkıze

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

22 Temmuz 2013 Pazartesi

KUDSİ HADİSLER - İMAM GAZALİ- RABBİMİZİN cc 2. NASİHATI


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Bismillahirrahmanirrahim

Yüce Allah c.c. şöyle buyurmaktadır:

"Ben, benden başka ilah olmadığına, hiçbir ortağımın bulunmadığına ve Muhammedin benim kulum ve elçim olduğuna kendi nefsimi şahit tutarım.

Her kim benim kaderime razı olmaz, verdiğim belaya sabretmez, nimetlerime şükretmez, verdiğim rızka kanaat etmez ise benden başka bir rabbe kulluk etsin.

Her kim dünya için hüzünlenir ve kederlenirse bana kızmış gibidir. Kim bir musibetten şikayette bulunursa benden şikayette bulunmuş olur.

Her kim bir zenginin yanına çıkar ve ona sırf zenginliği sebebiyle tevazuda bulunursa dininin üçte biri gider.

Biri öldü diye dövünerek yüzünü yırtan kimse, mızrağını alarak benimle savaşmış gibidir. Bir kabrin üstündeki bir ağacı kesen kimse, eliyle kabemin kapısını yıkmış
gibidir.

Kazancını hangi yoldan elde ettiğine aldırış etmeden yiyen biri; Allah’ın onu hangi kapıdan cehenneme atacağına aldırış etmiyor demektir.

Her yeni gününde dini için kazançta olmayan herkes kayıptadır. Kayıpta olan kişi için de ölüm daha hayırlıdır.

Her kim ki bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediği ilimleri öğretir.

Emelini uzun tutanın ameli hâlis olmaz." (Ğazâlî, Mecmu'atü'r-rasâil, 7/87)

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

21 Temmuz 2013 Pazar

İŞTE O GÜNAHI DA BENİM İÇİN MAĞFİRET EYLE!! (3)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim

Kendimize bile hatırlatmak istemediğimiz her bir günah için tek tek tevbe etmeye devam ediyoruz inşallah.

Bütün hamdler "Rabbinizden mağfiret taleb edin, çünkü O daima günahları çokça affeden bir Ğaffar olmuştur." buyurarak bizlere istiğfarı emreden Allah-u Teala'ya mahsustur.

Allah-u Teala'nın ilminin adedince salat-ü selamlar,geçmiş ve gelecek tüm zelleleri bağışlanmış olduğu halde her gün ve gece 100 kere istiğfar eden Rasulullah'a sas ve seherlerde istiğfar ile meşgul olan al-i ashabına olsun.


Ey Allah!Şüphesiz ben her bir günah için senden mağfiret talep ediyorum ki,Sana ondan tevbemi takdim etmiştim, "Sana isyana bir daha dönmeyeceğim" diye and içerek Seninle yüzleşmiştim,Senin adına kasem etmiştim,kullarından dostlarını da buna dair kendi nefsime şahit tutmuştum.

Ama ne zaman ki şeytan,hilesiyle beni kastetti,muvaffakiyetsizlik  beni ona meylettirdi,nefsim de beni o isyana çağırdı,ben (Senin sonsuz rahmetine güvenerek) Sana karşı cesaretlenip kullarından utancıma, o işi perde arkasında yaptım.Oysa ben hiçbir örtü ve kapının Senden örtemeyeceğini ve hiçbir perdenin Senin görüşüne engel olamayacağını bilmekteydim.
 Ama yine de o günah hususunda aykırı giderek Senin beni kendisinden nehyettiğin şeye vardım,Sen yine de benim perdemi açmadın,sanki ben sürekli Sana itaat eden , emrine koşan,tehdidinden kurtulan biriymişim gibi beni dostlarınla bir tuttun,böylece ben kullarına(durumumu) karıştırmış oldum.Oysa benim içimi Senden başkası bilmiyordu.

Ama Sen beni dostlarının nişanından başka bir alametle nişanlamadın.Bilakis onların nimetinin bir benzerini bana bolca lutfettin,sonra sanki ben Senin katında onların derecesindeymişim gibi bununla beni onlara karşı üstün kıldın.Oysa bu sadece Senin bana karşı acele davranmaman ve katından bana fazl-u keremde bulunman nedeniyle idi.

Ey Allah! Ey rahmet edenlerin en merhametlisi! Senden dilerim ki dünyada o günahı örttüğün gibi kıyamet günü de beni onunla rüsvay etmeyesin.


İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah!Şüphesiz ben her bir günah için senden mağfiret talep ediyorum ki,lezzetim uğrunda,onun varlığına ulaşabilmem ve onu elde edebilmem için onunla gecemi uykusuz bıraktım,sabaha çıktığımda iyi bir adammışım gibi namaza durarak Senin huzuruna vardım.Oysa ben içimde Senin rızanın tersini gizlemekteydim.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Bu istiğfarlara  tüm müminleri de katalım inşallah ,ola ki Rabbimiz cc bizleri topluca mağfiret buyurur.

Devam edeceğim inşallah.

Hasan-ı Basri İstiğfarat-ı Münkıze

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

20 Temmuz 2013 Cumartesi

İŞTE O GÜNAHI DA BENİM İÇİN MAĞFİRET EYLE!! (2)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim


 Kendimize bile hatırlatmak istemediğimiz her bir günah için tek tek tevbe etmeye devam ediyoruz inşallah.

Bütün hamdler "Rabbinizden mağfiret taleb edin, çünkü O daima günahları çokça affeden bir Ğaffar olmuştur." buyurarak bizlere istiğfarı emreden Allah-u Teala'ya mahsustur.

Allah-u Teala'nın ilminin adedince salat-ü selamlar,geçmiş ve gelecek tüm zelleleri bağışlanmış olduğu halde her gün ve gece 100 kere istiğfar eden Rasulullah'a sas ve seherlerde istiğfar ile meşgul olan al-i ashabına olsun.


Ey Allah!Şüphesiz ben her bir günah için senden mağfiret talep ediyorum ki,Senin afiyetinle bedenim ona kuvvet bulmuştur,nimetinin bolluğu sebebiyle gücüm ona erişmiştir,rızkının genişliği sebebiyle elim ona uzanmıştır,Senin perdenle insanlardan örtünmüşümdür,kendisi hakkında Senden korktuğum zaman Senin güvencene yaslanmışımdır,ondan sebep Senin bana kızman hususunda Senin acele etmemene güvenmişimdir ve o günah hakkında Senin Zat'ının iyiliğine ve affına itimat etmişimdir.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah! Şüphesiz ben her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum ki,düşmanlarım perdemi yırtıp beni rezil etmek için onunla bana pusu kurdu da Sen onların hilesini benden çevirdin,sanki ben Sana itaat eden biriymişim gibi onlara beni rezil etmeleri için yardım etmedin,sanki ben Senin dostunmuşum gibi onlara karşı bana yardım ettin.

Ey Rabbim! Ne zamana kadar ben Sana isyan edeceğim de Sen bana mühlet vereceksin!? Uzun zaman ben Sana isyan ettim ama Sen beni cezalandırmadın,kötü işlerime rağmen Senden istekte bulundum,yine bana verdin.
Hangi şükrüm Senin nimetlerinden bir nimete Senin katında denk olabilir.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Bu istiğfarlara  tüm müminleri de katalım inşallah ,ola ki Rabbimiz cc bizleri topluca mağfiret buyurur.

Devam edeceğim inşallah.

