30 Eylül 2024 Pazartesi

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 189

Bize düşen kendi içimize dönüp samimiyetimizi ayarlamak

Allah Teala bizim duruşumuza göre bize muamele ediyor. 

O yüzden herkes kendi halini düzeltmeye baksın. 

Öz benliğimizde taşıdığımız iyiliğimizin veya kötülüğümüzün, samimiyetimizin veya fıskın tam karşılığını verecek ise, şu halde bize düşen kendi içimize dönüp samimiyetimizi ayarlamamız. Çünkü tam onun karşılığını bulacağız. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

29 Eylül 2024 Pazar

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 188

İşlenmiş bir günah kişinin aklına geliyorsa mağfiret dilemeye devam etmelidir

İşlenmiş bir günah kişinin aklına geliyorsa mağfiret dilemeye devam etmelidir. 

Ömer radıyallahu anh diyor ki “Allah setreylemiş, sen neden kendini ifşa ediyorsun?” Günahlarını sağda solda anlatıp durma, ilahi rahmetle orada kaybolsun gitsin. O’na anlat, af dile. 

Diliyorum ve düşünüyorum ki Allah azze ve celle katında o günahı siliyorsa bizim hafızamızdan da siliyor. Çünkü o acı veriyor bize. Bağışladığı bir şeyden dolayı kuluna daha fazla ızdırap vermez. O yüzden aklıma geldikçe diyorum ki ya Rabbi beni demek ki bağışlamadın, hatırlatıyorsun, acısını hissederek mağfiret diliyorum. (Böyle tahayyül ediyorum)

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

28 Eylül 2024 Cumartesi

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 187

Herhalde onlarla çok benzeşen bir topluluğuz!

Kur'an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak özellikle İsrailoğulları’nı ve dolayısıyla Hz Musa’yı çok zikrediyor. (kardeşi Harun’u da) 

Müfessirler bunu şöyle değerlendiriyor: Herhalde onlarla çok benzeşen bir topluluğuz! Muhtemelen İsrailoğulları’nın düştüğü durumlarla benzer şeylerle karşı karşıya geleceğiz. Bize göre en çok ibretin bulunduğu topluluk olsa gerek. 

Biz her ne kadar İsrailoğulları’nı karşıtımız ve bizden en uzak bir topluluk olarak görsek de, demek ki bize en çok ibret, en çok örnek oluşturacak topluluk da yine onlardır. Bu bizim, onlar gibi tepkiler vereceğimizin, benzer sınavlarla karşı karşıya kalacağımızın bir alameti ise eğer o zaman biz de tehlikeye çok yakınız. 

Kur'an’da Cenab-ı Hak kıssaların anlatışını hep ibret hedefine, neticesine, gayesine bağlıyor. “Andolsun onların kıssalarında akıl sahipleri için ibretler var.” Yusuf-111

İbret için anlatılıyorsa, bize de en çok anlatılan Musa aleyhisselam ise burada başka bir ders var demektir !!!

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

27 Eylül 2024 Cuma

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 186

Allahım beni azlardan eyle

Ömer radıyallahu anh bir gün bir adamın şu duasını duymuş: “Allahım beni azlardan eyle.” 

Nedenini sorduğunda adam, Kuran’a bir bak demiş, iyiler hep azınlık olan tarafta. 

Cenab-ı Allah diyor ki “Kullarımdan şükredenler çok azdır.” Ben de o azınlık tarafta olmak istiyorum. 

Kur'an’ın penceresinden baktığımızda çoğunluğun tarafı tehlikede, yanlış. Çoğunluğu iman etmiyor, akletmiyor. Müttakîler, muhlisler azınlıkta.

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

26 Eylül 2024 Perşembe

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 185

O kadar niyet odaklı yaşa ki attığın her adımın bile niyetli olsun

İnsanın arkasında iradesi, niyeti olmadığı sürece bir amelden insanın getirisi olmaz. 

Niyet esastır. Eğer Cenab-ı Hak’tan umduğu bir şey yok ise bir hayra vesile olmak kişiye bir şey sağlamaz. 

O yüzden eski alimler “Ne yap et ufak işlerinde bile büyük niyet koy” diyorlar. 

İnsanın akıllısı hele ki dinde, böyle olur. Küçük ameller yapar ona bile büyük niyetler koyar. O niyet Cenab-ı Hak makamında önemlidir. Onun umduğu yatırım yaptığı o beklentiye göre karşılık verilir. 

O kadar niyet odaklı yaşa ki attığın her adımın bile niyetli olsun.

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

25 Eylül 2024 Çarşamba

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 184

Kişi tövbe etmezse

Kişi tövbe etmezse Cenab-ı Hak onu affetmez. 

Bir topluluk akletmezse, hidayeti seçmezse Cenab-ı Hak da onlara hidayet etmez. 

Bunları, Allah Teala’nın sünneti, O’nun koyduğu ilkeler olduğu için biliyoruz.

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

24 Eylül 2024 Salı

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 183

Hayatta olumsuzluklarımız bitmiyorsa 

Hayatta olumsuzluklarımız bitmiyorsa şayet, bu Cenab-ı Hakk’a olan saygısızlıklarımızın çokluğundandır. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

23 Eylül 2024 Pazartesi

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 182


O'NUN RAHMETİ RAHMETE TALİP OLANLARADIR

Allah azze ve cellenin rahmeti, O’na saygılı, O’nu olanca azametiyle kibriyasıyla tanıyan, ve olanca küçüklüğüyle kendisi huzurda tevazuda bulunup yanlışlarından ötürü bağışlanma dileyen kimseleredir. 