Hasan-ı Basri İstiğfarat-ı Münkıze

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim

Orucu bozmayan şeylerden  bazıları şunlardır: 


1- Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içmek,
2- Ağzına gelen kusuntunun geri gitmesi,
3- Oksijen tüpüyle ilaçsız suni hava vermek,
4- Orucu bozmaya niyet edip de bozmamak,
5- İstemeyerek ağız dolusu kusmak,
6- İsteyerek, zorlayarak biraz kusmak,
7- Sahurda tokluk veren ilaçlar kullanmak,
8- Göze katı veya sıvı ilaç koymak, ıslak lens takmak,
9- Gıybet etmek,
10- Rüyada ihtilâm olmak,
11- Diş çukuruna ilaç koymak,
12- Çiçek, kolonya veya parfüm koklamak,
13- Morfinsiz, iğnesiz diş çektirmek,
14- Yutmadan yemeğin tadına bakmak,
15- Sakındığı hâlde toz ve dumanın boğazdan veya burundan içeri girmesi,
16- Diş çektirince gelen tükürükten az kanı yutmak,
17- Ağzını yıkadıktan sonra, kalan yaşlığı tükürükle yutmak,
18- Dişleri arasında kalan, nohuttan küçük olan şeyi yutmak,
19- Hacamat olmak, kan aldırmak, akupunktur kullanmak,
20- Kulağa su kaçması,
21- Misvak kullanmak, macunsuz diş fırçalamak,
22- Gusletmek, banyo yapmak,
23- İdrar yoluna pamuk koymak, [Şâfiî’de bozar.]
24- Sağlam deriye ilaç, krem, her çeşit yakı, sigara bandı, tokluk bandı koymak,
25- Yaraya imsak vaktinden önce konan sıvı ilacın, imsak vaktinden sonra emilmesi,
26- Yaradan çıkan kan, irin ve benzerlerinin tekrar içeri girmesi,
27- Arı sokması,
28- Dudaktaki yaşlığı yutmak,
29- Banyoda oluşan su buharını teneffüs etmek,
30- Ele iğne batıp, kırığının içinde kalması,
31- Kulağa pamuklu çubuk sokmak, [Şâfiî’de bozar.]
32- Kanayan yere, kanın durması için kan taşı sürmek,
33- Ağza gelen yemeği, balgamı, kusmuğu veya baştan buruna gelen akıntıyı yutmak.


Dinimiz İslam

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

19 Temmuz 2013 Cuma

İŞTE O GÜNAHI DA BENİM İÇİN MAĞFİRET EYLE!! (1)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim

Bu istiğfarları okuyunca bayıldım; çünkü hepimizin işlediği ,değil Allah-u Teala'dan bağışlanma dilemek kendimize bile hatırlatmak istemediğimiz 
her bir günah için tek tek tevbe ediliyor.Bu kadar açık bir şekilde günahlarımızı Rabbimize cc itiraf etmemişizdir herhalde.Her bir istiğfarı uzunca bir süre aktarmaya devam edeceğim inşallah.

Bütün hamdler "Rabbinizden mağfiret taleb edin, çünkü O daima günahları çokça affeden bir Ğaffar olmuştur." buyurarak bizlere istiğfarı emreden Allah-u Teala'ya mahsustur.

Allah-u Teala'nın ilminin adedince salat-ü selamlar,geçmiş ve gelecek tüm zelleleri bağışlanmış olduğu halde her gün ve gece 100 kere istiğfar eden Rasulullah'a sas ve seherlerde istiğfar ile meşgul olan al-i ashabına olsun.

Şu bilinmelidir ki, müsibetlerin kalkmasının en büyük etkenlerinden biri de istiğfardır.Aynı zamanda rızkı da kolaylaştırır.

İstiğfarın faziletine Kitab ve Sünnet'ten bir çok nass delalet etmektedir ki bunlara göre istiğfar,günahları sildirir,sıkıntıları açar,dertleri giderir ve kederleri defeder.
Zira dertlerin çoğalmasının sebebi ve kederlerin ardarda gelmesinin nedeni günahlar ve onlarda ısrarcı olmanın şerridir.O halde bunların ilacının da tevbede sadakat ve istiğfar olması uygundur.

İşte o istiğfarlar!

Ey Allah! Şüphesiz ben ,beni Senin gazabına çağıran veya Senin gazabına yaklaştıran veya beni Senin yasak ettiğin şeye meylettiren ya da beni ,Senin kendisine davet etmiş olduğun şeyden uzaklaştıran her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah! Şüphesiz ben her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum ki,Senin yaratıklarından birini azdırarak o günaha teslim etmişimdir,yahut hilemle onu aldatarak ona ,onun hakkında bilmediği şeyleri ona süslü göstermişimdir,yarın ahirette de Sana hem kendi günah iplerimle,hem de kendi yüklerimle birlikte başka bir takım iplerle kavuşacağımdır.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Ey Allah! Şüphesiz ben,azgınlığa çağıran,doğru yoldan saptıran,bolluğu azaltan,eski itibarımı sildiren, şan-ü şerefi söndüren ve mededi (ilahi yardımı) tüketen her bir günah için Senden mağfiret talep ediyorum.

İşte ey Rabbim! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Ehl-i Beytine salat-ü selam eyle ve bereketler ihsan eyle.Ey bağışlıyanların en hayırlısı!İşte o günahı da benim için mağfiret eyle.

Bu istiğfarlara  tüm müminleri de katalım inşallah ,ola ki Rabbimiz cc bizleri topluca mağfiret buyurur.


Devam edeceğim inşallah.

Hasan-ı Basri İstiğfarat-ı Münkıze

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

1 Temmuz 2013 Pazartesi

73.VERA SAHİBİ OLMAK

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

Bir kimse, şu on şeyi kendine farz bilmedikçe, tam verâ sâhibi olamaz:

1-Gıybet etmemeli,
2-mümine sû-i zân etmemeli,
3-kimseyi kötü bilmemeli,
4-kimse ile alay etmemeli,
5-yabancı kadınlara, kızlara bakmamalı,
6-doğru söylemeli,
7-kendini beğenmemek için, Allahü teâlânın, kendisine yaptığı ihsânları, nîmetlerini düşünmeli,
8- malını helâl yere harcayıp, haramlara vermemeli,
9-nefsi, keyfi için mevki-makam istemeyip, bunları insanlara hizmet yeri bilmeli,
10- beş vakit namazı, vaktinde kılmayı birinci vazîfe bilmeli,Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği îmân ve işleri iyi öğrenip, kendini bunlara uydurmalı.( İmâm-ı Rabbânî (Rahmetullahi aleyh)


Dinimiz İslam

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

28 Haziran 2013 Cuma

KİM İSTEMEZ!!

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

Allah Teala'ya yakın olmak ister misin?
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kulun Rabbine en yakın olduğu hal secde halidir. İşte bu sebeple secdede çok dua etmeye bakın!” (Müslim, Salât 215. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 148; Nesâî, Tatbîk 78)

Önemli not: Farz namazların dışındaki namazların tamamında secdede dua müstahaptır.

Bir hac sevabı kazanmak ister misin?
Ümmü Ma"kıl"in rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ramazan"da yapılan bir umre, (sevap bakımından) hacca denktir.” (T939 Tirmizî, Hac, 95)

Cennet'te bir ev sahibi olmak ister misin?
Hz. Osman 
radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem"in şöyle buyururken işittiğini nakletti: “Kim Allah rızası için bir mescit yaparsa/yaptırırsa Allah da onun için cennette benzeri bir (ev) yapar.” Müslim, Zühd, 44.