Yoksa Cenab-ı Hakk’a diklenen, tenezzül edip huzuruna gelmeyen, Allah azze ve celle ile köprüleri atmış, kendi başına buyruk yaşayan, O’nun her vakit çağrısına kulak tıkayan, “Bunlar haram bunlar helal” dediklerini önemsemeyen kimselere Cenab-ı Hakk’ın rahmeti tersine döner. 

O’nun rahmeti, rahmete talip olanlaradır. (Sen O’nu saymayarak yaşa, sonra da Allah çok affedicidir de. Öyle bir şey yok) Kulun haddini bilmesi gerekiyor, o zaman Cenabı Hakk’ın rahmeti, bereketi devreye girer. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

22 Eylül 2024 Pazar

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 181


EN BÜYÜK TEHLİKE DALMAK!

İyiler cehennemden çabucak uzaklaştırılırlar. (Takva ölçüsüne göre hızla) Günah hepimizin hayatında nasıl az veya çok varsa, cehennem de o kadar hayatımızın akibetinde bir geçiş süreci olarak karşımıza gelecek. 

Cehennemdekilerin aralarında diyaloglar geçer:

“Ne tasadduk etti, ne namaz kıldı.” 

“Biz namaz kılanlardan değildik.”

Dolayısıyla namaz bizi cehennem eşiğinden kurtaran bir araç. O yüzden “Haydi felaha” diye çağrılırız. 

Muddessir suresinin 40-44 ayetlerinde cennettekiler cehennemdekilere sorar: “Sizi ateşe sokan nedir?” Cehennemdekiler de “Biz namaz kılanlardan değildik, biz miskini,yoksulu yedirenlerden de değildik” derler. “Biz ölümü, ceza gününü de inkar ediyorduk. Ve günaha dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk.” 

Hayattaki en büyük tehlike dalmak. Yani farkındalığın kaybı. Buradan gelip geçenler olarak burada hep kalacağımız hissine kapılmak işte bu bir dalış, bu gaflet hayattaki en büyük risk. Buna karşı korunabilmek için bilinçte kalmak gerekir ve bu bilinçte kalış için de Cenab-ı Hak bize namazı öğretti. Bilincimizi zinde tutalım diye namazı günün içine belli aralıklarla yerleştirdi. Hafta sonu tüm haftanın namazlarını komple kılmak olabilirdi ama bu kabul olmadı, vakti gelince farz oldu. Çünkü gün içinde bizim kendimizi yenilemeye ihtiyacımız var ki dalıştan kurtulabilelim. 

Peki namaz benim zindeliğimi nasıl sağlayabilir? Huşû ile. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

21 Eylül 2024 Cumartesi

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 180

Eğer kişinin kalbinde Cenab-ı Hak ile birliktelik varsa

“Kalpler Allah’ın zikriyle mutmain olur” 

Eğer kişinin kalbinde Cenab-ı Hak ile birliktelik varsa o zaman tatmin dediğimiz o hoşnutluk, mutluluk gerçekleşir. 

Etraftaki koşullar ne kadar zor olursa olsun Allah azze ve celle bir insanı içten mutlu ettiği zaman artık onun mutluluğuna diyecek yoktur. Çünkü bizim Yaratıcı’mız bütün sistemlerimizin hâkimi. O’nunla birliktelik mutluluktur. 

Tam tersini düşünelim; O’nun zikrinden uzak kimse sarayda da olsa mutsuzdur. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

20 Eylül 2024 Cuma

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 179


HİÇ BİR HÜCCET BIRAKMAZ

Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmış insanlar, bağırıyorlar çağırıyorlar:

“Ya Rabbi n’olur bizi dünyaya geri gönder. Biz şu anda çok iyi farkına vardık, bizi geri gönder.” Ama Cenab-ı Hakk’ın iddiası şu: “Ben olması muhtemel ondaki iyiliğin ortaya çıkmasına elverecek bütün seçenekleri, bütün ihtimalleri süpürerek ne varsa kulumu hayatta hiç birini geri bırakmaksızın hepsini (tüm fırsatları) tamamlarım.” 

Yani aleyhinde hiç bir hüccet bırakmaz. Ya Rabbi bana şunu yapsaydın ben de şöyle olurdum, dedirtmez. Cenab-ı Hak onu da yapmıştır ona. Artık buraya geçenler tam bir farkındalık ile hakikati özellikle terk etmiş olarak gelir. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

19 Eylül 2024 Perşembe

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 178

Hz Muhammed’in hangi yönünü ele alsam her defasında O diğerlerini geride bırakıyordu

“Dünya Tarihine Yön Veren En Etkin 100 Kişi” adlı kitabı Amerikalı bir yazar yazmış. Listenin başında Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem var. 

Yazar diyor ki; Hz Muhammed’in hangi yönünü ele alsam her defasında O diğerlerini geride bırakıyordu (ister askeri alanda komutan olarak, ister devlet adamı, ister din adamı, ister aile reisi olarak, ister tesis ettiği içtimai toplum olarak)

Ve Hz Muhammed’i birinci sıraya almamdaki en önemli sebep, O’nun başlattığı o süreç halen dalga dalga genişlemekte. Dolayısıyla insanlık üzerindeki etkisi hala canlıdır. Tekamüle ermiş veya inişe geçmiş değildir. Ben ne yaparsam yapayım hangi manipülasyona başvurursam vurayım O’nu ikinci sıraya atmam mümkün değildi. (Yazar kitabının girişinde böyle izahatta bulunmuş)

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

17 Eylül 2024 Salı

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 176

Etrafımızdakiler değiştiğinde biz de değişiyor isek

Etrafımızdakiler değiştiğinde biz de değişiyor isek, Cenab-ı Hak ile ciddi bir bağlantımız yok demektir.