Allah subhanehu ve Teala'nın rızasına ulaşmak ister misin?
Muâz İbnu Enes (radıyallâhu anh) der ki: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Muhakkak ki Allah, kulun bir şey yiyip hamdetmesinden veya bir şey içip hamdetmesinden râzı olur." [Müslim, Zikr 89, (2734); Tirmizî, Et'ime 18, (1817).]

Yaptığın duanın kabul olmasını ister misin?
Peygamber 
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ezân okunduğunda sema kapıları açılır ve yapılan dualar kabul olur. Kâmet getirildiğinde dua reddedilmez.” (İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 6/31 [29248]). 

Başka bir rivayette Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Ezânla kamet arasında yapılan dua reddedilmez.” buyurdu. Bunun üzerine sahabe, “Ey Allah’ın elçisi! Ne dua edelim?” diye sordular. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah’tan dünya ve ahirette afiyet/sağlık dileyiniz.” (Tirmizî, Deʽavât, 129 [3594]) buyurdu.

Bütün bir yıl boyunca oruç tutmuş gibi bir ecrin sahibi olmak ister misin?
Abdullah b. Amr b. el-Âs radıyallâhu anh'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: "Her ay üç gün oruç tutmak, bütün ömrü oruçla geçirmek gibidir." (Buhârî, Savm, 59; Müslim, Sıyâm, 193, 197)

Dağlar kadar büyük ecir sahibi olmak ister misin?
Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'ın bildirdiğine göre, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim namazı kılınana kadar cenazenin yanında bulunursa, ona bir kîrat; kim de defnedilinceye kadar cenazenin yanında bulunursa, ona iki kîrat sevap vardır.” “İki kîrat ne (kadardır)?” diye sorulduğunda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “İki büyük dağ kadardır.” cevabını vermiştir. (Buhârî, Cenâiz, 58; M2189 Müslim, Cenâiz 52)

Cennet'te Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber olmak ister misin?
Sehl İbni Sa`d radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Ben ve yetimi himâye eden kimse cennette şöylece beraber bulunacağız” buyurdu ve işaret parmağıyla orta parmağını, aralarını biraz aralayarak, gösterdi.

Buhârî, Talâk 25, Edeb 24. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 123; Tirmizî, Birr 14

Allah yolunda cihad eden yada sürekli oruç tutan yada sürekli namaz kılan bir kişinin ulaştığı ecir gibi bir ecrin sahibi olmak ister misin?

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kocasız kadınlarla, yoksulların işlerine yardım eden kimse, Allah yolunda cihâd etmiş gibi sevap kazanır.”

Râvi diyor ki, hatta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in:

“O kimse tıpkı geceleri durmadan namaz kılan, gündüzleri hiç ara vermeden oruç tutan kimse gibidir” buyurduğunu da sanıyorum.

Buhârî, Nafakât 1, Edeb 25, 26; Müslim, Zühd 41. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 44; Nesâî, Zekât, 78; İbni Mâce, Ticârât 1

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bizzat kendisinin sana cenneti garanti etmesini ister misin?

Sa'd radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iki bacağı arasındaki (üreme organını haramdan) koruma sözü verirse, ben de ona Cennet sözü veririm."
(Buhârî, Rikak 23)

Öldükten sonra da amellerinin kesilmemesini ister misin?
Ebû Hüreyre 
radıyallahu anh"dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İnsan ölünce şu üçü dışında amelleri(nin sevabı) kesilir: Sadaka-i câriye (faydası süregelen hayır), faydalanılan ilim, arkasından dua eden hayırlı evlât.” (Müslim, Vasiyye, 14)

Cennet'in hazinelerinden bir hazine ister misin?

Ebû Mûsâ radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana hitâben:

- “Cennet hazinelerinden bir hazineyi sana bildireyim mi?” buyurdu. Ben de:

- Evet, Yâ Resûlallah, bildir, dedim. Şöyle buyurdu:

- “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.) zikrini çok ediniz.” 

(Buhârî, Megâzî 38, Daavât 50, Kader 7, Tevhîd 9; Müslim, Zikir 44-46. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 26; Tirmizî, Daavât 3, 58; İbni Mâce, Edeb 59)

Bütün bir gece boyunca namaz kılmış gibi ecir sahibi olmak ister misin?
Osman İbni Affân radıyallahu anh şöyle dedi:

– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gece yarısına kadar namaz kılmış gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse ise bütün gece namaz kılmış gibidir.” (Müslim, Mesâcid 260)

Tirmizî’nin Sünen’deki rivayeti şöyledir:

Osman İbni Affân radıyallahu anh ‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yatsı namazında cemaatte bulunan kimseye, gecenin yarısına kadar namaz kılmış gibi sevap vardır. Yatsı ve sabah namazlarında cemaatte bulunan kimseye ise, bütün gece namaz kılmış gibi sevap vardır.” (Tirmizî, Salât 165.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 47)

Bir dakikada Kuran'ın üçte birini okumuş olmak ister misin?
Allah Resulü 
sallallahu aleyhi ve sellem, ashabına "Sizden biriniz bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaktan aciz olur mu?" diye sorar. Bu onlara zor gelir: "Ya Resulallah, hangimiz buna güç yetirebiliriz?" derler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Allahü'l Vâhidü's-Samed (İhlâs) sûresi Kur'an'ın üçte biridir." buyurur. (Buhari, Fedailu'l-Kur'an, 13; Müslim, Müsafirûn, 259; Tirmizi, Fedâilu'l-Kur’an, 11)

Hasenatlarının Mizan'da ağır gelmesini ister misin?
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Dile hafif, mîzâna konduğunda ağır gelen ve Rahmân olan Allâh’ı hoşnud eden iki cümle vardır:

سُبْحانَ اللّٰهِ وَبِحَمْده۪ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ

"Subhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim."

"Ben, Allâh’ı ulûhiyet makâmına yakışmayan sıfatlardan tenzîh eder ve O’na hamd ederim. Ben Azîm olan Allâh’ı ulûhiyet makâmına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzîh ederim.” (Buhârî, Deavât 65, Eymân 19, Tevhîd 58; Müslim, Zikir 31)

Rızkının geniş ve ömrünün uzun olmasını ister misin?

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Rızkının çoğalmasını, ömrünün uzamasını isteyen kimse, akrabasını kollayıp gözetsin.”

Buhârî, Edeb 12, Büyû` 13; Müslim, Birr 20, 21. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 45

Allah Teala'ya kavuşmak ister misin?
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Kim Allah’a kavuşmak isterse, Allah da ona kavuşmak ister. Kim Allah’a kavuşmak istemezse, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez” buyurdu. Bunun üzerine ben:

- Yâ Resûlallah! Ölümü sevmediği için mi (kavuşmak istemez)? Öyleyse hepimiz ölümü sevmeyiz, dedim.

- “Hayır, öyle değil. Mü’mine Allah’ın rahmeti, rızâsı ve Cenneti müjdelendiği zaman Allah Teâlâ’ya kavuşmak ister; işte o zaman Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kâfire Allah’ın azâbı, gazabı haber verildiği zaman Allah’a kavuşmaktan hoşlanmaz; Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz” buyurdu. (Müslim, Zikir 14-17. Ayrıca bk. Buhârî, Rikak 41; Tirmizî, Cenâiz 67, Zühd 6; Nesâî, Cenâiz 10; İbni Mâce, Zühd 31)    

Allah Teala'nın seni korumasını ister misin?

Cündeb el-Kasrî"den işitildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah"ın koruması altındadır.”