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

16 Eylül 2024 Pazartesi

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 175


KUR'AN YOKSA ŞEYTAN VAR

Bir insanın hayatında Kur'an yoksa şeytan var demektir. “Şüphesiz biz şeytanları inanmayanların yoldaşları yaptık.” A’râf 27. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

15 Eylül 2024 Pazar

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 174


HER DURUMDA "BENİM" DEDİĞİM OLUR!

Zebur’da geçtiği söylenen ifadelerden: Cenabı Allah  Davud aleyhisselam’a sesleniyor ; “Ya Davud, sen de istiyorsun ben de istiyorum. Ancak benim istediklerimden gayrısı olmaz. Eğer kendi istediklerinin peşinde koşarsan, seni yorarım, yine de benim dediğim olur. Benim istediklerim peşinde koşarsan, senin istediklerini veririm. Sonuçta yine sadece benim istediklerim olur.” 

Burada Cenabı Hakk’ın mutlak iradesinin mutlak olarak her şeyi yönettiğini, kontrol ettiğini görüyoruz.

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

14 Eylül 2024 Cumartesi

***MEVLİD KANDİLİ


Faruk Beşer Hoca'nın Mevlid kandili ile ilgili videosunu izlemenizi tavsiye ederim.

http://www.dailymotion.com/video/x8v6nw_kandiller-mevlit-kandili_people

Rabbimiz bize bir gün değil her gün Resulullahı hatırlamak, her an o sevgi hissetmek ve sünnetine sıkı sıkıya yapışmayı nasip et.


***İçine Bid’at Karıştırmadan Mevlid Kandili Nasıl Kutlanır?-EBUBEKİR SİFİL

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"
Bismillahirrahmanirrahim


Okuyucu soruyor:“Hocam, içine bid’at karıştırmadan meşru ölçüler içinde Mevlid Kandili nasıl kutlanacaktır? Buna günümüzden örnekler verebilir misiniz? Ayrıca bu günün bu şekilde de olsa kutlandığına dair Peygamber(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’den nakledilen bir hadis, ya da sahabeden ve tabiundan bize bildirilen herhangi bir haber var mıdır?

“Bir de hocam, kullanılan bid’at kavramının kelimenin sözlük anlamında kullanılmasından dolayı bu olaya meşruiyyet sağlar mı? Bid’at kavramının, sözlük anlamında kullanıldığı yerler, o yapılan işin aslının Kur’an ve Sünnet’te bulunmasından dolayı değil midir? Mesela, Kur’an’ın toplanması işi. Teravih namazı gibi. Kur’an’ın Peygamber 
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ölmeden önce inmesi bitmiş olsaydı o da öyle yapmayacak mıydı? Aynı örnek toplanması için de geçerli.”


 1.İçine bid’at karıştırmadan, meşru ölçüler içinde bir Mevlid Kandili kutlaması bolca Kur’an okuyarak, Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e salavat getirerek, O’nu alemlere rahmet olarak gönderdiği için Allah Teala’ya hamd-ü sena ederek, O’nun gelişiyle insanlığın neler kazandığını ve O’nun diriltici soluğundan mahrum kalmakla neler kaybettiğini hatırlayarak ve hatırlatarak, insanları hayra teşvik ederek, sadaka ve infakta bulunmak suretiyle ihtiyaç sahiplerini sevindirerek yapılabilir. 

2.Mevlid Kandili’nin Efendimiz 
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ve Selef zamanında kutlandığına dair herhangi bir nakil mevcut değildir. “Bid’at” nitelemesi de bu babda bu sebeple kullanılmaktadır.

3. Burada “bid’at” kelimesinin sözlük anlamıyla kullanılmış olması bu olaya elbette tek başına bir meşruiyet sağlamaz. Herhangi bir bid’atin “bid’at-ı hasene” olarak tavsifi için olmazsa olmaz bir şart vardır: Şer’î nasslarla çatışma teşkil etmeyecek ve Şer’î kavaide uygunluk arz edecek. (Bu noktada konumuzla ilgili olarak bir de “kıyasa uygunluk” boyutu söz konusudur ki, biraz sonra değineceğim.) Şu halde bu iki unsuru bünyesinde barındıran her bid’at “bid’at-ı hasene”dir gibi bir tesbit yaparsak inşaallah yanlış olmaz.


Mevlid Kandili kutlamaları Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ve Selef döneminde rastlanmadığı halde neye dayanılarak “bid’at-ı hasene” diye nitelendirilmektedir?

Bu soruya es-Süyûtî, biri İbn Hacer’e, diğeri kendisine ait olan iki tesbit ile cevap verir ki, Mevlid Kandili kutlamalarının istinad ettiği kıyasın aslını bu iki rivayet oluşturmaktadır:


4. Efendimiz 
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Medine’ye hicret ettiğinde Yahudiler’in Muharrem ayının 10. (Aşure) gününde oruç tuttuğunu görmüştü. Bunu niye yaptıkları sorusuna Yahudiler’in verdiği cevap, Hz. Musa (Aleyhisselam) liderliğinde Mısır’dan çıkarken Firavun ve ordusunun sulara gömülüşünün ve kendilerinin kurtuluşunun bu güne rastlaması sebebiyle bir şükran nişanesi olarak oruç tuttukları tarzındadır. Bilindiği gibi Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), “Biz Musa’ya sizden daha yakın ve evlayız” buyurmuş ve Ramazan orucu farz kılınana kadar bu orucu (bir-iki gün ilavesiyle) benimsemiş, daha doğrusu “sahiplenmiş”tir!1
Bu, belli bir olay sebebiyle belli bir günün Allah Teala’ya arz-ı hamd ve şükür için vesile ittihaz edilmesinin meşruiyetine delalet eder.


5. Efendimiz 
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem), doğduğu zaman dedesi Abdülmuttalib tarafından kendisi için akika kurbanı kesildiği halde, bi’setten sonra kendisi için bir akika kurbanı daha kesmiştir.2
Bu da Efendimiz 
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in, alemlere rahmet olarak gönderilişi sebebiyle bir şükür izharı anlamı taşımaktadır. Dolayısıyla bizim de O’nun doğumu sebebiyle şükür ve sürur izharında bulunmamızda Şer’an bir sakınca olmamalıdır. Vallahu a’lem.

Ebubekir Sifil - Milli Gazete – 14 Nisan 2007


Kaynakça/Dipnot
1. el-Bezzâr ve et-Taberânî rivayet etmiştir. et-Taberânî’nin senedi kavidir. Bkz. el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, IV, 94; İbn Hacçer, Fethu’l-Bârî, IX, 95. el-Mübârekfûrî’nin Tuhfetu’l-Ahvezî’de (V, 97) İbn Hacer’in bu rivayetin sadece zayıf isnadları hakkındaki değerlendirmesini naklettiğine dikkat edilmelidir!
2. el-Buhârî, “Savm, 68, “Fedâilu’s-Sahâbe”, 80…; Müslim, “Sıyâm”, 127-8; Ebû Dâvûd, “Sıyâm”, 64…

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim"


Tüm hata ettiklerim nefsimden, isabet ettiklerim Allah(cc)’dandır.

EN DOĞRUSUNU ALLAH cc BİLİR      

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 173


İSTİKBAR

Nuh aleyhisselam’ın oğlunun istikbarlığı ile ilgili: 

Oğlu, babası Nuh aleyhisselâm'ın onca uyarı ve çağrısına rağmen, suların her yeri kapladığı anda hala dağa sığınıp korunabilmeyi düşünüyor. Bir peygamberin oğlu, yüce Rabb’e karşı istikbar ediyor. Allah Teala rahmetiyle son ana kadar kovalıyor ama insan o denli inat ile ısrar ile Rabb’i yeneceğine karşı iddiasını sürdürüyor. Bu, enteresan, uçuk, abartılı bir örnek.

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

13 Eylül 2024 Cuma

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 172


PEKİ BU ELLERİ KİM YAPTI?

İbrahim aleyhisselam’a babası “Çok güzel yontuyorsun, ellerinde harika bir sanat var” dediğinde İbrahim aleyhisselam şöyle cevaplıyor: “Yonttuklarıma bakma, peki bu elleri kim yaptı?”

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

12 Eylül 2024 Perşembe

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 171


VELİN KİMDİ?

Seni daha ana rahmindeyken bilen Rabb’inden başka kim vardı? 

Annen baban senin varlığından henüz haberdar değilken, sen bile kendini henüz bilmiyorken seni bilen kimdi? 

Henüz kimin karnında olduğunu bilmiyorken, icabında dünyaya gelmesen nerede kaldı diye sormayacakları, çok da üzüntü çekmeyecekleri kadar yabancıyken, ana rahminde senle çok yakından ilgilenen, ses ve ısı dengesini ayarlayan, o muazzam sistemde seni besleyen velin kimdi? (El-Veliyy)

Velisini fark edememiş kimse boşluktadır. Şeytan onu bir oraya bir bu tarafa çekiştirir durur. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

11 Eylül 2024 Çarşamba

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 170


ONLAR ALLAH TEALA'YI UNUTURSA

Onlar Allah Teala’yı unutunca, Allah Teala'da onlara her şeyi hatta kendilerini bile unutturuyor. 

O yüzden ayetler bizim içindir ve bunca ayet bizim için itina ile konmuşken, bunu işleyecek istidatlar da bizde var edilmişken, bu kadar hazırlık bizim içinken, büyük bir sorumluluk ve görevle başbaşayız demektir. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

10 Eylül 2024 Salı

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 169


ALLAH TEALA'NIN BİR SÜNNETİ

İnsan gerçekten hayranlık duyulacak yüce Yaratıcı’ya kıymet verip hayran olmaz ise bu kez Cenab-ı Allah onu hayranlık duyulmayacak türden basit şeylerin esiri haline dönüştürür. Bu Allah’ın sünnetidir. 

Allah Teala bütün cömertliği ile nimetleri kulun önüne musahhar kılar ve kul bunu değerlendirirse (Allah’a hayranlıkla geri dönerse) Allah onun hidayetini artırır, takvayı nasip eder. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

9 Eylül 2024 Pazartesi

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 168

Rabbim sen biliyorsun ben bilmiyorum

İŞTE TESLİMİYET!

"Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Ya Rabbi hayatımdaki değişkenleri, hayrıma olacak şekilde değiştir."

Bu dua kişinin ileriye dönük en muazzam talebi. İlla bir hususta inat etmek, Yüce Yaratıcı’nın maişetine karşı gelmek, yanlış olacaktır. 