(M1494 Müslim, Mesâcid, 262)

Çok fazla da olsa günahlarının bağışlanmasını ister misin?
Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;"​“Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi–hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.” (Buhârî, Bed’ü’l–halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14.)

Seninle cehennemin arasının, yetmiş yıllık yol mesafesi kadar uzaklaştırılmasını ister misin?
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar.” (Buhârî, Cihâd 36; Müslim, Sıyâm 167-168. Ayrıca bk. Tirmizî, Fezâilü'l-cihâd 3; Nesâî, Sıyâm 44,45; İbni Mâce, Sıyâm 34, Fiten 13)

Allah Teâlâ'nın sana on misli merhamet etmesini ister misin?

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:

“Kim bana bir defa salâtü selâm getirirse, bu sebeple Allah Teâlâ da ona on misli merhamet eder.”

 Müslim, Salât 70. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 26; Tirmizî, Vitir 21; Nesâî, Ezân 37, Sehv, 55

Allah Teala'nın seni yüceltmesini ister misin?
Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;“Kim Allah için huşûundan dolayı tevazu gösterirse, Allah onu kıyamet gününde yüceltir. Her kim kibrinden dolayı böbürlenirse Allah da onu kıyamet gününde alçaltır.” İbn Hanbel, III, 76.

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

21 Haziran 2013 Cuma

DUALARIM (3)

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”
Bismillahirrahmanirrahim

Allah’ım benim, ailemin ve tüm müminlerin imanını, itikadını, kalbini, ahlakını, dünyalık, ahiretlik tüm işlerini Sana emanet ediyorum. Onları koruyacak olan Sensin. El Hafız isminle koru ve El Hakem isminle bizim hakkımızdaki kararları Sen ver, bizi nefsimize bırakma. Bizim layık olduğumuzu değil Senin layık gördüğünü ver bize.

Allah’ım bize Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin kulluğu gibi bir kulluk, imanı gibi bir iman, ibadeti gibi bir ibadet nasip et ve öyle razı ve hoşnut ol ki bizden tüm müminler cennetinin 8 kapısından da girelim.

Allah’ım kimler doğru yolda ise, Senin rızan kimlerleyse, bana, aileme ve tüm müminlere onları sevmeyi, onlarla beraber olmayı nasip et. Dinimi doğru öğrenmek istiyorum. Razı olduğun ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını okuyup, doğru olarak anlamayı ve amel etmeyi nasip et.

Ey büyük Allah’ım kalpleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren ancak Sensin. Kalbimizi dininde sabit kıl, dininden döndürme, müslümanlıktan ayırma.

Bizleri hayatta bıraktığın sürece günahları terkettirmekle bize merhamet eyle.

Allah’ım Hakkı (doğruyu) hak olarak göster ve Hakka tabi olarak yaşamakla bizi rızıklandır. Bize batılı (yanlışı) batıl olarak göster ve ondan kaçınmakla bizi rızıklandır ve eşyanın hakikatını olduğu gibi göster.

Allah’ım Senden rahmetine sebep olacak şeyleri, mağfiretine sebep olacak iradeni, her türlü günahtan kurtuluşu, her türlü iyiliği elde etmeyi, cennete kavuşmayı, cehennem ateşinden kurtulmayı diliyorum.

Allah’ım bana bağışlamayacağın bir günah, ferahlık vermeyeceğin bir sıkıntı, ödettirmeyeceğin bir borç, yerine getiremeyeceğim dünya ve ahiret ihtiyaçlarından herhangi bir ihtiyaç bırakma.

Ey Allah’ım! Sen kudretli bir Meliksin, ne istersen o olur.Şu anda içinde bulunduğum durumda beni başarılı kıl. Dünya ve ahirette bana mutluluk ver. Hayat ve ölüm fitnesinden koru ve korktuğumuz şeylerden bizi emin eyle. Ey gizli lutufta bulunan Allah’ım! Allah’ın rahmeti seyyidimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem üzerine, ailesine ve ashabına olsun. Hamd alemlerin Rabbi Allah’adır.

Allah’ım bize keder ve dert verme, bizi koru; bizden yardımını esirgeme.

Allah’ım gizlediğim şeylerimi açığa vurduklarımdan daha hayırlı eyle. Açığa vurduklarımı da güzel eyle. Allah’ım ben katı bir insanım beni yumuşat. Cimriyim cömert yap. Zayıf biriyim bana kuvvet ihsan eyle. Sana karşı kusur işlemeden, kulluk vazifemi ihmal etmeden ruhumu kabzet. Gaflet içinde olduğum halde beni öldürmenden, beni gaflet içinde bırakmaktan ve gafillerden kılmandan Sana sığınırım.

Allahım! Kelimetullahı ve kelimetülhakkı dünyanın her yerinde bir kez daha i’lâ buyur. Bizim ve dünyanın her köşesindeki bütün kullarının kalblerini imana, İslam’a, Kur’ân’a ve iman hizmetine aç ve bizi bu vazifede istihdam buyur. Gökte ve yerdeki kulların arasında bizim için sevgi ve hüsnükabul vaz’et. Bizi muhlis, muhlas, müttaki, vera’ sahibi, zâhid, kurbiyete mazhar, Rabbinden hoşnut ve Rabbi kendisinden hoşnut, Seni seven ve nezdinde sevilen, huşû sahibi, mütevazi, Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanmış kullarından eyle. Efendimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, âline ve bütün ashabına da salât ü selâm eyle! Âmîn! Sonsuz defa âmîn!

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

19 Haziran 2013 Çarşamba

HER ZAMAN HAMD

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

Hamd, yani elhamdülillah demek, namazda vacib,
her duadan önce ve yiyip içtikten sonra sünnettir.
Her hatırladıkça söylemek mubahtır.
Pis yerlerde söylemek mekruh,
haram yedikten, içtikten sonra söylemek, haramdır ve hatta küfre sebep olur. (Redd-ül Muhtar 1/6)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Bir kul, Allahü teâlânın verdiği nimet için Elhamdülillah derse, nimetin şükrünü eda etmiş olur. İki defa söylerse sevabı artar. Üç defa söylerse günahları mağfiret olur.) [Beyheki] 

İmam-ı Mücahid hazretleri Nahl suresinin, (Onlar, Allah’ın nimetini bilip itiraf ederler. Sonra da onu inkâr ederler) mealindeki 83. âyet-i kerimesini, (Onlar, nimetlerin Allah’tan olduğunu bilirler. Fakat, "Bu nimetleri biz kazandık veya bize miras kaldı" diyerek nankörlük eder) diye tefsir etmiştir.

İnsan, bir hasta veya sakat görünce, kendisinin böyle bir derde müptela olmadığı için şükretmelidir! (Burada dikkat ederseniz iki taraflı imtihan var. Hasta veya sakat kişi sıkıntısıyla imtihanda, sağlıklı olan da verilen nimetle imtihanda. Biri hamd edecek diğeri şükür veya hamd.)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Bir kimse, hasta, sakat birini görünce, "Allahü teâlâya hamdolsun ki beni böyle etmedi. Bundan ve daha başka dertlilerden üstün kıldı" derse, nimetin şükrü olur.) [Beyheki]

Nimete şükredince, hem eldeki nimet yok olmaktan kurtulur, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olur.

Hadis-i şerifte, (Az veya çok bir nimete kavuşan, "Elhamdülillah" derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) buyuruldu.

Şükredenden Allahü teâlâ razı olur.