“Rabbim sen biliyorsun ben bilmiyorum. Ve senin gücüne, ilmine başvuruyorum. Güç de sende, bilgi de sende. Benim gücüm yetmez. Dolayısıyla ben şimdi diyorum ki; eğer falanca iş benim için daha hayırlı ve güzeldir diyorsan onu bana kolaylaştır, önümü aç. Taşlar denk gelsin, olaylar olacağı şekilde gelişsin. Ama benim dinim ve hayatım açısından beni olumsuz etkileyecekse onu benden uzaklaştır, sav benim başımdan. Hayır her neredeyse onu bana takdir et, beni onunla memnun et.”

İşte bu Yüce Yaratıcı’nın meşietine kendini tamamen bırakış. İşte teslimiyet bu. Kulun İslam’ı an be an tatması bu. Koşulların değişkenliği bizim İslam’ı yaşamamız için birer araç. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

8 Eylül 2024 Pazar

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 167


Sıkıntı mı geldi, bunu Rabbin’le çözmeye çalış

SEN RABBİNİ UNUTMA, O’NU HATIRINDA TUT

İşten işe daldığın o zamanlarda SEN RABBİNİ UNUTMA, O’NU HATIRINDA TUT. 

Çek ödenmedi sıkıntı mı geldi, Rabbin’le bunu çözmeye çalış. Birinden zarar mı gördün, Yaratıcı’nla paylaş. 

Böyle birinin hayatında Rabbi var demektir, namazları dışında da namazı var demektir, zekatı dışında da infakları var demektir. 

Ve o kimse kötülüğü iyilikle savabilir. Bu üst nitelikli bir davranış biçimidir. Bunu başarabilmek bir anda olan bir şey değil, bu bahsettiğim süreçlerde biraz biraz yorulmakla oluyor diye sanıyorum. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

7 Eylül 2024 Cumartesi

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 166

Şeytan bize sadece fikir verir, peşinden giden bizleriz

ŞEYTAN

Kuran okumaya başlarken dahi şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Demek şeytan Kuran okurken bile bizden ümitli, Kuran’ı anlamaktan ziyade inat ve ısrarla karşı çıkmamızdan yana ümitli. Şeytan apaçık bir düşman. Ancak üzerimizde bir egemenliği yoktur, bizler izin verdikçe şeytan aleyhimizde güçlenir. Yani şeytana karşı çaresiz değilizdir. O bize sadece fikir verir, peşinden giden bizleriz. 

Bizler bir şeyler yapmayı temenni ettiğimizde şeytan düşünce dünyamıza bir şeyler bırakıverir. Bu alternatif gelen düşünceler o iyi-güzel yaptığımız işlerde bizi riyaya davet edebilir. Cenab-ı Allah’ın memnun olduğu biçimden memnun olmadığı bir şekle yönelik bir takım düşünceler gelebilir. Bu, şeytanın promosyonlarıyla kandırdığı ve kendi peşine düşürdüğü bir amele dönüşür. 

Demek ki eğer biz Allah Teala için doğru dürüst infak etmek istiyorsak, şeytan bunu riya ile bozmaya gelecektir. “Falancalar filancalar da görsün, sen bunu şöyle yap, hem birilerine örnek olursun” şeklinde ister sağ cenahtan ister sol cenahtan girerek, ama bunu neticede Allah Teala için olmaktan çıkarıp dünyevi karşılıklarla ilişkilendirerek kişinin niyetini bozmaya tevessül eder. 

Kişi bunlara prim verirse hoş görür “ne güzel” diye kabullenirse zaten şeytanın da yapmak istediği budur, Cenab-ı Allah’a karşı içtenliğinden kişi koparsa, Cenab-ı Allah da zaten böyle kolayca kopuşlar olacak mı diye sınamak istemektedir. Yani Allah Teala kendisi adına dirençli bulunan hiç bir promosyonun kendisini çeldirmediği kandırmadığı vazgeçirmediği kimseleri ortaya çıkarmak istiyor. 

Kişi içtenliğini kaybetmediği sürece ve sadece Allah için olabildiği sürece şeytan onu saptıramaz. 

Peki neden şeytandan Allah’a sığındığımızda bazen sonuç alamıyoruz? Çünkü sabırsız davranıyoruz. Allah’a sığınıp artık bundan sonra bu şeytansı düşünceleri bizden uzaklaştıracağına dair güvenimiz ve sabrımız eksik. Hemen o an bunu yapmasını bekliyoruz. 

Cenab-ı Allah Müminlerin kendisine olan güvenini sabr ile pekiştirmelerini bekliyor. 

“Kuran okuyorum zaten. Şeytan basar gider” diyorsak yanılıyoruz. Şeytan Kuran okurken dahi aleyhimizde büyük bir tehlikeyken bizde korku oluşturmaması mümkün mü? İnsan düşmanını ciddiye almaz mı? 

Şeytan pusuda bekleyen bir varlık. Ancak bilmeliyiz ki biz istemediğimiz halde şeytan bize zoraki bir şey yaptırmaya güç yetiremez. İrademizle sınanıyoruz. 

Şeytandan gelen, duygularımızı harekete geçiren, bizi belli bir yöne mıknatıs gibi çeken bu etken hiç bir zaman irademizden daha baskın olmaz. 

Şehvetten, maldan, mülkten şeytanın kandıramadığı kişileri, öfkeden, insani ilişkilerden kandırıyor, şeytan. 