Hadis-i şerifte, (Yiyip içtikten sonra "Elhamdülillah" diyenden Allahü teâlâ razı olur) buyuruldu.

Allahü teâlânın başta iman nimeti olmak üzere verdiği sayısız nimetlere her zaman şükretmek, hamd etmek gerekir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(İnsanların en efdali, çok hamd edenlerdir.) [Taberani]

Âyet-i kerimelerde de buyuruluyor ki:

(Bana şükredin, nankörlük etmeyin!) [Bakara 152]

[Nankörlük, şükretmemek, nimetleri Allahü teâlâdan bilmemek demektir.]

(Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.) [İbrahim 7]

ŞÜKÜR ANCAK NİMETE YAPILIR. HAMD İSE HEM NİMETE HEM MÜSİBETE. YANİ BİR SIKINTI ANINDA ‘Buna da şükür‘ demek yerine (çünkü bu durumdan hoşnudum devam edebilir demek oluyor) “HAMDOLSUN veya ELHAMDÜLİLLAH” (Rabbimden geldi, razıyım) DEMEK LAZIMDIR.


Dinimiz İslam

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

11 Haziran 2013 Salı

KÜÇÜK NOTLARIM(4) uzlet-halvet-selamet-hikmet


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim

Bismillahirrahmanirrahim

FARKLI KONULAR

*6 aşamayı geçmeden Hakk’a yakınlık derecesine ulaşamazsın:

1.aşama azalarını dinin haram kıldığı şeylerden uzak tutmaktır,

2.aşama nefsi alışıp sevdiği kötü adetlerinden kesmektir,

3.aşama kalbi beşeriyet halinin karanlık ve perdelerinden kurtarmaktır,

4.aşama sırrı,tabiatın kötülük ve bulanıklığından temizlemektir,

5.aşama ruhu,hissi perde ve engellerden kurtarmaktır,

6.aşama aklı,boş hayal ve vehimlerden kesip kurtarmaktır.

*Uzlet(yalnızlık , halktan uzak kalmak) 2 çeşittir:

Biri farz diğeri fazilettir.

Farz olan, kötü işlerden ve kötülüğe bulaşmış insanlardan uzaklaşmaktır.

Fazilet olan, boş işlerden ve boş işlerle uğraşan kimselerden uzaklaşmaktır.

*Halvet,uzletten ayrı bir şeydir.Halvet,yabancılardan ayrı kalmaktır.Uzlet ise,nefisten ve nefsin davet ettiği Allah’tan cc uzaklaştıran şeylerden uzaklaşmaktır.

*Selamet ,10 parçadır.9’u susmakta biri de halktan ayrı kalmaktadır.

*Hikmet ,10 parçadır.9’u insanın kendisini ilgilendirmeyen konularda sükut etmesinde kalan biri de insanlardan uzak kalmasındadır.

Asıl olan halvettir(insanlardan ayrılmak),halkın arasına da ihtiyaç kadar karışmaktır;karıştığında da sükuta sarılmaktır.

*Sizden biriniz hoşuna giden bir rüya görünce o Allah’tandır.Allah’a cc hamdetsin ve onu sevdiği kimselere anlatsın.Hoşlanmadığı bir rüya görürse muhakkak o şeytandandır.Onun şerrinden Allah’a cc sığınsın.Onu hiç kimseye anlatmasın.Bu şekilde o rüya ona zarar veremez.Sol tarafına 3 kere tükürsün ve 3 kere Eüzü Besmele çeksin.

*Bir hal yaşadığında veya rüya gördüğünde şeytani mi Rahmani mi olduğunu anlamak için ‘Bismillahirrahmanirrahim.Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyül azim’ diye dua et.O ilham şeytani ise kesilir,Rahmani ise devam eder.

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

27 Mayıs 2013 Pazartesi

KUDSİ HADİSLER - İMAM GAZALİ- RABBİMİZİN cc 1.NASİHATI


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Bismillahirrahmanirrahim


İmanın üçüncü şartı, kitaplara imandır. Amentü’deki, (Ve kütübihi)ifadesi, Allahü teâlânın kitaplarına inanmayı, iman etmeyi bildirmektedir. Allahü teâlânın gönderdiği kitaplar çoktur. Din kitaplarımızda bildirilen ise, 104 kitaptır. Bunlardan 100’ü küçük kitaptır. Bu küçük kitaplara suhuf denir.

100 suhuf kitap şu Peygamberlere inmiştir:
10 suhufu, Âdem aleyhisselama,
50 suhufu, Şit aleyhisselama,
30 suhufu, İdris aleyhisselama,
10 suhufu, İbrahim aleyhisselama.

Dört büyük kitap ise şu Peygamberlere inmiştir:
Tevrat, Musa aleyhisselama,
Zebur, Davud aleyhisselama,
İncil, İsa aleyhisselama,
Kur'an-ı kerim, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselama.

Allah'ımızın cc bize bu 104 kitapta geçen ve Peygamberimize sav bildirdiği nasihatları aktarmaya başlayacağım inşallah.

KUDSİ hadis, mânası yüce Allah'a, ifadesi Hz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e ait olan mübarek sözlerdir. Kur'an'dan ve Peygamberimiz'e ait hadislerden ayrıdır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem onları Kur'an vahyinden ayrı olarak Allah'tan alıp"; "Yüce Allah buyurdu ki" şeklinde, onun yüce Allah'a ait olduğunu belirten ifadelerle nakletmiştir.

Rabbim hepimize bu kudsi nasihatlerin kendilerine fayda vereceği şuurlu müminler olmayı nasip eylesin. AMİN.

Allâh-u Te'âlâ buyuruyor ki:

"Ey Âdemoğlu! Ölüme yakînen inanana şaşarım, nasıl sevinçli olabiliyor?
Hesaba kesinkes inanana şaşarım, nasıl mal toplayabiliyor?
Kabre şüphesiz olarak inanana şaşarım, nasıl gülebiliyor?
Ahirete îkam olana şaşarım, nasıl istirahat edebiliyor?
Dünyânın zevaline inananın hâline şaşarım, o nasıl onunla tatmin olabiliyor?
Diliyle âlim, kalbiyle câhil olana şaşarım. Kalbi temiz olmadığı halde, suyla temizlenmeye çalışana şaşarım.
Kendi ayıplarından gaflet edip, insanların ayıplarıyla uğraşana yahut Allâh-u Teâlâ'nın kendisini gördüğünü bilip de hâlâ O'na isyan edene ya da tek başına öleceğini, tek başına kabre gireceğini ve tek başına hesaba çekileceğini bilenin hâlâ nasıl insanlarla ünsiyet kurabildiğine şaşarım.

Benden başka hakîkî hiçbir ilâh yoktur, şüphesiz ki Muhammed Benim kulum ve Ra-sülümdür. (Gazali Mecmu 'atü'r-rasâil, 7/87)


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

26 Mayıs 2013 Pazar

YA SORMAZLARSA!!

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

En iyi okullarda da okusak iyi bir eğitim almış dahi olsak eğer Allah’ın ilmini bilmiyorsak cahillerin en cahiliyiz. Tıpkı benim gibi. Şimdi ise Allah’ın ilminden öğrendiğim her şeyi yapmak, bilmeyenlere anlatmak, duymak istemeyenlere ne olur siz de okuyun, Rabbimizin cc söylediklerini siz de dinleyin diye yalvarmak, bilipte önemsemeyenlere, hayatlarına sokmayanlara, unutanlara, ne olur O’nu çok sevin ama çok sevin diye haykırmak istiyorum.

Sadece dünyevi işlerle meşgulken ne kadar gereksiz şeylere üzüldüğümü, insan merkezli yaşadığımı, bütün hal ve tavırlarımı onlara göre ayarladığımı, hiç Rabbim cc ne der diye düşünmeden yaşadığımı farkettim.

O’na yönelmek için illa bir müsibet yaşamayı beklemesek...,Yaşadığımız her güzelliğin O’ndan, her sıkıntının da bizim günahlarımız nedeniyle ya da derecemizin yükselmesi için yaşadığımızı hatırlasak... ve hep O’na yönelsek..., O’nu hep hatırlasak..., hiç aklımızdan çıkarmasak..., hep O’nunla olsak..., konuşsak.. Her baktığımız canlı-cansız varlığın O’nu zikrettiğini bilerek bizim O’nu zikretmeden geçirdiğimiz her anı telafi etmek için çırpınsak... bizi çok sevsin diye yollar arasak... arasak...


Ve beni derinden etkileyen o ayet...

"Kullarım Beni senden soracak olurlarsa (Ya sormazlarsa! Burası kalbimi çok acıtıyor), bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da dâvetime icabet ve Bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler."(Bakara, 2/186)

Bu ayetin tefsiri:

Bakara 186. Oruç İbadeti anlatılırken Allah-kul ilişkisini çok canlı ve sıcak bir üslûp­la ele alan bu âyete yer verilmesinin birden fazla sebebi vardır:

a) Bir önceki âyetin sonlarında Allah’ın eşsiz ve benzersiz büyüklüğü, ululuğu hatırlatı­lıp kulların da bunu dile getirmeleri istenmiştir. Tekbir akla şu soruyu getirmekte­dir: Bu kadar büyük bu kadar yüce bir varlıkla küçük, âciz, başı ve sonu belli, fâ­ni, varlığına kendisi hâkim bulunmayan zavallı bir insanın nasıl bir ilişkisi olabi­lir? Onun kulluğu, şükrü ve duası bu büyüklüğe nasıl ulaşır? Âyet, o keyfıyetsiz ve akıl almaz büyüklüğün sahibi bulunan Rabbin kullarına yakın olduğunu, her an ve her yerde hazır ve nazır bulunduğunu, fizik ve matematik ötesi büyüklüğün mesafe olarak uzaklığı gerektirmediğini ifade ederek kullara, şuurlu ve canlı bir iba­detin yollarını açmaktadır. Bu yakınlık başka âyetlerde “Biz ona (ölüm halindeki insana) sizden daha yakınız” (Vâkıa 56/85),“Biz ona (insan) şah damarından da­ha yakınız”  (Kaf 50/16)“Allah kişi ile kalbinin arasına girer” (Enfâl 8/24) şekil­lerinde de ifade edilmiştir,

b) Kulun Allah’a yakınlığını şuur halinde yaşaması ve hissetmesine mani olan şeyler arasında yeme, içme, gibi beden zevk­leri de vardır. İnsanlar bu zevklerle haşır-neşir oldukları sürece fizik ötesi âlemle­re ve varlıklara açılan pencerelerinin farkında olamazlar ve buradan başka âlemle­ri seyredemez, onları düşünemez, onlarla İçli-dışlı olamaz ve bütün bunların insa­na vereceği emsalsiz zevki yaşayamaz, İlhamı alamazlar. Belli bir süre bedenî zevklere açılan pencereleri kapatan oruç, diğerlerinin açılması için insana önemli bir fırsat sunmaktadır. Kul bu fırsattan hakkıyla yararlandığı takdirde Allah’ın ya­kınlığını ve beraberliğini (huzuru), yiyip içtiği günlerdekinden daha şuurlu ve can­lı yaşama imkânını bulacaktır. Âyet oruçluya bunu hatırlatmakta, onu bu fırsatı de­ğerlendirmeye çağırmaktadır.

Hem insanlarla ve dünya ile hem de Allah ile ilişkide doğru yolu bulmak, doğru hareket edebilmek için (rüşd için) bağlantıları doğru kurmaya ihtiyaç vardır. Kâmil insanlığın şartı Allah’ı tanımak, O’nunla ibadet yoluyla ve ibadet şuuruyla ilişki kurmaktır. Âyet bunu “Allah’ın çağrısına katılmak, davetini kabul etmek” şeklinde ifade ediyor. İbadetin bir şekli ve çeşidi de duadır. Kulun Rabbi ile en ya­kın ve sıcak ilişkisi namazda secde halinde ve içten gelerek yapılan dua ve niyaz halinde kurulan ilişkidir. Allah’ın çağrısına kulak veren, O’nun dinine giren bir kimse bundan üç önemli kazanç elde etmektedir:

1. O’nun yakınlığını bilmek ve yaşamak.

2. Doğru düşünme, doğru yerde ve konumda olma imkânını elde etmek.

3. O’ndan İstediğini almak (duasının kabul edilmesi). Şu iki hadis, her dua edenin nasıl mutlaka sonuç aldığını anlamamıza yardımcı olmaktadır: “Acele etmedikçe her birinizin duası kabul edilir. Bu sebeple (acelecilik yüzünden) insan, dua ettim de kabul olunmadı der”; “Hiçbir dua eden yoktur ki, şu üç sonuç arasında olma­sın: “Ya istediği hemen verilir ya lehine ertelenip saklanır yahut da dua bir güna­hına kefaret olur” 
 (el-Muvatta’, “Kur’ân”, 29, 36).

Kader inancına göre olacak ve olmayacak her şey bellidir, kulun istedikleri de kaderinde yoksa kendisine verilmeyecektir. Şu halde duanın faydası nedir?

Allah Teâlâ madde âleminde olup bitenleri kanunlara ve sebeplere bağlamış­tır. İnsanı bir ana ve babadan (onları aracı kılarak) yaratmaktadır, yağmuru bulut aracılığı ile vermektedir, ölümü bir sebebe bağlı olarak gerçekleştirmektedir. Duy­maya kulağı ve beyni, görmeye gözü ve beyni vasıta kılmıştır. Sebepleri ve vası­taları ortadan kaldırarak Allah’tan istemek “ana-baba olmadan doğmayı, göz ol­madan görmeyi” istemek gibidir. Allah’ı unutup yalnızca sebeplere ve aracılara yönelmek ise insansız kulağa, göze yönelmek, işitmeyi ve görmeyi böyle sağlama­ya çalışmak gibidir. İslâm’ın gösterdiği yol hem sebepleri ve aracıları kullanmak, ihmal etmemek hem de sebep ve sonuç elinde olan, bunlara hâkim bulunan Al­lah’a yönelmektir.

Allah’ın vermesi ve vermemesi kadere bağlı olduğu gibi dua da kadere bağ­lıdır. Kul ister Allah verir. İstemek kadere aykırı değildir, kader çerçevesi içinde­dir. Biz kullar kaderimizi “şöyle şöyle olsun” şeklinde değil, “şöyle şöyle olacak” şeklinde anlamalıyız. Kul âdabına uygun şekilde dua ederse Allah da kabul ede­cektir. 


"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

21 Mayıs 2013 Salı

Meleklerle iletişime geçmek, onlardan yardım istemek mümkün müdür?


SORU:

Geçenlerde elime meleklerle ilgili bir kitap geçti. Orada bir hususta meleklerle konuşmak, onlardan yardım istemek, bize mucize ve işaretlerini göstermesini istemek ve güç durumlarda onları yanımıza çağırıp iletişime geçmekten bahsediliyordu. Bunlar dinen mümkün müdür?