Şeytanın en çok yer aldığı ve sonuç aldığı süreçler bunlar. Kumar, alkol, şans oyunları üzerinden olsun, daha konuşurken bile o söylediklerimiz üzerinden şeytanın amacı bizi birbirimize düşman etmektir. “Kullarıma söyle, bir cümle kurarken onu en güzeliyle kursunlar” 

Niye? İşte bu şeytan yüzünden. Şeytan aramızı bozmak ister. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

6 Eylül 2024 Cuma

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 165

Teşhir etmek ne kadar suçsa bakmak da o kadar suçtur

TESETTÜR

Kadınlara Cenab-ı Hak ziynetlerini sakınmalarını emretti. 

Bu anlamda kadın bedeninin erkeğe karşı muhafaza edilmesi, kadınların başlıca sorumluluğundan biridir. 

“Erkekler de bakmasın canım” diyerek konuyu atlatan, emri görmezden gelen kimse Cenab-ı Allah’a karşı sorumludur. 

Allah Teala suçu karşılıklı önlemek adına hem erkeğe hem kadına bakmamasını ve ayrıca kadına da göstermemesini teşhir etmemesini emretmiştir. 

Teşhir etmek ne kadar suçsa bakmak da o kadar suçtur. Hatta denilebilir ki bu zincirlemenin içerisinde göstermek bakmaktan daha önce gelmektedir. 

Dolayısıyla suçun tetikleyici tarafı belki de gösteren-baktıran taraf. Teşhir ilkel toplumlardan ileri toplumlara kadar her toplumda suç sayılmıştır. Erkeğe de kadına da suç sayılmıştır. İslam açısından baktığımız yer ise ölçü ve sınırıdır. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1 

5 Eylül 2024 Perşembe

Kişiler bir araya gelerek Hz. Peygamber adına kurban kesebilirler mi?

Dinimizde böyle bir uygulama yoktur. Bunun, yapılması gereken bir ibadet gibi görülmesi caiz değildir. Çünkü Allah'ın (c.c.) emretmediği ve Resûlü’nünden (s.a.s.) de nakledilmeyen bir uygulamayı ibadet gibi telakki etmek ve ona dinîlik vasfı vermek bidattir. Her bidat da Hz. Peygamber’in (s.a.s.) nitelemesiyle dalalettir (Müslim, Cum‘a, 43 [867]).
Hz. Ali’den rivâyet edilen “Resûlullah (s.a.s.) (sağlığında) kendi yerine bir kurban kesmemi vasiyet etti. İşte ben de onun yerine kurban kesiyorum.” (Ebû Dâvûd, Edâhî, 2 [2790]; Tirmizî, Edâhî, 3 [1495]) şeklindeki haber, bu uygulamaya delil olamaz. Çünkü Hz. Ali, kurbanı kesme gerekçesi olarak Hz. Peygamber’in kendisine bunu vasiyet etmesini göstermiştir. Dolayısıyla bu hadis, eğer vasiyeti yoksa ölü adına kurban kesileceğine delalet etmez.

4 Eylül 2024 Çarşamba

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 164

Yüce yaradanı takmayan birisinin O’ndan beride kalan herkesi takması hiç bir anlam ifade etmez.

ADALET


Kul adalet ilişkisini evvel emirde yüce yaradana karşı gözetmeli. Bunun aksi korkunç sonuçlara yol açar. 

Allah Teala zulme insanlardan daha çok sabırlıdır. Kendisine karşı adaletsiz kullarına mühlet verir. Kulun bunlardan vazgeçmesi için önce yumuşak uyaranlarla, sonra sert uyaranlarla uyarır. 

Bunların hepsi yüce yaradanın kulun aklını başına getirmesi için sağladığı kula dönük rahmetinin sonucu uyaranlardır. 

Bunlardan can yakıcı, acıtıcı olanı varsa bile onlar dahi kulun dönmesi için bir çağrıdan ibarettir. “Büyük azaptan önce biz onları küçük azaptan tattırırız. Böylelikle dönerler diye.” (Secde-21) 

Kul farkına varmalıdır ki Cenab-ı Hak onun düşünmesi için bir parantez açmış. Yaradanla olan ilişkisinde kendisine gelmesi için. Dönmesi içindir.

Cenab-ı Hak zulme karşı çok sabırlıdır. Kullar ise ivedi tepki verebilirler, onları zulüm, haksızlık, aşağılama çok rahatsız eder, incitir. Cenab-ı Allah’ın ise kibriyası incitmekten uzaktır. 

Kulların hepsi O’nu yok saysa bile O’nun hükümranlığı eksilmez ve en küçük bir rahatsızlık duymaz. Fakat kulları adına duyduğu bir rahatsızlık vardır. Kullarının böyle bir sürece girmesi O’nu memnun etmez. O ister ki kulları kendi rahmetine cennetine saadetine yönelsinler. Kulları için iyi olanı isteyen Cenab-ı Hak, kullarının kötü tercihinden bu manada rahatsızdır. Kendi için değil kulları için küfre razı değildir. 

Anne şefkatinin ebeveyn şefkatinin de yaratıcısı olan Cenab-ı Hak bunun ötesinde bir şefkatle kulunu esirgemez mi? Kulu için hep iyilik planlar ve hep iyilik içinde manipüle eder yönlendirir. Fakat kul ısrarla inatla yüce yaradana karşı adil olmaz, saygısız olursa, haksızlık ederse bir zaman sonra bu, kararlı bir tepki haline gelir. 