CEVAP:

Büyük ölçüde uzak doğu felsefesinden ve Hristiyanlık’tan esinlendiği anlaşılan bu şekilde bir melek kavramının İslam dini açısından kabul edilemez olduğunu belirtmek gerekir. Tarih boyunca her kültürde ve dinde melek inancı olagelmiş ve insanlar bu varlıkları çeşitli şekillerde tasvir ederek onlarla iletişime geçmeye çalışmışlardır. İslam dininde de meleklerin varlığına inanmak bir inanç esasıdır ve her Müslüman için buna inanmak zorunludur.

Melekler, duyu organlarıyla algılanamayan; ancak Allah’ın bildirmesi (vahiy) ile hakkında bilgi edinilen varlıklardır. Kur’an-ı Kerim’de ve peygamberimizin sözlerinde meleklerin özellikleri ve görevleri hakkında bilgiler verilmiştir. Buna göre nurdan yaratılan melekler
(Müslim, “Zühd” 10) erkeklik ve dişilik özelliği taşımayan varlıklardır (Zuhruf 43/19). Onlar Allah’ın emrini yerine getirirler ve O’na karşı gelemezler (Nahl 16/50). Bazı durumlarda vazifelerini yerine getirmek amacıyla çeşitli şekillere bürünerek insanlara görünebilirler (Meryem 19/16-17). Melekler asla geleceği bilemezler (Neml 27/65).

Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde meleklerin görevleri de belirtilmiştir. Melekler; peygamberlere vahiy getirmek yanında
(Bakara 2/97-98) insanları koruyup gözetirler (Kâf 50/18, 21; Ra’d 13/11). Onlar doğru yolda ilerleyen müminler (Fussilet 41/30-31) ile yeryüzündeki tüm insanlar için Allah’tan af dilerler (Şûrâ 42/5). Peygamberlere ve müminlere maddî, manevî destek veren (Bakara 2/123-125) ve insanların yaptıklarını kaydeden melekler de vardır (İnfitâr 82/10-11) Kur’an’da meleklerin ilâhî cezaların yerine gelmesine vesile oldukları (Ankebût 29/31) Allah’ı yüceltip tesbih ettikleri (A’râf 7/206; Enbiya 21/20) ve peygambere salat ve selam getirdikleri de kaydedilir (Ahzâb 33/56). Bunun yanında melekler tabiatın yönetimi ve ilahi kanunları icrası konusunda verilen görevleri de yaparlar (Nâziât 79/1-5; Secde 32/11). Kıyamet günü ile cennet ve cehennemde görevli olan melekler de vardır (Enfâl 8/50; Ra’d 13/23-24; Zümer 39/71-72)

Görüldüğü üzere melekler Allah Teâlâ’nın tabiattaki bazı hadiselerin gerçekleşmesine vesile kıldığı varlıklardır. Cenab-ı Hakkın emri ve izni olmadan faaliyette bulunmaları, insanlara yardım etmeleri söz konusu değildir.

Kur’an-ı Kerim’de bazı özel hallerde peygamberlerin ve bazı kimselerin meleklerle diyalogundan bahsedilir. Bunun dışında bir kimsenin meleklerle konuşması, onlardan yardım istemesi ya da mucize vb. işaret göstermesini istemesi mümkün değildir. 

Bu türden bir anlayış, yukarıda çerçevesini çizdiğimiz İslâm dininin melek inancıyla izah edilemez. Böyle bir iddia, İslam inancının esasını oluşturan Allah’ın birliği (tevhid) ilkesine de aykırıdır. 

Tevhid ilkesi, müminlerin yardım taleplerini ve ihtiyaçlarını doğrudan Yüce Allah’a iletmelerini ve bu hususta hiçbir varlığı O’na aracı kılmamalarını öngörür. Namazların her rekâtında okunan Fatiha suresinde geçen “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha 1/4) ayetinde bu husus belirtilmiş ve bir müminin günde beş defa bunu hatırda tutması istenmiştir. Bunun yanında mucize göstermek, peygamberlere ait bir özelliktir. Meleklerin mucize gösterdiklerine dair bir bilgiyi dinin ana kaynaklarından hareketle doğrulamak söz konusu olamaz. 

Tabiattaki her işleyiş, Allah Teâlâ’nın kontrolü altındadır ve melekler buna sadece aracı olabilirler. Dolayısıyla aracılardan dilenmek ve Allah’a ulaşmak için çeşitli varlıklara yönelmek doğru değildir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette putperestliğin bu gerekçeyle sert bir dille yasaklandığı görülür. (bk. Mâide 5/76; Yûnus 10/18, 106) 

Müminler, savaş vb. durumlarda melekler tarafından yardım edilseler de burada asıl fâil Allah’tır ve meleklerin görevlerini yerine getirmek dışında bir fonksiyonları yoktur. 

Bilinçli bir mümine düşen görev ise dini konularda doğru bilgilenmek ve inancına zarar veren bu tür davranışlardan uzak durmaktır.

Dr. Osman Demir

17 Mayıs 2013 Cuma

"NAFİLE NAMAZLARI NASIL KILARIM?" DİYORSANIZ

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

Bir okur kaza ve nafile namazların nasıl kılacağını bilemediğini bunun için yardım istediğini belirtmiş. Aslında 2 rekat sabah namazının sünnetini ve 4 rekat yatsı veya ikindinin sünnetini kılmayı biliyorsanız bütün nafile namazları kılabilirsiniz. Gece kılınan nafile namazlar (ebvabin, teheccüd vs )2 rekatta bir selam vererek 8 rekata kadar; gündüz kılınan (işrak, kuşluk vs) 4 rekatta bir selam verilerek 8 rekata kadar kılınabilir.(12 rekata kadar kılınabilir diyen alimler de vardır.)

Aşağıda teheccüd namazını resimli olarak anlatan bir link paylaşıyorum bunu diğer nafile namazlarına da uygulayabilirsiniz. (tabiki kılacağınız nafilenin niyetini belirterek."Niyet ettim Allah rızası için kuşluk/ teheccüd/ nafile/ hacet namazı kılmaya" gibi). İnşallah bugünkü ve bugünden sonraki nafile namazlarınızı kılmanıza yardımcı olur.


http://www.islamveihsan.com/teheccud-namazi-nasil-kilinir.html

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

13 Mayıs 2013 Pazartesi

NEYE SABREDECEĞİZ?


“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Bismillahirrahmanirrahim

Sabır denince belaya sabrı anlarız. Halbuki daha önemlileri de vardır.


 Sabır üçtür:

1- Bela gelince,

2- İbadet ederken
3- Günah işlememek için. Bunlara sabredilirse, çok nimetlere kavuşulur.

Birkaç örnekle açıklayalım:

1- Belaya sabır hakkında bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Allahü teâlâ buyurdu ki: "Bedenine, evladına veya malına bir musibet gelen, sabr-ı cemille karşılarsa, Kıyamette ona hesap sormaya hayâ ederim.") [Hâkim]

2- Belaya sabra göre, ibadete sabır daha zor olduğu için, sevabı da daha fazladır. Mesela, bir ay aç, susuz durarak ve başka ihtiyaçları da terk ederek oruç tutmak, herkese kolay değildir. Çok kimse bu sabrı gösteremiyor. Abdest almak, sabah uykudan uyanıp kalkmak, günde beş vakit namaz kılmak çok kimseye zor geldiği için, bu sabrı gösteremiyorlar.