Dolayısıyla kul adalete, Cenab-ı Allah’a karşı adaletle başlamalı. Ne yazık ki insanlarımızın çoğunda sosyal çevresinde iyi bilinir olmak, insanların malına mülküne ilişmeyen biri olmak iyiliğin mutlak ölçüsü gibi takdim edilir. Sosyal çevresinde iyi olmanın Allah katında da iyi olmayı gerektirdiği gibi bir zan şeytani bir zandır. 

Böyle tarifler kişinin ahiretini kurtarmaz. “Çok iyi bir insandı herkese iyi davranırdı” gibi söylemler ölmüş birinin ardından yeterli değildir. Bunlar insanlara karşı o kişinin adaletini tanımlasa da Cenab-ı Allah’la ilişkisi göz ardı edilemez. Çünkü kulun yeryüzündeki ilişkisi Allah ile başlar ve devam eder. 

Yüce Yaradanı takmayan birisinin, O’ndan beri herkesi takması hiç bir anlam ifade etmez. Hiç bir kulun kul üzerindeki hakkı, Cenab-ı Allah’ın kullar üzerindeki halkıyla kıyaslanamaz. Ve O’nu tanımadıktan sonra başkalarını iyi tanımışız anlamı yok. 

-O çok iyi bir kimseydi. 

-Peki namaz kılar mıydı?

-Aaa yok namaz kılmazdı. 

Cenab-ı Allah’ın yap dediği hususlarda kayıtsız kalmış, O’nun periyodik günlük çağrılarına kulak asmamış birinin, toplumun çağrılarına icabet etmiş olması, kırmızıda durup yeşilde geçmiş olması, vergilerini ödemiş olması hiç bir anlam ifade etmez. 

Yüce yaradanı takmayan birisinin O’ndan beride kalan herkesi takması hiç bir anlam ifade etmez. 

Hiç bir kulun kul üzerindeki hakkı, O’nun kulları üzerindeki hakkıyla kıyaslanamaz. O’nun gibisi yoktur. O’na her şeyimizle borçluyuz, medyunuz. Allah O’nu tanımaya karşı merakımızı ilgimizi araştırmamızı elbetteki hak etmektedir. O’nu tanımadıktan sonra başkalarını tanımışız pek bir anlamı yok. 

Barışık adil bir ilişkiyi kul Allah’la kurarsa yaşamına da renk gelir mutluluk gelir ve ahireti için de ümitvar olduğu bir süreç başlar. Gece yarısı araçla giderken karşıdan gelen kişinin uzun ışıkları yakıp bizim gözümüzü kavurması bile adaletin konusu içinde yer alır. Allah adaleti emretmektedir, karşı tarafın size gösterdiği saygı, sizin de bilmukabele onun gözlerine karşı adil davranmanız gerekir ve sizin de ışıklarınızı kısaya almanız gerekir. 

Biz karşıdaki kişinin gözlerine saygısızlık göstermekten ziyade Allah’ın adalet emrini ihlal etmekten dolayı rahatsızlık duyarız. İşte Mü’min vicdanıyla seküler vicdan arasındaki fark budur !!!

Seküler vicdan dediğimiz şey kendi yarar-çıkar ilişkisi açısından konuyu kıyaslayarak sonucu bağlar. “Ben doğru davranayım ki doğru davranış yaygınlaşsın. Dolayısıyla ben de birey olarak bu doğru davranıştan hisseme düşeni yaşayabileyim. Benim burada bireysel olarak doğru davranmamın yararı yine bana dönecektir.” Bu seküler bir bakış açısı. Kendi içerisinde doğru olabilir. 

Ama Mü’min bakış açısı daha geniş ufukludur. Mü’min, o denklemin içerisine yüce yaradanı katar. Adil davranmadığı sürece O’nu kızdıracağını, O’nu kızdırdığında da hayatındaki her şeyin bozulacağını düşünmeyi başlar. O’nu öfkelendirdikten sonra ters giden kulları da sizin önünüze çıkarır, eşyayı taşları yolları her şeyi karşınızda bulabilirsiniz. Çünkü göğün ve yerin orduları Cenab-ı Allah’ın kudreti içerisindedir. Kapının ansızın açılıp ters çarpması bile, bir şeyin masadan düşüp canınız sıkması bile ters giden ufak tefek her şey yüce yaradanın kontrolü ve bilgisi dışında asla değildir. 

Dolayısıyla bu korku kulun takvasını besler. Söz gelimi gecenin yarısında tenhada kimsenin olmadığı yerde de Allah’a karşı olan sorumluluğuyla adaletten ayrılmamayı seçer. Seküler insan "aman kim görecek kimse yok zaten, geçeyim gitsin", derken Mü’min geçmez. Çünkü bu olay yüce yaradanın bilgisi dahilindedir ve en tenhada en gizli yerde de olsa O’na karşı sorumluluğu devam etmektedir. 

Dolayısıyla kurallarla, müeyyidelerle, caydırıcı faktörlerle toplumu inşa etmek her zaman sonuçsuz kalacaktır. Çünkü boşlukları bütünüyle doldurmak teorik olarak mümkün değildir. Her hileyi bir müeyyide ile önlemeye çalışmak, ömrümüz boyunca kanun yapsanız yetişemezsiniz. Dolayısıyla da buradan sonuç almak mümkün değil. Sonuç alınabilen yegane bir yol varsa o da Cenab-ı Hakk’a karşı sorumluluğun uyandırılması yani Mü’min vicdanının hakarete geçirilmesi ve ancak böyle bir ortamda barışık huzur içinde geçici de olsa bir hayat kurabiliriz. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1  

3 Eylül 2024 Salı

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 163

Allah bize hayatın sigortasını öğretti

HÜMANİST HUKUK


Bizim "medenice" diye deli olup bayılarak alıp getirdiğimiz, Allah Teala’nın hükümlerini arkamıza atıp, gidip getirdiğimiz hukuk nizamı bu. 

Kısas hükmü gözardı edilip, idam kaldırılıp, Cenab-ı Hakk’a sen bunu bilememişsin biz daha iyisini bildik, Avrupalılardan aldık, dersek akibetimiz hayr olmaz, bir sürü felaket gelir, biz nerede yanlış yaptık diye dövünürüz. 

Kan davaları denen seri cinayetler çıkabiliyor. Bir cinayet fitneye dönüşüyor yüzlercesini doğuruyor. 

Adı hümanist fakat akleden insanın hayvandan daha deli olduğu bir hükümler dizisi bunlar. 

İnsan teknoloji üretiyor ama nizam üretemiyor. Çünkü şeytani bir bakış açısıyla Allah Teala’ya alternatif üretmeye kalktığından, Allah Teala’ya alternatif güzel bir şey bulamıyor. Çünkü en güzelini O söyledi. Ondan gayri söyleyeceğimiz her şey kötü olacaktır. 

Hakkı Cenab-ı Allah söyledi, bir hak daha bulup onu da ben söyleyeyim diye insanlık yırtınıyor. Maksadı O’na rekabet. Şeytan ile bir olup kendi bağımsızlığını kendi dünyasını kurmak istiyor. Ama malzeme yok ortada. 

Hakkı zaten Cenab-ı Allah kendi zatına almış. Gerisi batıl. Ürettiği her şey elinde kalıyor, ihsan filan çıkmıyor. Onun hukuk nizamından kabarık dosyalar, tatminsiz insanlar, hiç bir tarafı memnun etmeyen saçmasapan sonuçlar ortaya çıkıyor. 

Çünkü Allah’ın sözü en yücedir. O’nun gölgesinde bir hukuk nizamı oluşturursan, o zaman hava su gibi insan aklına, psikolojisine, vücuduna uygun sonuçlar elde edersin. 

Ama yok, bundan ayrı bir yol arayayım dersen, karganın klavuzluğunda burnun pislikten çıkmaz. 

İnsanın aya gittiği bir zamanda kısası ıskalaması böyle bir saçmalıktır. O yüzden Allah azze ve celle bize sadece adaleti öğretmedi, estetiği de öğretti. 

Yanlış yapabiliriz ama bundan çıkışı bize öğretti. 

Cinayet bile işleyebiliriz maazallah ama bundan çıkışı öğretti. 

Bir cinayet işlendiyse artık herkesin kanı heder olsun, toplum fitneye girsin ister miyiz? istemeyiz. (kan davaları) Bunu nasıl önleriz? İşte yüce Allah bize bunu öğretti hayatın sigortasını öğretti. Ölçüsüyle estetiğini bize verdi, daha güzel sonuçlar için.

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1  

2 Eylül 2024 Pazartesi

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 162

Bunu bana söylüyor Rabbim

“Hidayet ve rahmet ancak iman edenlere (yani üstene alınanlara)”

"Bana diyor Rabbim! Bana sesleniyor, bana hitap ediyor. Beni çağırıyor" diye hep kendisini anlayanlar. 

Ne ayet duysa, ne uyarı, ne çağrı, ne müjde yahut tehdit duysa herbirinde "bana söylüyor Rabbim" der ve sorumluluğunu kuşanır, gereğini yerine getirir. 

Kafir ve fasık ise üstüne alınmaz başkasına söylüyor gibi davranır. 

Kul Kuran-ı Kerim’i açıp bağrına basacak “bana göndermişsin ya Rab” diyerek sahiplenecek. 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1  

1 Eylül 2024 Pazar

Prof.Dr.Halis AYDEMİR'in derslerinden kısa notlar 161

Gücünüz yettiği kadar takvaya yönelin

TAKVA

Gücünüz yettiği kadar yapabildiğiniz kadar takvaya yönelin. Bunu ne kadar çoğaltırsanız cehennemden kurtuluş süreciniz de o kadar çabuk olacaktır. 

Müttakiler cehennemin sesini bile işitmeden bir yıldırım hızıyla cehennemin uzağından geçerler. 

Takvası daha az olanlar daha yavaşça, daha daha az olanlar daha daha yavaşça, en az düzeydeki takvası olanların da cehennemden en sonlarda kurtuluşu söz konusu. 

Kafirler orada ebedi olarak kalacaklardır. Böyle bir şeyi tasavvur etmek bu dünya hayatında kişinin Allah Teala’ya karşı saygısını tetikler. 

O yüzden takva çoğunlukla korkuyla da anlatılır. Yani takvayla korkunun neredeyse eşleştiği söylenir. Halbuki takvaya başka şeyler de yol açar. Kişinin O’na duyduğu sevgi saygıda bulunmaya yönlendirebilir. Allah’ın vadettiği ödüllere ulaşma arzusu da kişiyi motivasyona, heyecana, arzuya kaptırıp O’na saygıda bulunmaya sevk edebilir. 

Dolayıyla kişide takvayı besleyen başka unsurlar olmasına rağmen bunlardan çoğu zaman en güçlü olanı Allah Teala’nın azabına duyulan korkudur. “Ey kullarım benden sakının. Ben azabı şiddetli olanım” 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1