3- Günah işlememeye sabır, ibadet işlemeye sabretmekten daha zor olduğu için sevabı da daha çoktur. İnsan ibadete sabredip yapabilir, fakat günaha sabır zordur. Mesela hemen gıybete girer. Çok kimse gıybet günahından kurtulamaz, yani sabredemeyip gıybet eder. Çoğu insan, kibrin büyük günah olduğunu bildiği hâlde, kendisinin küçük düşmesine rıza gösteremez. Herkesin kendisini övmesini ister.

Günah işlememeye sabır, onun için çok kıymetlidir. Bir günahtan kaçmak birçok ibadet etmekten üstündür. Büyük küçük her çeşit günahtan çok sakınmalı. Namaz kılmayanın da, günahtan sakınması imkânsız denecek kadar zordur. Kur'an-ı kerimde, namazı doğru kılmanın, her çeşit kötülüğü, günahı önleyeceği bildiriliyor. Namazı doğru kılarak, günahlardan sakınmaya çalışmalıyız. 


Dinimiz İslam'dan faydalanılmıştır.


"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"

Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

11 Mayıs 2013 Cumartesi

YARIN DA ORUÇLUYUZ İNŞALLAH

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim

Bugün oruçlu olan arkadaşlar bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Aşağıda sadece ikisini aldığım hadislerden de anlaşılacağı üzere sadece Cumartesi nafile oruç tutmak mekruhtur. Bu sebepten yarını da oruçlu geçirmek uygun olacaktır.

“Üzerinize farz olan oruç müstesna, Cumartesi günü oruç tutmayınız.” (İbni Mâce, Sıyam: 38)

“Cumartesi ve Pazar günleri müşriklerin bayram günleridir. Ben onlara muhalefet etmek isterim.” (Neseî, Cum’a: 1)

Bu hadis-i şerifler sadece Cuma ve Cumartesi günleri nafile oruç tutmamayı tavsiye etmektedir. Ancak bugünlerde oruç tutmanın, yani sadece Cuma ve Cumartesi oruçlu bulunmanın mekruhluk derecesi tenzihîdir. Yani harama yakın olan mekruh değildir.

Fakat bugünlerde nafile oruç tutmak için bir gün öncesini veya bir gün sonrasını oruçlu geçirmekle mekruhluk ciheti ortadan kalkmış olur. Cuma günü oruçlu bulunmak isteyen kimse, ya Perşembe gününden itibaren oruç tutar veya Cuma ile birlikte Cumartesi’ni de oruçlu geçirmesi gerekir. Yine Cumartesi’yi oruçlu geçirmek isteyen kişi Cuma’yı veya Pazar’ı o güne eklemesi lâzımdır. Bu meselede fıkıh âlimlerimizin izahı bu şekildedir.

Şayet pazar gününe tazim niyetiyle tutmuyorsa, tatil günümdür daha rahat tutarım niyetiyle veya başka sebeble tek pazar günü nafile oruç tutmakta bir mahzur yoktur. Ancak pazar gününü bir konuda hürmete layık görerek oruç tutmak uygun olmaz.

Allah cc kabul etsin.              

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR

6 Mayıs 2013 Pazartesi

KÜÇÜK NOTLARIM (3) ibadetlere güvenme-kefaretler-gizli şirk

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”
Bismillahirrahmanirrahim

* İbadetlerimize güvenmeyelim. Bizi ancak Yaradan’a inancımız ve güvenimiz kurtarabilir.

* Amellerine güvenip gurura düşme. İbadetlerinin Rabbinin sana bahşettiğine yetmediğini, asla yetmeyeceğini düşünerek Rabbine karşı mahcubiyet edasıyla yaşa.

*Haramlardan sakın, en çok ibadet eden kul olursun; Elindeki şeye kanaat et, en çok şükreden kul olursun; 

Kendin için istediğin şeyi insanlar için de iste, mümin olursun; Namaz kıldığın zaman onu son namazın (veda edenin) gibi kıl!

* Zenginlik, elindeki şeye rıza göstermek, ötesini temenni etmemektir.

* En zararsız dünya kendisiyle imtihan olmadığın dünyadır. En zararsız mal da sahip olmadığın maldır.

* Sana yeterli olan az bir şey, seni baştan çıkaran çok şeyden daha hayırlıdır.

* Bir kimseden bir şey istemek zorunda kaldığınız zaman, yüzünüzün suyunu dökerek, onu büyütüp kendinizi alçaltarak istemeyin. Bilin ki, o kimse size ancak kaderinizde yazılmış olan şeyi verebilir.

* Bir kimseden bir şey isterken ısrar ve aşırı ricalarla onu sıkıştırıp zorlamamak lazımdır. Çünkü bu şekilde verilen bir şey gönül rızasıyla verilmediği için helal olmaz.

* Allah-ü Teala, cehennem ehline şiddetli azap vermiştir. Allah’ın cc inkarcıları ve bir takım zalim ve fasıkları cehennemde bu şekilde cezalandırdığına bakıp onlara dünyada ceza vermeye ve işkence uygulamaya kalkışmak caiz değildir. Bunları yapmaya kalkışmak kendisini Allah’ın cc yerine koymak ve yaratıcı hakkına sahip olduğuna inanmak olur. (haşa!) Bu ise küfürdür. Allah’ın cc kulları üzerinde sonsuz hakları vardır. Kulları bu sonsuz hakları tanımadıkları takdirde Allah’ın cc onlara sonsuz bir şekilde azap etme hakkı doğar. Bu O’nun kişisel hakkıdır ve O bu hakkı tahsil etme yetkisini hiçbir kimseye vermemiştir.

*Kendin için korkuyu, başkaları için ümidi önde tut. Kendin için takvayı ölçü al, başkaları için fetvayı yeterli gör.

* Allah cc sevdiklerini bazı sıkıntılara düşürse de kendisine dua edip sığınmaktan ayrılmayan, elinden gelen son gayreti sarfederek sabır ve kararlılık gösterenlere mutlaka en kısa zamanda ferahlığa ve genişliğe kavuşturmakla yardım eder.

* Her işte iyilikle muamele edin, yaptığınızı güzel yapın, sizden asıl istenen iyiliktir. Çünkü Allah cc hep iyilik edenleri sever.

* Amellerinizin iyisine iyi, kötüsüne kötü karşılık görürsünüz.

* İşlerinizde orta halli olun, doğruluktan ayrılmayın. Bilin ki kimse ameliyle kurtulamayacaktır.

* Kendi durumu hakkında tam bir güven duymak da inkardır. Şeytan sizi Allah’ın cc affına güvendirerek kandırmasın.

* Gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükafatları vardır. Onlara korku ve üzüntü yoktur.

* Biriniz acele edipte “Rabbime dua ettim ama duam kabul olmadı” demediği sürece duası kabul olunur; ya da o duaya denk bir kötülüğü ondan çevirir.

* Yaptığın işleri kendinden bilmek bir çeşit şirktir.

* Gizli şirk: riya, gösteriş, amellerine bakma, sevap ve azap düşüncesi ile amel etme, keramet ve manevi hediyelere göz dikme gibi şeylerdir.

* Allah cc buyurdu:"Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden yüz çevir."

* Kefaretler: cemaate gitmek, namazdan sonra mescidde oturmak ve abdest almak. Bu kefaretler kusurları örten, günahların bağışlanmasına vesile olan güzel amellerdir. Dereceler: yemek yedirmek, selam yaymak ve herkes uyurken ibadet etmek. Bu dereceler Allah cc katında makamları yükselten büyük amellerdir.

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim”


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR